"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

O gece insanlığımdan korktum

Savaş Ay’ın A Takımı programında iki haftadır hayvanlar konusunu işlediğini görmüşsünüzdür. Bu programda yer alan, kamerayla çekilmiş, vahşi bir kurdun ölüm öyküsü insanları ayağa kaldırdı.

Sevgili Bekir Coşkun’un da o şiirsel anlatımıyla dile getirdiği, çaresiz bir vahşi kurdun hayvanseverlerin yüreğinde derin yaralar açan, ölüm öyküsü... ‘Bir insan değil ki katledilen. Bir hayvan eninde sonunda’ diyebilirsiniz. İşte bütün mesele burada. Bir kurt, bir can, çarpan bir yürek, bir çift göz... Ben o gece uyuyamadım. Onu izleyen günlerde de gözlerimi kapattıkça kurdun gözlerini gördüm. Vahşi dediğimiz kurdun gözlerindeki ölüm dehşetini ve masumiyeti unutamam... Uygar dediğimiz insanın yüzündeki vahşeti ve acımasızlığı gördüm ve tıpkı bana yazan bu okurum gibi hissettim. Ben de korktum; kurttan değil, bunu yapan insanoğlundan! Bir de, dünyanın geleceği açısından korktum. Çünkü bunu bir canlıya yapabilen insan, kendi cinsine de yapar. Yeter ki bir kez bir canlının canını alabilecek güçte hissetsin insan kendini, arkası kolaylıkla gelir!

Sanırım bu gece delirmediysem, artık hiç delirmem. Sanırım, kalbim bu gece bu kadar üzüntüyle başa çıkabildiyse, gelecek her acıyla başa çıkabilir.

Bu gece, kendi gözlerimle bir işkenceyi gördüm. Bu ‘insan’ gözlerimle, ‘insan’ denen o kişilerin ve yavrularının, ‘kurt’ denen,’vahşi’ denen hayvana yaptıklarını gördüm. Bir canlının korku dolu gözlerini gördüm. Ağzına sopa sokulup bağlandığını gördüm. Ayağına zincir bağlanıp, yerlerde sürüklendiğini gördüm. Daha da korkuncu, kendine insan diyen birilerinin bu haldeki hayvanı, bir zafer kazanmış edasıyla kulaklarından tutup, kaldırıp poz verdiklerini gördüm. Ağzındaki sopayı çekip aldıklarında ağzından akan kanları gördüm.

Sadece Allah onu öyle yarattığı için kendisine kurt denen, bu sadece doğası gereği kurtluk yapan hayvanın maruz kaldığı işkenceyi gördüm. Kocaman bir kangalı kurdun üstüne saldıklarını gördüm. Ölmüş kurdu nasıl sopayla dürttüklerini gördüm.

Allah öyle yarattığı için kendisine insan diyen canlının yaptığı işkenceye tanık oldum. İzleyenlerin bu işkenceden nasıl zevk aldığını gördüm. Bu gece çok korktum ama bu vahşi kurttan değil. Ben, bu insanlardan, bu çocuklardan korktum. Bu vahşet karşısında gülüyorlardı, eğleniyorlardı, poz veriyorlardı. Kurt ise, gözleri kocaman açılmış, hepsine bakıyordu. Kurdun sanki sadece iki gözü yoktu. Kurt, sadece gözdü. Kurt, sanki yüzlerce göz olmuştu da, orada ona işkence yapan, eğlenen onlarca insanı görüyordu, sanki televizyonları başında bu olayı izleyen milyonlarca insanı görüyordu. Kurt sanki tüm dünyayı görüyordu. Ve kurt soruyordu: Neden?

Bu ve bundan sonra yaşadığım her gün ve gece; o kurdu, yaşadıklarını, gözlerini asla ama asla unutmayacağım. Bunları seyredip de ‘Bu insanlara da yapılıyor. Siz bu hayvan işini abartıyorsunuz’ diyen kişileri de unutmayacağım.

Bir gün, hayvan ya da insan fark etmediğinde, önemli olanın, aciz durumdaki canlıya yardım etmek olduğunda, sanırım işte o gün, hepimiz gerçekten insan olacağız. Bir gün, birileri size bir yardım isteğiyle geldiğinde, ‘Ben önce insan diyorum’ demediğinizde bir şeyler değişecek. Bir gün, acı çeken bir canlının acısını kendi bedeninizde de hissettiğinizde, kalbiniz sızladığında o kurdun ne hissettiğini anlayacaksınız. Ve sanırım o gün, sizin kalbiniz kurdun kalbi olacak, sizin gözleriniz kurdun gözleri olacak. Ve bu sefer siz tüm dünyaya soracaksınız ‘neden’ diye... Özgün ÖZTÜRK ozgun@weblebi.com
X