"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O gece ses duvarı aşılmalıydı

BAZILARI soruyor:"Fazla ileri gitmiyor musun?"Hayır arkadaşlar, asla fazla ileri gitmiyorum.<br><br>Az bile yazıyorum.

Çünkü iş ciddi.

Çünkü Türkiye’nin sabrı taştı.

Çünkü çıktığımız bu yoldan, sonuç almadan geri döndüğümüz takdirde, zaten şımarmış olan katil sürüsünün daha da şımaracağına inanıyorum.

Bizim bu şımarıklığa tahammülümüz kalmadı.

O yüzden bastırmamız gerektiğini düşünüyorum.

O yüzden, Kandil’i bırakıp daha gerideki işbirlikçiye yönelelim diyorum.

* * *

Bu bölgede yaşaya yaşaya birbirimizi tanıdık.

Siz bugün Kandil Dağı’nda kalmış saftirik bir PKK’lının bulunduğuna inanıyor musunuz?

Çete geçici olarak dağılıp Erbil’deki, Süleymaniye’deki hücre evlere çoktan yerleşti.

Orada televizyon seyrederek bombardımanın bitmesini, öfkenin dağılmasını bekliyor.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, beş on gün sonra yine sınır boyunda aynı kalleşliği yapmaya başlayacaklar.

Var mı hálá aranızda bu palavraları yutacak kadar saf biri.

Sizi bilmem ama ben artık yutmuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ezici çoğunluğunun da benim gibi düşündüğüne inanıyorum.

Amerikalı gazetecilerin bulup konuştuğu PKK sürüsünü, Barzani ve Talabani bulamıyorum diyorsa, artık konuşacak bir şey kalmamış demektir.

Bu ikili hálá bize bunu yutturmaya çalışıyorsa, anlamı şudur:

Hálá Türkiye’nin ciddiyetine yeterince inanmış değiller.

Demek ki inandırmak lazımmış.

O yüzden diyorum ki, daha o gece üç beş Türk F-16’sı, Erbil semalarında ses duvarını aşmalıydı.

Bir-iki bin pencere camı tuzla buz olmalıydı.

Şuna samimiyetimle inanıyorum.

Belki de onlara yapılacak en büyük iyilik bu olurdu.

Hiç olmazsa Türkiye’nin ciddiyetini dikkate alır, artık lafla peynir gemisini yürütemeyeceklerini anlarlardı.

* * *

Yine o bazıları diyor ki, "Diplomatik yollar" tüketilmedi.

Ben de biliyorum. Elbette tüketilmedi.

Ama bir ülke, ciddiyetini ispatlayamadığı zaman, diplomatik çözüm yolları da tıkanıyor.

Karşı taraftaki adam, "Canım sen bakma Türklere, bağırır çağırır, sonra susarlar" kafasındaysa ve siz onda böyle bir izlenim yaratmışsanız, Talabani’nin yaptığı gibi hemen Orta Şark usulü oyalama manevraları başlar.

Şimdi ne diyor Talabani:

"PKK’ya mensup kişilerin iadesini dışlamıyoruz."

Yahu bu sözü doğru dürüst söylemenin biçimi yok mu?

Ne demek bu?

Ben şöyle okuyorum:

"Biz yine bu meseleyi uyutmaya çalışıyoruz."

Artık uyutamazsın.

Bıçak kemiğe dayandı.

Düşünmeyeceksin, ya ülkenden atacaksın, ya bize vereceksin.

Nitekim "Fırıldak" yine dönüyor ve o Talabani akşam "PKK liderlerini yakalamamız mümkün değil" diye kıvırıyor.

* * *

Artık kimsenin bizim ne sabrımızı taşırmaya, ne de caydırıcılığımızı ve inandırıcılığımızı imtihan etmeye hakkı kaldı.

Biz ülke olarak, bu ülkenin vatandaşları olarak artık kesin sonuç bekliyoruz.

Herkese de aynı hassasiyeti taşımasını tavsiye ediyorum.

Karşımızdakiler bizim caydırıcılığımızı imtihan etmeye çalışıyor.

Bu imtihandan sınıfta kalmak gibi bir lüksümüz asla yok...

Bunu yapmak savaş istemek değil, asıl savaşı önlemektir.
X