Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O gece neler oldu?

Gezi Parkı gösterilerinin başlamasından bu yana yapılan en ciddi polis müdahalesinin olduğu Salı akşamı Taksim civarında olanlardan biriydim.

Akşam saat 8'i biraz geçe daha meydana adımımızı atar atmaz, kendimizi toz bulutunun içinde bulduk... Gecenin geri kalanını da İstiklal Caddesi, Tarlabaşı, Talimhane, Gezi Parkı ve Divan Otel civarında dolaşarak geçirdim.


İletişim genel olarak sorunsuz olsa da özellikle Gezi Park ve Harbiye civarında sık sık kesintiye uğradı. 3G bağlantının gittiği, Twitter'ın koptuğu bu anlarda, o sırada meydanda olmayan arkadaşların SMS'leri kurtarıcı oldu.


Bir yandan DHA'nın internet sitesini, diğer yandan da CNN International'ın yayınını izleyenler, Taksim civarında olanlara nerede müdahale olduğunu, nerede gaz atıldığını, polisin nereden nereye hareket ettiğini, güvenli yerleri SMS'le bildirdi.


Eve gelince de CNN International'ın o çok tartışılan, altında buzağı aranan ve saatler süren yayını izledim...


TÜRKİYE İÇİN BEKLENMEDİK BİR DURUM


CNN o gece, biri Gezi Park'ta, diğeri meydanı tepeden gören büronun balkonunda iki muhabiri Arwa Damon ve Nick Paton Walsh an be an olanları dünyaya ve daha ilginci Türkiye'ye canlı gösteren tek yayın kuruluşu oldu.


CNN bu yayını yaptı yapmasına ama hemen komplo kazanları kaynamaya başladı. Niye bu kadar büyük ilgi varmış, niye iki savaş muhabirini göndermiş, Türkiye’de savaş mı çıkartacakmış vs vs vs…


CNN'in İstanbul'da yaşanan bu olayları bu şekilde vermesini eleştirenlere ya da altında bir şey arayanlara anlamak pek mümkün değil.
Ne de olsa, yok New York Times başyazısında Türkiye'yi yazdı, yok Guardian birinci sayfasından Türkiye'yi haber yaptı diye kendi kendiyle ilgili haberi haberleştirme geleneği olan bir ülke olduğumuzu düşününce şimdiki dış basın ilgisini “olağanüstü” bulmanın altını doldurmak da daha da güçleşiyor.


Kimse kusura bakmasın ama Anglo-Sakson gazeteciliği, iyi haber, kötü haber gözüyle bakmıyor. Habere haber olarak yaklaşıyor.
Ve Türkiye'de olanların da haber niteliği taşıdığı su götürmez bir gerçek. Çünkü Türkiye, Doğu ile Batı arasında, İslam ile demokrasinin birlikte var olabileceğinin en önemli kanıtı olarak gösteriliyor yıllardır.


HER HABER İYİ OLACAK KURALI YOK


Şimdi eleştirilen yabancı basının ya da bu dış basında bu minvalde çıkan haberleri övünerek haber yapan Türk medyasının arşivlerinde geçmişte yapılan “gurur verici haberler” duruyor hala.


Şimdi tüm dünya, Türkiye gelişen bir demokrasi ve gelişen bir ekonomi derken ve Türk halkının özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki en mutlu topluluk olduğu düşünülürken bu patlamanın nedenlerini anlamaya çalışıyor.


Dahası son dönemde Türkiye ve özellikle de İstanbul, dünyada en popüler yerler arasında yer alıyor. Birçok Batılı dizide, kitapta İstanbul ya da Türkiye geçiyor. Dan Brown'un tüm dünyada çok satanlar listesinde yer alan "Cehennem" kitabı bunun en yeni örneği...


Yani, yabancı gazeteciler bunu haber yapmayacak da neyi yapacak diye sormak istiyor insan…
Ve ayrıca CNN"savaş çıkacak" diye iki savaş muhabirini göndermiş değil Türkiye'ye.


TÜRKÇESİ NECATİ ŞAŞMAZ’DAN İYİ


Yıllardır CNN'in İstanbul temsilciliğini yapan Ivan Watson kız kardeşinin düğünü için ABD'ye dönünce kendi organizasyonel yapısı içerisinde en uygun isimleri kaydırmış oldu yalnızca.


Walsh, Ortadoğu'da uzun yıllardır çalışan bir isim. Son görev yeri de Suriye'ydi. Muhtemelen coğrafi yakınlığından dolayı Watson gidince Türkiye'ye kaydırıldı.
Arwa Damon da Beyrut merkezli bir muhabir. Hayatının bir bölümünde Türkiye'de yaşadığı hem burayı biliyor hem de Necati Şaşmaz'dan daha iyi Türkçe konuşuyor.


Yalnızca CNN değil, BBC ve el Cezire gibi diğer uluslararası kanallar da buradaki ekiplerini artırmış durumda. Reuters, AP, AFP gibi haber ajansları da İstanbul'a daha önce Türkiye'de çalışmış, burayı bilen muhabirlerini kaydırdı.


Ve hepsinden önemlisi, CNN'in yaptığı yayın, sahadaki kaosa ve zorlu çalışma koşullarına rağmen hiçbir zaman manipülasyona kaymadı.


GÖRMEDİĞİNİ SÖYLEMEKTEN KAÇINAN HABERCİ


İki örnek...


Spiker, sahadaki muhabire "plastik mermi kullanıldığı doğru mu" diye soruyor. Muhabir de, "Ben de duydum ama görmedim, teyit edemem" diye yanıt veriyor.


Sonra yaralı sayısını soruyor, Atlanta'daki stüdyo. Muhabir yine hiçbir spekülasyon yapmadan o aşamada rakam vermenin mümkün olmadığını aktarıyor.
Oysa, akşam saat 8'i biraz geçe başlayan yoğun müdahalenin dumanı ortadan kalkmadan, bizim kanallara nefes nefese bağlanan muhabirler "yaralı sayısını onlarca, hatta yüzlerce" diye veriyordu.


HABERCİLİK REFLEKSİ…


CNN'in bu yayını, "belli bir amaçla ve planlı bir şekilde" yaptığını söyleyenler olmasına karşın, esasen ben kanalın çok da hazırlıklı yakalanmadığını düşünüyorum.


Zira, yalnızca İstanbul'da muhabirleri vardı. Ankara'da da aynı saatlerde eylem ve müdahale olmasına karşın orada muhabiri yoktu. Ankara’da son durumu almak için bizim saatimizle gece yarısından sonra bağlandıkları akademisyen de uykudan uyanmış olsa gerek, konuşmakta zorlanıyordu.


Özetle, CNN'in bu coğrafyanın en önemli ülkesinin en önemli kentinde yaşanan bu olağanüstü geceyi saatlerce canlı yayında vermesinin bir habercilik refleksi olduğuna inanıyorum.


Ve daha önemlisi, muhtemelen o gece yaptığı yayınla haberciliğin ötesinde daha ciddi olayların yaşanmasına, birçok kişinin yaralanmasına ve hatta canını kaybetmesine engel olduğuna da...

 

 


Yazarın son yazıları

 

#7 Haziran 2013Siz ne cool'muşsunuz,be abi!
#31 Mayıs 2013 Acil çıkışı istemeden bir daha düşünün!
#24 Mayıs 2013 Dünya tarihini değiştirecek sütun
#17 Mayıs 2013 Ben Affleck’i kıskandıracak gizli operasyon...
#10 Mayıs 2013 İsrail'in "Gizli Mesajı"
#3 Mayıs 2013Ve “O kitap“ çıktı


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>


 

X