"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O vapurdan inip bu vapura binenler

DUYANA duymayana, görene görmeyene Gezi gençliğinin yeni gerçeğini bir kere daha, altını çize çize anlatayım.

- Gezi olayı, bu ülkenin uzun sürmüş “iç soğuk savaşını” bitirmiş, Yeni Türkiye insanının doğuşunu ilan etmiştir.
- Bu çocuklar, başörtülü kızların ikna odalarına sokulduğu günleri bilmiyorlar. O yüzden başörtüsü veya dekolte elbise gördüğü zaman öfkeli birer boğaya dönüşmüyorlar.
Aynı bahçelerin çocukları onlar:
Başörtülü için açık saç, saçı açık için başörtüsü, bahçeyi bölen bir duvar değil artık.
- Cumaya giden, namaz kılan, oruç tutan insanla, bunları yapmayan insan artık aynı mahallenin çocuklarıdır.
- Belki Başbakan görmüyor ama bu çocuklar aynı vapurlardan inip aynı vapurlara biniyorlar, aynı denizlere açılıyorlar.
Kadıköy vapurundan başörtülü kızlar da iniyor, Üsküdar vapuruna japone kollu kızlar da biniyor.
- Bu çocuklar askeri vesayetin, darbenin ne olduğunu bilmiyor. Yaşamadılar ama kötü bir şey olduğunu dinlediler, okudular, öğrendiler. O yüzden asker kelimesinin A’sını bile Gezi meydanına sokmadılar.
- Bu çocuklar dayak yiye yiye dayak atmayı öğrenen ve bununla övünen bir neslin ahvadı değiller.
- Ama bu çocuklar biber gazını beraber soludular, TOMA suyunda beraber ıslandılar. Askeri vesayetin kötü olduğunu dinlemişlerdi, polis vesayetinin ondan beter olabileceğini de yaşayarak öğrendiler.
Askeri rejimi biliyorlardı, polis devletini de öğrendiler.
O yüzden askerini kışlasına sokan demokrasinin, polisini de kışlasına sokması gerektiğini çok iyi biliyorlar.
- Bu çocukların babaları mahallelerini böldüler, kendi gettolarını yarattılar. Gettodan gettoya laf sıktılar, kurşun attılar, hançere oynattılar.
- Bu çocukların ise gettoları yok. Playstation çocukları onlar. Babalarının bunkerlerinde evcilik, fikir siperlerinde saklambaç oynamadılar.
Bölünmüş mahallelerini birleştiriyorlar. Sosyal paylaşımın yeni vatandaşları oluyorlar. Çünkü paylaşacak şeyleri var.
- Bu çocuklar vicdan denen duygunun insanın dışında değil içinde olduğunu büyüklerinden daha iyi biliyorlar. Aklın yaşta değil başta olduğunun farkındalar.
- İşte o nedenle Kayserili işadamı, otobüs kiralayıp fabrikasında çalışan işçileri AK Parti mitingine gönderirken, başörtülü kızı hayretle ona bakıyor.
Sadece hayret etmiyor, itiraz ediyor. “Ne yapıyorsun baba” diye soruyor.
Çünkü o mahallede de biat kültürü duvara dayanmış, her iki mahallede de o duvardaki herhangi bir tuğla olmayı reddeden çocuklar nesli doğmuş.

* * *
  
Eski kafa, Gezi çocuklarının bu yeni gerçeğinden habersiz.
O yüzden savaşın bittiğini bilmeyen Japon askerleri gibi duvarlarla çevrili karanlık ormanlarında yaşamaya, taraftarını hayali düşmanlara karşı her gün yeniden iman tazelettirmeye çalışıyor.
Artık başaramayacaklar.
“Bizler”  ve “onlar”, Soğuk Savaş döneminin köhnemiş, trajik bir alışkanlığı olarak artık son kartlarını oynamaktadır.
Bu köhne oyunda, yeniden oy alabilir mi?
Alabilir...
Ama o oyu yastık yapıp başını onun üzerine koyduğunda, eski huzuru bulamaz...
Başbakan ve arkadaşları haklıymış...
İktidarda üç dönem, eskime ve köhneme konusunda yeterince uzun bir süreymiş.

‘Yalan Dünya’nın harbiden doğru kadınları ve erkeği

KIRK yaş kadın kuşağı, Gezi olaylarını çok iyi anladı.
Alın Ayşe Arman’ın bu dönemde yazdığı yazıları...
Gülse Birsel’in Hürriyet Pazar’daki harika yazılarını...
Bu yazılar “Kadıköy vapurundan inen kadınların” isyanını bütün Türkiye’ye taşıdı.
Günlerdir aynı şeyi yazıyorum.
Gezi Ruhu, Türkiye’yi bir daha geri dönülmeyecek şekilde değiştirmeye şimdiden başladı.
Bir örnek mi?
Alın Yalan Dünya oyuncularının pazar günkü LGBT yürüyüşü için yaptıkları tanıtım klibini...
LGBT, “Lezbiyen”, “gay”, “biseksüel”, “transgender” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kelime.
Genellikle eşcinsellere, lezbiyenlere, travestilere, transseksüellere uygulanan şiddete, ayrımcılığa karşı çıkmak için oluşan bir hareket. Bütün Türkiye’de ve dünyada her yıl bir LGBT yürüyüşü yapılıyor. Geçen yıl Türkiye’deki yürüyüşe 20 bine yakın insan katılmıştı.
Bu hareket bütün dünyada, yeni demokrasi anlayışının yayılmasında çok etkili bir sembolizmle yüklü.
‘Yalan Dünya’nın kadın oyuncuları, bu pazar günü İstanbul’da yapılacak yürüyüşe davet için çok etkili bir klip hazırlamışlar.
Aralarında tek erkek var.
Altan Erkekli...
Helal olsun sizlere...
Çağdaş demokrasilerin çoğunluğun haklarından çok, azınlığın korunmasına yönelik bir zihniyet üzerinde yükseldiğini bu kadar güzel anlatabilirdiniz.
Yüzde 49 nokta küsur çoğunluğun, bir çoğulculuk istibdadına dönüştürülmesini demokrasi sananlara verilebilecek en güzel demokrasi dersi budur.

Sünni kardeşim, demokrasi ve akil tavır bu fotoğrafın altında

O vapurdan inip bu vapura binenler

SÜNNİ kardeşim...
Ben de Sünni’yim...
Sünni kardeşlerime seslenmek istiyorum.
Bu fotoğrafa iyi bakın, bakalım...
Bu fotoğraf, Tunceli’de cemevinde çekildi.
Duvardaki o fotoğrafın altında oturanlar Akil İnsanlar grubundan.
Üstlerindeki tabloya iyi bakın.
Bu, biz Sünnilerin camilerinde görebileceği bir tablo değil.
Hz. Hüseyin’i ve Kerbela’da şehit edilen 72 Resul’den bir çocuğu tasvir ediyor.
Ama orası da en az bizimki kadar saygıdeğer bir ibadet yeri.
Hayatımda hiç cemevine gitmedim.
Bu fotoğrafı çok sevdim.
Dini farklı bir yaşam biçiminin farklı renklerini bize yansıttığı için sevdim.
Başörtüsü ile Sibel Eraslan o tasvirin altında saygıyla ve huzurla oturuyor.
Sünni inancın en radikal gazetelerinden birinde yazan Abdurrahman Dilipak da o tablonun altında en saygılı biçimde oturuyor.
Bunları gördüğüm için sevdim.
Son zamanların bize en yakışmayacak tartışmalarına verilebilecek en güzel cevabı verdiği için sevdim. Mesela mı?
Kadıköy vapurundan inen insanlara ayrımcı bir gözle bakanlara cevap verdiği için.
Mesela...
Cemevleri ibadethane değildir tartışmasına son verdiği için.
Mesela...
Aleviliği kendine özgü farklı bir inanç olarak görmeyenlere güzel bir cevap verdiği için.
Mesela...
Ortadoğu acımasız bir mezhep savaşına girerken, Türkiye’yi bundan ayırdığı için...
Sünni kardeşim...
Bu fotoğrafa iyi bak.
Gerçek manada inanç özgürlüğü bu fotoğrafın altında...

Gezi ruhunun tek adresi Başbakan Erdoğan değil

Başbakan Erdoğan’ı anlamıyorum. Gezi olaylarını sanki sadece ona yönelik bir hareket gibi üstleniyor. Doğru...
- Gezi’de onun otoriter yönetim tarzına mesaj var.
- Ama, CHP’nin yeni dünyayı ve demokrasiyi anlayamamış tavrına da mesaj var.
- 28 Şubat’ta o günün haksızlıklarını tam olarak göremeyen bana da mesaj var.
- Barış sürecini sadece Erdoğan-Öcalan anlaşması ile mümkün olduğunu sanan liberal aydına da var.
- Ulusalcılık kelimesine anti-Erdoğancılıktan başka çağdaş içerik veremeyen köhnemiş milliyetçilere de var.
- Yıllardır aynı sıkıcı tavırla, aynı yaratıcılık yoksunluğu, aynı mizah fukaralığı ile yazı yazıp da dünyayı değiştirdiğini sanan köhne köşe yazarına da mesaj var.
- Gazeteciliği sadece yandaşlık veya karşıtlıktan ibaret sananlara da.
Bu sürecin sadece Erdoğan’a değil, Türkiye’nin her alanındaki müesses nizamını sarsan bir etkisi olacak...
Oluşan yeni dünyaya, hiçbirimiz eski kafayla karşı koyamayız.
Koymamalıyız.

X