Gündem Haberleri

    O kadın bir akbabaydı

    Hürriyet Haber
    05.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Nikos Papandreu şimdiye kadar iki kitap yazdı. İlk kitabının adı ‘‘On Masal’’ ve bir hikayede kendi hayatını, çocukluk yıllarını, babasının cunta döneminde evden alınıp hapsedilişini, sürgün yıllarını anlatıyor. Büyük sükse yapan ilk kitabından iki yıl sonra, yine hikayelerden oluşan ikinci kitabı ‘‘İnce Çizgi’’yi yayınladı.

    YUNANİSTAN'ın siyasi hayatına 40 yıl gibi uzun bir süre damgasını vuran ve trajik bir sonla hem siyasete, hem de hayata veda eden eski başbakanı, sosyalist Andreas Papandreu'nun oğlu... 1960'ların Yunan Başbakanı Yorgos Papandreu'nun torunu... 40 yaşlarında, uzun boylu... Yakışıklı, son derece mütevazı... Giyimi, davranışları ve hayat felsefesiyle Yunanlı'dan daha fazla bir Amerikalı portresi çiziyor.

    Nikos Papandreu, babasının ölümünden iki yıl sonra ilk kez sessizliğini bozuyor. Yazı tekniği dersi verdiği sanatevinde yaptığımız sıcak söyleşi sırasında, Andreas Papandreu'yu, Liani'yi yargılıyor. Kendi dünyasını, hayallerini ve hedeflerini açık yüreklilikle anlatıyor. Türk-Yunan ilişkilerine farklı bir gözlükle bakmaya çalışıyor.

    Uzun söyleşimizde babasının karikatüristlere malzeme olan trajik sonundan söz ederken, Nikos Papandreu'nun gözlerinde hüzün okunuyor. Nikos Papandreu, adı geçtiği zaman Liani'den nefretini gizleyemiyor, ‘‘O kadın’’ diye hitap ediyor Liani'ye... Babasının ‘‘büyük aşkım’’ dediği Liani'nin adını bile ağzına almak istemiyor.

    ‘‘Babam, hayatının son yıllarında mutsuzdu. Kendisini kapana kısılmış hissediyordu’’ diyor.

    ‘‘Liderlerin çevresini akbabalar sarıyor. O (Liani'yi kastediyor) bunlardan biriydi. Bir kadının tahakküm yeteneğini, iktidar açlığı ve bedensel güzellikle birleştirip 60-70 yaşlarındaki bir adamın üzerinde uygularsanız, ortaya bir felaket çıkıyor. Babam siyasi kariyerini mahvetti.’’

    DAHA AZ YUNANLI OLMAK

    Bu sözler de Nikos Papandreu'ya ait... Babasının ölümünden birkaç gün sonra bir İngiliz gazeteciyle söyleşisi sırasında yansıttığı öfkesini ve isyanını hatırlattığım zaman, ‘‘Evet, akbabalar’’ diye acı acı gülümsüyor ve ekliyor: ‘‘O zaman söylediklerimi tekrarlamak istemiyorum. Benim ve ailemin hayatındaki çok zor bir dönemle ilgili bir kitap yazacağım. Ama şunu söyleyebilirim; iktidar hem bir insanın kapasitesini ortaya çıkartıyor hem de şahsiyetinde kaymalara yol açabiliyor. Liderler bir süre sonra iktidardan çekilmeli. Eğer siyasete girersem, halka yapacaklarımı ilan edip dört yıl sonra da iktidardan çekilirim.’’

    Yunanistan'da Papandreu ve siyaset birbirinden ayrılmaz iki sözcük... Ama Amerika'da ekonomi tahsil ettikten sonra yazar olmak için her şeyi terk eden Nikos Papandreu, şimdilik siyaset dışında kalmayı tercih ediyor.

    ‘‘Parlamento'da oturup yazarlık yapabilirsiniz’’ diye takıldığım zaman kahkahayı patlatıyor, ‘‘Hem Amerikan hem de Yunan kültürüne sahibim. Yunan siyaset hayatını izlerken çoğu zaman kendimi yabancı gibi hissediyorum. İçinde olursam daha da garip olacak. Sadece girmek için siyasete atılmam’’ diyor.

    Nikos Papandreu son derece açık ve dürüst... Hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Amerika ve Kanada'da aldığı ‘‘çok güçlü Amerikan kökenini’’ inkâr etmiyor. Duygularını şöyle anlatıyor:

    ‘‘Çocukken bu kadar Amerikalı olmaktan utanıyordum. İlk kez Yunanistan'a geldiğimde dedem başbakandı. Babam Amerikan aleyhtarlığının liderlerinden biriydi. Herkesten daha fazla Yunanlı olmam gerektiği düşünülüyordu. Ama daha az Yunanlıydım. Yunancam da iyi değildi.’’

    Nikos Papandreu'nun çocukluğu iki kimlik arasında çelişkiler içinde geçmiş... San Francisco'da doğmuş. Amerika ve Kanada'da okumuş ve 13 yaşındayken bir gün sürgünde yaşadıkları Kanada'da bir mezarlığın yanından geçerken Amerikalı annesine kaygıyla, ‘‘Anne bir türlü nerede gömülmek istediğime karar veremiyorum’’ diye sormuş. Ama 35 yaşına geldiği zaman köküne dönmeye karar vermiş. Her şeyi bırakıp, kendi deyimiyle ‘‘Her gün biraz daha fazla Yunanlı olmak için’’ Yunanistan'a dönmüş. ‘‘Yurtdışında yaşayan Yunanlılar, Türkler ve İspanyollar sonuçta iki kültürün de sentezi haline geliyorlar. Her iki kültürün de olumlu ve olumsuz yanlarını görebiliyorlar. Bazen neden Yunanlılar Amerikalılar gibi davranmıyor tartışmalarımızda neden bu kadar duygusalız, akılcı olamıyoruz diye kızıyorum. Ama Amerika'ya gidip can sıkıcı ve sessiz bir yemeğe katıldığım zaman ortalığı karıştırmak için bir Yunanlıya ihtiyaç var diyordum.’’

    Papandreu'nun öncelikli hedefi, Andreas Papandreu'nun oğlu değil, yazar Nikos Papandreu olmak.

    ‘‘Sürekli Papandreu ailesinden birisinin liderlik koltuğuna oturabileceğini düşünüyorlar, ama kimse başkasının yerini dolduramaz. Efsaneler mirasla geçmez.’’

    ‘‘Ya siyaset?’’ diye üsteleyince, gülümsüyor ve hedefini açıklıyor:

    ‘‘Aydınlar kirli ve yorucu olduğunu görüp siyasete girmiyor... Bunu değiştirmek zorundayız. Bazı şeyleri değiştirmek için siyasete atılmalıyız. Bir noktada siyaseti reddedemeyebilirim, ama şu anda değil.’’

    BABAM ÇELİŞKİLİ BİR İNSANDI

    Nikos Papandreu ile söyleşimizde, Andreas Papandreu'nun Amerikan ve Türk düşmanlığından, Yunanistan'daki Türkiye korkusunun gerçek olup olmadığına kadar birçok konuyu tartıştık.

    Güçlü bir Amerikan kökeniniz olduğunu söylüyorsunuz. Babanız ise Amerika aleyhtarıydı.

    - Babamın görüşlerini tümüyle paylaştığımı söyleyemem, ama aslında babam da kendi içinde bir çatışma yaşıyordu. 1950'lerde 'Ben Yunan kökenli bir Amerikalıyım' derken, 1964'te siyasete atıldıktan sonra 'Ben Amerikan tecrübesi olan bir Yunanlıyım' diyordu. Amerika aleyhtarlığı siyasetin bir sonucuydu. Bence gerçek boyutlarının ötesinde abartılmıştı. Vietnam savaşına karşı çıkan bir Amerikan profesörüyle aynı düzeydeydi. O yıllarda bütün dünya ABD'nin yanlış siyaset izlediğini düşünüyordu. Amerika'da yaşarken eleştirirseniz doğal karşılanır, ama başka bir ülkede söyleyince farklı algılanır.''

    Peki, neden o denli Türk düşmanıydı?

    - Türkiye'de babamın Türk düşmanı olarak tanındığını biliyorum, ama belki neden Türk aleyhtarı görüldüğünü tartışmak daha doğru olur. Türkiye'nin Kıbrıs'ın büyük bölümünü ele geçirmesinin ardından Yunanistan'da Türkiye tehdidi duygusunun yaşandığını unutmamak gerekir. Buna rağmen babam sert eleştirileri göğüsleyerek 1988'de iki ülkeyi barışa yaklaştıran Davos Anlaşması'nı da imzaladı.

    Türkiye, Papandreu'nun yarattığı tehdit kavramının gerçek olmadığını söylüyor.

    - Bakın, Kıbrıs gerçek bir korku. Bugün hâlâ Yunanistan'da Türkiye tehdidi duygusu yaşanıyor. Ege'de uçaklar uçuyor, Yunanistan sınırların değişmesini istemiyor. Türkiye'nin savaş tecrübesi olan büyük bir ülke olması ve Yunanistan'ın da yıllardır savaş görmemesi, tehdit duygusunu güçlendiriyor.

    Ama böyle bir kavramın da genç nesillere eğitimle sürekli işlendiği de bir gerçek. Ben birçok Yunanlı'nın hâlâ 600 yıl önce İstanbul'u kaybetmiş olmayı bile içine sindiremediğini görünce, çok şaşırıyorum doğrusu.

    - Evet, duygusal bir bağlantı. Ama yaşanan bütün sorunlara rağmen Yunanlılar Atatürk'ü büyük bir reformist olarak görüyor ve Venizelos'la birlikte bölgeye barış getirdiğine inanıyor.

    TÜRKİYE'Yİ DESTEKLEMELİYİZ

    Madalyonun diğer yüzünü çevirirsek, Türkiye de Yunanistan'dan tehdit geldiğini düşünüyor. Yunanistan'ın Ege'de, karasularını 12 mile çıkartıp nefes borusunu kapatacağı korkusu yaşıyor. Ayrıca Türkiye'nin Batı'yla bütünleşmesini Yunanistan'ın engellediği düşünülüyor.

    - Yunanistan Türkiye'ye AB'de yardımcı olmalı. Ama Türkiye'yi engelleyen Almanya, eğer büyük ülkeler Türkiye'yi isteselerdi, Yunanistan önemli olmazdı. Yunanistan'ı öne sürüyorlar.

    Almanya'nın engeline rağmen Simitis Türkiye'yi 12. aday olarak destekleseydi, Türk halkının kalbini kazanırdı.

    - Bence Simitis rasyonel bir politikacı, ama milliyetçilerle başa çıkması gerekiyor. Yunanlı milliyetçiler Türkiye'ye yönelik atılacak her adımda, ‘‘vatanı satıyorsunuz’’ diye kıyamet kopartıyorlar.

    Simitis Türkiye'de sorunlara çözüm yolunu açabilecek lider olarak görülmüştü, ama Lüksemburg'tan sonra Türk tarafından büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor.

    - Lüksemburg'taki şartlar bütün ülkeler için kondu. Neden Türkiye bu şartları kabul etmekte bu kadar zorlanıyor.

    Ama bu şartlar Türkiye'nin 12 aday ülke olarak belirlenmesini bile engelledi.

    - Bakın kardeşimim (Dışişleri Bakan Yardımcısı George Papandreu) bana anlattığına göre, Almanya 'Türkiye'nin şartları kabul edebileceğini öne sürüp' 12 aday ülke olarak belirlenmesine karşı çıkmış.

    Ama Yunanistan yine de 12 aday ülke olarak Türkiye'yi destekleseydi, Türk halkının kalbini kazanırdı diyorum.

    - Ben yazarım ve bu söylediğiniz bana akla yatkın görünüyor. Böyle olmasını ben de isterdim doğrusu. Ama ben tek bir şeye inanıyorum, Türklerle sürekli konuşmalıyız. Her alanda milliyetçi gibi anlaşılmak istemiyorum. Simitis ne adım atarsa atsın, vatan hainliği olarak görülüyor. Örneğin Madrid Anlaşması'nda böyle oldu. Halbuki basit bir belgeydi.

    O zaman çıkmazdayız demektir.

    - Çıkmaza girmediğimizi umuyorum. Şu anda en önemli sorun, Kıbrıslı Türklerin de AB'ye girmesi. Bence bunu Türkler de istiyor. Ekonomik sorunları var ve AB'ye girmeleri onların çıkarına neden durduruluyor?

    Ama Kıbrıslı Türklerin en büyük sorunu güvenlik.

    - Ama çalışmak ve hastaneye gitmek için Rum tarafına geliyorlar. Evet, iki toplumun çatışma ihtimalinden her zaman korkuluyor, ama bence Denktaş'a AB'ye katılmaması için talimat veriliyor. Türkiye, Kıbrıs'ın kuzeyini Kıbrıslı Türklerin aleyhine kullanıyor. Türk askeri, Kıbrıs Türklerine ekonomik açıdan yardımcı olmuyor. Bence öncelikle silahlanmayı artıracağımıza, karşılıklı olarak azaltmalıyız. ABD de iki ülkeye silah satışını durdurmalı. Ama bizim sırtımızdan para kazanıyorlar. Eğer batı gerçekten sorunu çözmek istiyorsa, ‘‘Sorunlarınızı çözmeden, tek bir füze, tank ya da savaş gemisi satmıyoruz’’ demeli.

    İKİ KİTAP YAZDI

    Yunanistan'ın siyasi hayatına 40 yıl gibi uzun bir süre damgasını vuran ve trajik bir sonla hem siyasete, hem de hayata veda eden eski başbakanı, sosyalist Andreas Papandreu'nun oğlu Nikos Papandreu, ilk kez Hürriyet için sessizliğini bozdu. Babasını ve Liani'yi yargılayan, Türkiye'ye farklı bir gözlükle bakan Yazar Papandreu, ‘‘Babam son yıllarında mutsuzdu. Kendini kapana kısılmış gibi hissediyordu. Liderlerin etrafını akbabalar sarıyor. O kadın da onlardan biriydi’’ diyor. Politikayı şu an için düşünmüyor: ‘‘Sürekli babamın koltuğuna oturabileceğimizi düşünüyorlar. Efsaneler mirasla geçmez...’’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı