Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O söylememiş

Emin ÇÖLAŞAN

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Refah'İ. Melih'in kaç kişiyle mahkemelik olduğunu herkes çok merak ediyor. Bu şahıs hakkında bugüne kadar kaç dava açıldı, İ. Melih kaç kişiyi dava etti?.. Ve bu davalardan toplam kaç milyar lira tazminat istiyor?

Bugüne kadar kendisi aleyhine açılan davaların sonucu ne oldu, açtığı davalardan kaç para kazandı, açılanlardan kaç para kaybetti?

Ayrıca, özel avukatı olan Mehmet Ali Alan isimli şahsa, 13 milyon dolarlık EGO davasının kendisine verildiği güne kadar kaç para vekalet ücreti ödemişti?

İ. Melih'in açtığı davalar saymakla bitmiyor. Avukatlık yasası uyarınca, bir avukat müvekkilinin işlerini ücretsiz takip edemez. Eğer çok istisnai bir durum olur da para almaması gerekirse, bunu Baro Başkanlığı'na yazıyla bildirmek zorunda. İ. Melih'in avukatının böyle bir bildirimi yok. Demek ki para alıyor. En azından birkaç milyar vekalet ücreti almış olması gerekiyor. Soruyoruz, bu soruya ikisi de yanıt vermiyor.

Bu rakam bir gün ortaya çıkacak. İşte o zaman, İ. Melih'e bağlı olan EGO'nun 13 milyon dolarlık davasının, bu şahsın özel avukatına hangi gerekçeyle verildiğini daha iyi anlayacağız!

***

Sevgili okuyucularım, İ. Melih 13 Ekim 1996 tarihli Milli Gazete'de yayınlanan söyleşisinde bir gazeteciye ağır hakaret içeren sözler söylemişti. Gazeteci kendisini mahkemeye verdi. Aleyhine hem ceza, hem de tazminat davası açıldı.

Dün Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davasının duruşması yapıldı. Biliyorsunuz, Milli Gazete, bizim anlı şanlı Refah Partisi'nin ancak 20 bin satabilen yayın organıdır.

Müslüman gazetedir! Her sayfasında, her satırında Allah, Peygamber, din iman lafları geçer!

Dünkü duruşmada İ. Melih'in avukatı Mehmet Ali Alan, bu sözleri inkâr etmeye kalkışmasın mı!.. Söylediklerini mahkeme tutanağından aynen yazıyorum:

‘‘Milli Gazete'de hakaret teşkil eden sözler müvekkilime ait değildir. Kabul etmiyoruz.’’

Vay canına!.. Ne güzel değil mi? Sen kendi partinin yayın organında ona buna hakaret yağdıracaksın, mahkemede inkâr edeceksin!

Vallahi Müslümanlığa yakışmaz. Hem günahtır, hem ayıptır.

Bu sözler laik gazetelerde yayınlanmış olsa diyeceğiz ki: ‘‘İ. Melih terbiyeli çocuktur, böyle konuşmaz. Gazete onun sözlerini tahrif etmiştir...’’ Ama sen kendi gazetene, kendi partinin yayın organı olan gazeteye konuşuyorsun ve iş mahkemelik olunca da inkâr ediyorsun!

Eğer inkâr ediyorsan, sen bu sözleri gerçekten söylemediysen, o halde senin partinin gazetesi yalan mı yazıyor? O halde nerede kaldı her günkü Allah, Peygamber lafları?

Diyelim ki sen bu sözleri söylememiştin ve Milli Gazete senin ağzından yalan yazdı! O halde niçin düzeltmedin? Niçin tekzip göndermedin? O davalar açılana kadar en azından iki ay geçti? Neden sustun?

Görüyorsunuz ya, neresinden baksak olmuyor!

Bu yaptıkları Müslümanlığa, dürüstlüğe, mertliğe hiç sığmıyor.

İş mahkemelik olunca, arkadaşlar zor durumda kalınca, kendi sözlerini bile inkâr ediyorlar!

***

Oysa bizim İ. Melih, medyatik olmayı pek severdi. Her gece televizyonlara çıkıp önüne gelene ‘‘Yüreğin yetiyorsa karşıma çık. Kaçma... Gel otur karşıma’’ diye çağrılar yapardı.

Şimdi ne oldu bilmiyorum, artık ortalıkta hiç görünmüyor, ekranlara çıkmıyor!

Neredesin İ. Melih?.. Elma dersem çık, armut dersem çıkma, tamam mı!

Bu arkadaş ayrıca tekzip ve açıklama göndermeyi de pek sever, kendine özgü üslubu ve çok özel yöntemleriyle gazetecileri ve hoşlanmadığı kimseleri yola getirmeye kalkışırdı!

Örneğin, şimdi rahmetli olan saygın bir gazeteci arkadaşımızın televizyon programcısı olan eşine gönderdiği yazılı tekzip metninde aynen şöyle diyordu:

‘‘Sizin hakkınızda basın dünyasında öyle iddialar ve şaibeler söyleniyor ki, söylersem yüzüm kızarır. Ama bunları ispat edemeyeceğim için söylemiyorum...’’

Bu sözler bir hanıma hitap ediyordu ve altına imza atan Refah'ın belediye başkanı İ. Melih'ten başkası değildi. Şimdi mahkeme önünde bu sözlerinin hesabını veriyor.

Bir başka gazeteciye yine noter kanalıyla gönderdiği tekzipte aynen şu ifadeleri kullanıyordu:

‘‘Sonuna kadar sizi kovalayıp hesap soracağım. Ayrıca hakkınızdaki bazı iddiaları da özel araştırma kapsamına alacağım. Görelim bakalım el mi yaman, bey mi yaman...’’

Yaaaa, Refah'ın başkentteki belediye başkanı gazeteci kovalayacak ve hesap soracaktı!.. Bununla da yetinmeyecek, gazeteci hakkındaki iddiaları özel araştırma kapsamına alacaktı!.. Sonra da el mi yaman, bey mi yaman, elaleme gösterecekti!

Breh breh breh!..

Böylesine büyük laflar eden bir kimse, mahkeme önüne çıkınca sözlerini inkâr etmez. Tam tersine, onları mertçe savunur ve söylediği her sözcüğün arkasında durur. Ceza yiyecek bile olsa.

Müslümanlık işte budur. Dürüst olmak, mert olmak, sözüne sahip çıkmaktır.

***

Kısacası efendim, Milli Gazete'de yer alan hakaret sözlerini İ. Melih söylememiş! Madem o söylememiş, demek ki gazete uydurmuş!..

Bu durumda benim kafam karıştı! İ. Melih Müslüman adam. Refah çok Müslüman parti. Milli Gazete bu müslüman partinin müslüman yayın organı.

Özür dilerim ama, şimdi ortaya Müslümanlığa aykırı bir durum çıkıyor! İ. Melih o sözleri söylemediyse, Milli Gazete nasıl uydurdu? Gazete uydurmadıysa, İ. Melih sözlerini niçin inkâr ediyor?

Allah Allah!.. Gelin de çıkın şu işin içinden bakalım!..

Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI