"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O sözlerin perde arkası

Ertuğrul ÖZKÖK

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, geçen pazar akşamı TRT'de Kurtul Altuğ'un programında siyasetçilere çok ciddi bir uyarıda bulunuyor:

‘‘Seçim kampanyasında dini istismardan kaçının.’’

Arkasından bir uyarı daha:

‘‘Kampanya sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ve mensuplarını hedef alan davranış ve konuşmalardan kaçının.’’

BENİ BULURLAR

Bunu yapanlar ne olur?

Cumhurbaşkanı bunun güvencesini de veriyor:

‘‘Bunu yapanlar karşılarında beni bulurlar.’’

Bunlar öyle canlı yayında o anda akla gelerek söylenmiş sözler değil.

Arkasında önemli bazı olaylar var.

Biraz gerilere dönelim.

Demirel bu uyarıyı ilk defa, bundan üç ay önce İstanbul'daki evinde Hürriyet yönetici ve yazarları ile sohbet ederken aşağı yukarı aynı ifadelerle yapıyor.

O sözler iki gün sonra Hürriyet Gazetesi'nde manşetten yayınlanıyor.

O günlerde seçim henüz bu kadar yakın değildi.

Şimdiyse çok yakın.

Ancak şu sorunun da cevabını bulmak gerekiyor.

Demirel aynı uyarıyı aynı ifadelerle neden tekrarlamak ihtiyacı duydu?

Bunun cevabını da, Ankara büromuzdan Metehan Demir'in haberinde buluyoruz.

Demir'in haberine göre, dini istismar konusunun, Milli Güvenlik Kurulu'nun bu ayki toplantısında gündeme getirilmesi tartışılıyor.

Kimlerin getireceği ise belli.

Demek ki bu konuda belli bir hassasiyet var.

Cumhurbaşkanı Demirel de bu konuda öncelik alarak, askerlerin hassasiyetini, onlardan önce dile getiriyor.

KİM GETİRİYOR

Bu düşünce Demirel'in bütün 28 Şubat sürecinde izlediği ince politikaya uygun.

Cumhurbaşkanı birçok defa çok hassas meselelerde öncelik alarak, bir anlamda paratöner görevi görüyor.

Uyarıları dikkate alındığı zaman krizler önleniyor.

Alınmadığı zaman ise bazen maliyeti ağır krizler ortaya çıkıyor.

Geçen hafta askeri kanada yakın bazı kişilerle konuştum.

28 ŞUBAT

Oradan aldığım hava şöyleydi:

Cumhurbaşkanı ve askerler uzun süre iki seçimin birbirinden ayrılması için çaba harcadılar.

Geldiğimiz noktada artık seçimlerin ertelenmesi ihtimalinin ortadan kalktığını biliyorlar.

Bunu da kabullenmiş durumdalar.

Ancak bu seçim kampanyası sırasında, ülkenin kurulmuş dengelerinin yeniden sarsılmasından endişe ediyorlar.

Mesela laikliğin sorgulanması.

Mesela dinin siyasete iyice bulaştırılması.

Mesela seçim kampanyasının 28 Şubat sürecini yargılamaya yönelik bir platform haline çevrilmesi ve asker düşmanlığının yapılması.

İşte Demirel bu hassasiyetlere dikkati çekiyor.

Ve çok önemli bir iş yapıyor.

Bunları, devletin en üst temsilcisi olarak kendisi dile getiriyor.

Başbakan Bülent Ecevit geçen hafta Ankara Temsilcimiz Sedat Ergin'e verdiği demeçte, ‘‘28 Şubat defteri kapanmıştır’’ dedi.

Bu demeç, Türkiye'de siyasetin normalleşme sürecini tamamladığı anlamına geliyor.

Gerçekten de ANAP-DSP hükümeti, ülkenin çok kritik bir anında göreve gelerek, siyasetin normalleşmesi konusunda büyük çaba harcadı.

Şimdi 28 Şubat sürecinin gerçekten kapanmasını isteyenler, o defterin yeniden açılmasını önleyecek davranışlardan kaçınmalıdırlar.

Özellikle geniş kitlelere seslenme iddiasındaki merkez partiler, bu hassasiyete çok dikkat etmek zorundalar.

ANORMAL OLAN

Anormal olan 28 Şubat'ın kendisi değil, Türkiye'yi o noktaya getiren tutum ve davranışlardı.

Tam aksine 28 Şubat, Türkiye'de meşru siyaset coğrafyasının sınırlarının daha sağlam çizildiği bir dönemi açmıştır.

O nedenle Cumhurbaşkanı'nın sesine kulak vermek, herkesin yararına olacaktır.



X