Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O küfürler Tansu'yu ezecek

Emin ÇÖLAŞAN

Bir siyasi parti genel başkanını düşünün ki, kendisine destek veren bir televizyon kanalından yağdırılan tehdit, hakaret, küfür ve şantaj yaygarasının üzerinde siyaset yapmaktadır!..

Bir siyasi parti genel başkanı düşünün ki, mahalle arasında bile duyulduğunda insanların yüzünü kızartacak küfürlerin arkasına sığınmış ve olup biteni ellerini ovuşturarak izlemektedir!..

Bir siyasi parti genel başkanı düşünün ki, kendisine karşı çıkan herkese yağdırılan o iğrenç küfürler karşısında sessiz ve ezik kalmaktadır!..

Bu genel başkanın partisinden, üst kısmında ‘‘Doğru Yol Partisi’’ yazılı kâğıtlarla gazetecilere, siyasetçilere, işadamlarına ve bürokratlara çekilen fakslarda hakaretler yağdırılmaktadır. Örnekleri elimdedir.

Bu nasıl siyasettir, nasıl siyaset anlayışıdır?

Dünkü yazısında Tufan Türenç, bu küfürleri yazıp yayınlatan kişinin Özer Uçuran Çiller olduğunu vurguluyordu.

***

Koskoca DYP, genel başkanı Bayan Çiller'le kocasının oyuncağı mı oldu? Bu partide aklı başında ve kendilerine bugün bile ‘‘Abi’’ diye hitap edip saygı gösterdiğimiz insanlar var.

Necmettin Cevheri, Esat Kıratlıoğlu, Nahit Menteşe...

Bunlar bu pespayelikten incinip rencide olmuyorlar mı?

Bir tanesi genel başkanına gidip de ‘‘Hanımefendi, savurduğumuz bu küfür ve hakaretlerin dozu kaçtı. Türk siyasetinde bugüne kadar böyle bir şey yaşanmadı. Sen dünyadan habersiz Amerika ve Türkiye'de arazi kapatıp villalar alırken, biz bu Meclis'te görev yapıyorduk. Böyle şey olmaz. Bu pislik bizim partimize yakışmaz. Bu silah ters teper, sonra bizi vurur’’ diyemiyor mu?

Her şey bir dönem daha milletvekilliği için mi? Aç mısınız, açıkta mısınız be abilerim!

Nerede bu ülkede Genelkurmay Başkanı olma onuruna erişmiş koskoca Doğan Güreş Paşa? Tansu-Özer ikilisi ve ‘‘parti’’ adına yağdırılan bu küfür ve hakaret yağmurundan rahatsızlık duymuyor mu?

Ne dersiniz Paşam? O şerefli üniformayı üzerinizde taşırken, bir gün bu durumlara düşeceğiniz, bu kepazeliği sessizce seyredeceğiniz aklınıza gelir miydi?

***

Bir genel başkan düşünün ki, hayatında din ve iman'la ilgisi olmamış. Ama kendisini kurtarmak amacıyla Refah Partisi'ne sığınmış. Şu anda partisinde en az 20 milletvekili var ki, gizli ya da açıktan Fazilet'in adamı!

Seçim öncesinde ve sonrasında Fazilet'le işbirliği yapacak.

Oynadığı oyun çok tehlikeli.

Rejime oynuyor. Yedirmezler.

Peki amacı ne?

Kendini kurtarıp siyasette kalabilmek. Artı, nereden geldiği belli olmayan birkaç trilyonluk servetini kurtarmak.

Geçmişin köklü partisi DYP ise Bayan Çiller ve kocasının oyuncağı olmuş, sonu belli olmayan bir maceraya sürükleniyor.

***

Seçime yaklaşık 3 ay kaldı. Nerede bu partinin programı? Var mı bildiğiniz bir şey?

Yakında yeni bir ‘‘demokrasi paketi’’ açıklayacakmış! Biz onun paketlerini çok gördük. Sıkışınca paket açıklar. Her biri çelişkilerle doludur. Bir pakette ak dediğine, öbüründe kara der ve böylece gününü gün eder.

1991 seçimleri öncesinde vitrin malzemesi olduğu dönemde kürsülere ve medyanın karşısına çıkıp ‘‘Herkese iki anahtar’’ vaadinde bulunduğunu unuttunuz mu?

(Meraklısına not: Biri ev, diğeri otomobil anahtarıydı. Herkesi ev ve araba sahibi yapacaktı!)

***

Bir parti genel başkanı eğer tehdit, küfür, hakaret ve şantajın ardına sığınmışsa, kendisi ve kocası adına sergilenen bu kepazeliğe ‘‘Dur’’ demiyor veya diyemiyorsa, o genel başkan zaten bitmiş demektir.

Ya sözü geçmiyordur, ya da bu rezaletin ardına sığınmıştır.

Her iki olasılıkta da, bu saatten sonra ondan ne köy olur, ne kasaba.

***

Burada bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Bu, sanıyorum Maliye Bakanlığı'nın ilgi alanına girmektedir.

Tansu-Özer ikilisi adına her gün küfür yağdıran bir ekranla, bir gazetecik var. Bunlar aleyhine açılan tazminat davalarının tutarı trilyonlara ulaşmış durumda.

Açılan bütün davaları kaybediyorlar ve tazminat ödemeye mahkûm oluyorlar. 750 milyon, bir milyar, üç milyar, on milyar...

Ve bunları da tıkır tıkır ödüyorlar.

Nereden buluyorlar bu paraları?

Bu ekranda reklam yok. Gazetecikte ilan yok. Sıfır reklamla, sıfır ilanla çalışıyorlar. Bir aylık ortalama masrafları 400 milyar lira!

Değirmenin suyu nereden?

Herhalde Çiller ailesinden değil. Onlar bu gibi işlerde kendi ceplerinden bir kuruş bile vermezler. Ömürleri boyunca vermediler.

Onlar para vericisi değil, para toplayıcısıdır.

Acaba bu paranın kaynağı, Ankara'daki özel Sevgi Hastanesi'nin sahibi Dr. Orhan Özcanlı'mı? Yalçın Bayer önceki gün yazdı. Bu hastane borç batağında. Garanti Bankası 64 milyarlık haciz koydurdu.

Bu iki yayın organının arkasında ‘‘sahipleri’’ olarak görünen iki şirkete bakıyoruz, ortakları arasında ismini cismini bildiğimiz kimse yok. Onlarda böyle bir para olması mümkün değil.

İşte, Maliye Bakanlığı'na bir ‘vaka’ sunuyorum. İncelesinler, araştırsınlar. Karşılarına dört dörtlük bir maden çıkacağından hiç kuşku duymasınlar.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI