Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O saçma sapan dönemden bir doğal gaz öyküsü

Tufan TÜRENÇ

55. hükümet, önce Tansu Çiller'in sonra Erbakan-Çiller ikilisinin berbat ettiği dış ilişkileri düzeltmek için yoğun çaba harcıyor.

Yılmaz, Ecevit ve İsmail Cem Batı'da, Doğu'da, Güney'de, Kuzey'de ne kadar ülke varsa hepsinin gönlünü almak için oradan oraya koşuştururken etkili olabilecek herkesi de devreye sokuyorlar.

Örneğin Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi için her yol deneniyor.

Çünkü bu ülke ile vazgeçilmez ekonomik bağlantılarımız var. Ticaret hacmimiz milyarlarca dolara ulaşmış.

Hele bu ülkeden aldığımız doğal gaza çok ihtiyacımız var.

2000'li yılların başında Türkiye'nin 45 milyar metreküp doğal gaza gereksinimi var.

Bunun yarıdan fazlasını Rusya'dan alacağız.

Bunu başaramazsak ısınma, sanayi ve enerji bakımından işimiz zor.

Moskova ile görüşmeler aralıksız sürdürülüyor. Başbakan Çernomirdin'in Türkiye ziyaretinin gerçekleşmesi için yoğun temaslar yapılıyor.

Yani Türkiye, geçtiğimiz dönemde Çiller-Erbakan ikilisinin iç politikada prim yapma uğruna bozdukları ilişkileri düzeltmek için uğraşıyor.

* * *

Şimdi Çiller'in başbakanlığı döneminde ne kadar büyük aymazlıklar içinde olduğunu gösteren bir olay anlatacağız.

Eğer sinirleriniz sağlamsa, soluğunuz yeterse lütfen ibretle okuyun.

Yıl 1994 kışı... Edirne doğal gaz istasyonundan kötü bir haber geliyor:

‘‘Rusya'dan doğal gaz akımı sıfıra düştü.’’

Yani Rusya doğal gazı kesildi.

Bu, milyonlarca insanın soğukta kalması, Hamidabat, Ambarlı gibi dev santrallar çalışmayacağı için Türkiye'nin bir bölümünün karanlığa gömülmesi ve çok sayıda fabrikanın durması demek.

Konuyla ilgili bürokratlar apartopar, Başbakanlık'ta bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıyorlar.

Olayın kamuoyuna duyurulması durumunda panik yaşanacağı için önce işin nedenini öğrenmeye karar veriyorlar.

Bir yandan da gelişmeleri haber vermek için Başbakan aranıyor.

Çiller o sırada Ankara dışında bir gezide bulunuyor. Sonunda Başbakan'a ulaşılıyor ve durum anlatılıyor.

Çiller uzmanların anlattıklarını sessizce dinliyor ve ‘‘Evet evet, işte öyle yapalım’’ diyerek telefonu kapatıyor.

Telefon kapanınca uzmanlar çaresizlik içinde birbirlerine bakıyor.

Başbakan ya olayın vahametini anlamadığı, ya da önemsemediği için herhangi bir direktif vermiyor.

Sonunda Rusya, Ukrayna ve Bulgaristan büyükelçilerinin Dışişleri'ne çağrılarak bilgi alınmasına karar veriliyor.

* * *

Büyükelçiler olaydan haberleri olmadığını söylüyorlar.

Başbakan'ın ‘‘Evet evet, işte öyle yapalım’’ diye fazla önemsemediği sorun başlarına kalan uzmanlar büyükelçileri sıkıştırıyorlar.

Sonunda, topraklarından geçen doğal gazı Ukrayna'nın kestiği anlaşılıyor.

Peki iş nasıl düzeltilecek? Rusya ve Ukrayna nezdinde çok ciddi girişimlerde bulunulması gerekiyor.

Ama ne Başbakan, ne Bakan bu olayla ilgileniyorlar.

Sadece üç-beş uzman yırtınıp duruyor.

Sonunda Rusya ile iş yapan işadamlarının da devreye girmesiyle Rus yetkililerle ilişki kuruluyor ve üç-dört gün sonra doğal gaz yeniden akmaya başlıyor.

Bu olay, Türkiye için bu kadar yaşamsal olan bir konuda bile Çiller'in inanılmaz bir vurdumduymazlık içinde olduğunu gösteriyor.

55. hükümet ise nasıl ilişkileri düzeltirim, nasıl daha fazla doğal gaz alırım diye çırpınıyor.

Dileriz Türkiye bir kez daha o saçma sapan dönemleri yaşamaz.

X