Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O yedi sıfır var ya...

NÜFUSU 1 milyon 2 yüzbin olan bir ülkenin, 9 bin kişilik stadında yaklaşık 5 bin kişi dünkü maçı izledik. Esyonya’da futbola ilgi çok büyük olmasa da çok genç ve iyi mucadele eden bir milli takımları var. Ama A Milli Takımımız’la kıyaslanacak bir durumları da yok...

Hal böyleyken, Bosna’dan 7 olmak üzere grupta 3 maçta 13 gol yiyen bir takıma karşı farklı bir beklenti içine girdik elbette...

Aslında Estonya’nın Bosna’dan 7 gol yemesi bizim takımın dezavantajıydı dün. Çünkü tüm kamuoyu garip denilebilecek bir mantık yürütüyordu maçtan önce; "Bosna, Estonya’yı 7-0 yendi, Türkiye de Bosna’yı 2-1 yendi. Demek ki Türkiye, Estonya’ya daha büyük bir fark atacak!"

İşte böyle bir kamuoyu psikolojisiyle sahaya çıkan milliler, dün ilk yarıda resmen kasıldılar... Golü bulamadıkları her dakika da millilerimiz daha çok gerdi ve gereksiz hatalar yapılmaya başlandı. O, 7-0’lık sonucun dünkü ilk yarıya etkisi ne kadardı bilmem ama millilerimizin kesinlikle etkilendiğini söyleyebilirim...

Yani, ilk yarı için söyleyebileceğimiz kısaca, "ayarımız olmayan bir takım" ayarımızı bozdu.

GiZLi SKORBOARD

VE ikinci yarı...

Skorboardu arıyorum... Yok! Vallahi yok, billahi yok derken sonunda kenara iliştirilmiş, bizim İETT otobüslerindeki elektronik panolarda hallice bir şey gördüm. Dakika 71. Hala 0-0 yazıyor... Zaman daraldıkça daralıyor ama millilerimizde hala tık yok! Elbette Semih gibi topu tutan bir santrfordan ve daha birçok önemli yıldızdan yoksundu A Milli Takım ama yine de Estonya sahadaki takımımızın ayarında değildi.

Üstelik millilerimiz golü bulmakta zorlandıkça, Estonya daha da cesaretleniyordu dün...

58. dakikada oyuna girip 7 dakika sonra topla buluşabilen Yusuf’un takımı ateşlemesi de kar etmedi. (keşke ilk 11’de başlasaymış) Fatih Hoca bu kez 70. dakikada Kazım’ın yerine Uğur’u aldı. A Milli Takım bastırdıkça bastırdı, zaman daraldıkça daraldı...

Hani derler ya "vurduk vurduk ölmedi" işte aynen öyle. Şanssızlık diyebileceğimiz bu duruma biraz da beceriksizlik eklenince futbolcularımız sahada, biz tribünde şaşırdık kaldık. Lafın kısası, olmayınca olmuyor(!)

AHMET ÇAKAR’A SORUN

EVET, Ahmet Çakar’a sorun... Çünkü 3 gün önce spor programında kendinden gayet emin bir şekilde "Türkiye, Estonya’yı ye-ne-mez" dedi. Israrla "mümkün değil millilerimiz Estonya’yı yenemeyecek" dedi. Dinlerken "ikinci bir bikini vakasımı geliyor" diye düşündüm ve güldüm de... Çünkü hiç kimsenin aklından geçmeyen bir sonuçla döndük İstanbul’a. Elbette hiçbir şeyin sonu değil bu sonuç ama büyük bir kayıptı bence... Nasıl oldu, niye böyle oldu Ahmet Çakar’ı görünce soracağım. Mutlaka bir bildigi vardı ki iddia etti.

Bana göre dünkü sonucun sorumluları oyuncular... Evet çok pozisyon bulduk ama çok acemice kaçırılan gollerde Fatih Hoca’nın da yapacağı bir şey yoktu... Sonuç olarak "artık önümüzdeki maçlara bakacağız" klişesinden başka bir şey gelmiyor aklıma...
X