"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

O yalnız kalplerin "Güzin Abla"sıydı

Hürriyet gazetesi onun için geçen yıl bu başlığı atmıştı... Anneciğimin ölümünün üzerinden tam bir yıl geçti.

Zaman nasıl da geçiyor. Aşk acısı, yalnızlık, cinsellik, töre sorunları ve daha niceleriyle ilgili milyonlarca insanın dertlerine derman olmaya çalışan, başı sıkışan herkese yardım eden, "Güzin Abla" deyimini sözlüklere yerleştiren, Türk halkının sevgilisi, Hürriyet’in "Güzin Abla"sı geçen yıl işte bugün hayata gözlerini yummuştu.

Onu anmadığım tek bir gün bile yok... Ama sanırım, benimle birlikte tüm okurları ve sevenleri de onu aynı şekilde anıyorlar, unutmuyorlar... Ben de yaşadığım ve nefes aldığım sürece anneciğimi unutmayacağım ve unutturmayacağım. İşte bu nedenle onun köşesini, onun saygın ve sevilen ismiyle sürdürmeye ve ona layık olmaya çalışıyorum. O, 40 yılı aşkın bir süredir devam eden köşesi için çabalarken yalnızca insanlık görevi yaptığını düşünüyordu.

Okurlarıyla üzülüp, okurlarıyla ağlayan, yine onlarla mutlu olan bir insandı. Güzin Abla olmasındaki başarısında, eğitimi ve yılların birikimi tecrübeleri dışında; gözlemci, insanlara açık, dışa dönük ve çok içten bir insan olmasının büyük payı vardı. İşte sanırım onu bu yüzden çok sevdiler.

Televizyon programlarında, tiyatrolarda hatta üniversite kürsüsünde ve Meclis’te bile adından sık sık söz edildi.

Bugün ölümünün birinci yıldönümünde, onu rahmetle anarken, ölümünün ardından yazılan birkaç değerli yazıya köşesinde yer vererek, okurlarına ve sevenlerine onun eşsiz kişiliğini bir kez daha hatırlatmak istedim.

YONCA ALGAN DİVAN (TORUNU)

"Anneannem;

O dünya tatlısı biriydi... Tipik ikizler burcuydu... Anını takip edemezdiniz bir mutlu, bir hüzünlü... Kendini insanlara yardım etmeye adamış biriydi... Odasında bir stiker vardı: "Yaptığın iyilik bir gün gelir, görevin olur..." Anneannem işini çok sevdi, akşamları toplandığımız soframızda okurlarının sorunlarını konuşur, çözüm yolları arardı. İşte bu yüzden çok yıprandı... "Derdin büyüğü küçüğü, saçması olmaz", diye düşünürdü o...

Her kesime, her yaşa hitap edebilirdi; karşısında kültürlü biri varken başka biri, 10- 12 yaşında bir çocuk varken başka biri, bir Anadolu kadını varken başka biri olurdu... Herkesle çok rahat iletişim kurardı... Ama çok da çekingendi. Bir ortamda tanınacak diye ya da ona ayrıcalık yapılacak diye çok rahatsız olurdu. Çok inançlıydı ama ibadetini kimseyle paylaşmazdı. Aynı zamanda da tüm ailemiz gibi gerçek bir Atatürk’çüydü. Üstelik çocuk yaşta da olsa, onu yakından görmüş olmakla gururlanırdı. Benim de, Atatürk ilkelerine bağlı bir genç olarak yetişmeme o neden olmuştur.

Her sabah bana kahvaltı hazırlardı; okul servisine binmeden pencereden ayrılmaz, akşam da beni pencerede beklerdi, tıpkı anneme yaptığı gibi... Hep endişeli ve meraklıydı; hep başımıza kötü bir şey gelmesinden korkardı. Büyük babası bir gün evden çıkmış bir daha geri dönmemişti; ne ölüsünü ne de dirisini bulmuşlardı; bu onu çok etkilemişti...

Annemle babam hatalı bir davranışımda bana kızdıklarında, anneannem beni hemen kollarının arasına alır, araya girerdi. Ortamı yumuşatır, benim en az şekilde etkilenmemi sağlardı. O benim koruyucu meleğimdi...

ARKASINDA ÇOK ŞEY BIRAKTI


Hayvanları çok severdi. Birçok kedi bakmış ve hepsinin ölüm acısını yaşamıştı. Paraya hiç önem vermezdi. Çok güzel yemek yapar; misafir ağırlamasını çok severdi. O Hasta yatağında yatarken sanki hiç ölmeyecekmiş gibi geliyordu. Anneannem hep yanımızdaydı, oradaydı, nefes alıyordu ya yeterdi... Şimdi artık odası boş. Ve anneannem yok... Artık torun sıfatım da yok. Şükür kızımı görebildi. O minnacık ellerini öpebilirdi. Ama "Yaşlılar bebekleri öpmemeli" derdi.

Arkada bıraktığı birçok anı, güzellik ve öğretileri var. İnsan sevgisi, hoşgörüsü, yardımseverliği, insanları mutlu etmesi, anlayışı, kültürü... Annem ve okuyucuları... Keşke diyorum daha çok şey öğrenebilseydim ondan... Daha çok vakit geçirseydim. Bana çok emeği geçmiştir; üzerimdeki hakkı çok büyüktür ödenmez. Nur içinde yat, rahat uyu anneanneciğim. Annem ve ben seni çok seviyoruz."

F. BİRLİK: "Bir melek bu dünyadan göçtü, iyi bir isim yaptı ve bu ismi muhafaza etti. O ismi de layık olan birine bıraktı... Allah’ın takdiri..."

SELİM Ö...: "Halk Güzin Ablasını öyle bir yere koymuştu ki onu tanımayan yoktu, o bizim ışığımızdı; bizim yol gösterenimizdi. Ondan o kadar çok şey öğrendim ki hayatım boyunca ona minnettar kalacağım. O toplumumuzdaki çok büyük bir eksikliği dolduruyordu. İnsanlarımız onun sayesinde hayatın güzel olduğunu, küçük şeyler için canımızı sıkmamızın ne kadar gereksiz olduğunu öğrendi. Ailemin tek çocuğuyum ve bir derdim olduğunda içimi ona dökmeyi başka bir yakınıma anlatmaya yeğ tutuyordum çünkü o çok samimi ve içtendi. Onu hiç unutmayacağız, onun kalbimizin bir köşesinde her zaman yeri olacak..."

ERTUĞRUL ÖZKÖK

"Dün Hürriyet’in başlığı çok güzeldi: "Yalnız kalpler ablasını kaybetti."

Gerçekten de, Güzin Abla, yıllar boyunca, şehirlerde, kasabalarda sevgilerini, cinsel sorunlarını tek başına yaşayan kadınların, kızların en yakın dostu oldu...

Rumuzlar arkasında kendine emin limanlar bulan on binlerce kadın ve kız, bu gökyüzünün, bu yıldızların altında tek başına olmadıklarını, başka insanların da aynı sıkıntıları yaşadıklarını onun sayesinde öğrendiler.

Güzin Abla’nın köşesi, bir "yalnız ve hüzünlü kalpler kulübü" oldu.

Akşamları annesinin, babasının, ağabeyinin, eşinin baskısı ile yapayalnız yatağa giren insanlar, onda en güçlü psikiyatrı buldular. Onun görünmeyen koltuklarına yatıp, dertlerini, geçmişlerini, bilinçaltlarını döktüler.

Güzin Abla, kalabalıklar arasında, kasaba hüzünleri içinde yapayalnız kalmış kadınların ilk kolektif terapistiydi...

Dertlerini hep ona anlattılar... İşte Güzin Abla’nın en büyük gücü buydu.

Güzin Abla benim gözümde hep çok önemli bir şahsiyet, çok devrimci bir kadın ve çok önemli bir yazar olarak kaldı.

Onun püriten ahlakı belki bazılarımızın gözünde demode oldu... Belki bazıları gülüp geçti.

Benim gözümde ise o püriten ahlak, hep romantizmin sözlükteki eşanlamlısı olarak kaldı.

Bazılarımızın cinsel devrimlerin en şaşaalısını yaşadığı, yücelttiği bir dünyada, bırakalım bazılarımız da Kerime Nadir kahramanı olarak kalabilmeyi başarsın.

Emin olun 19. yüzyıl romantizminden geri kalan bu küçücük parçalara çok ihtiyacımız var.

Güzin Abla, nur içinde yatsın. Onun bu dünyada arkadaşlık ettiği yalnız gönüller, öteki dünyada etrafında sevgi dolu bir kalabalık oluşturacak... Eminim..."
X