"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

O filmin tetiklediği tartışma

Bir yanda provokasyon amaçlı yapıldığı göz çıkaran, Hz. Muhammed’i aşağılayan pespaye bir film.

Filmi yapan birkaç saçma sapan Hıristiyan ve öte yanda tahrik olmaya hazır öfkeli Müslüman kalabalıklar.

Kim vurduya giden Amerikalı idealist bir büyükelçi ve “Özgürleştirdiğimiz Libya’da bu nasıl olur” diyecek kadar naif bir ABD Dışişleri Bakanı.

* * *

BU kadarla da bitmiyor tabi. Bir de filmin promosyonunu üstlenen Floridalı fanatik rahip Terry Jones’u arayarak “Desteğinizi çekin. Afganistan’da askerlerimiz tehlikeye girer” diye ricada bulunan koskoca bir ABD Genelkurmay Başkanı.

Buradan bakıldığında sürreel bir senaryo gibi. Beriki razı olmayınca Google’dan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan İslam âleminde tepkilerin sınırlı tutulabilmesi için yardım isteyen bir ABD Yönetimi. Ölen onlarca insan. Ve ABD’yi şaşkınlıkla izleyen bir İslam dünyası.

İyi de ABD, “Müslümanların Masumiyeti” isimli bu filmi niye engellemedi?

* * *

SORUNUN yanıtı ABD Anayasası’nın Birinci Eki’nde. “Kongre, ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasa yapmamalı” diyor kanun.

Bazı istisnalar dışında haklar hiyerarşisinin en tepesinde yer alan en önemli ayrıcalık ifade özgürlüğü.

İsteyen istediğini söylesin, istediğini söyleyenin söylediğini beğenmeyen onu engellemesin, istediğini söyleyen de istediğini söylediği için ceza almasın.

California Üniversitesi’nden Prof. Eugene Volokh, AFP Ajansı’na yaptığı açıklamada şöyle diyor. “Şiddetin avukatlığını yapmak bile koruma altındadır yasada. Söz konusu filmde böyle bir teşvik yok, dine yönelik bir parodi, bir eleştiri var.”

İşte ABD Dışişleri Bakanı’nın “iğrenç” diye tanımladığı ve içeriğini kınadığı bu filmi engellememesi de bundan.

* * *

ÖTE yandan ABD’nin videoyu önleme gücü olabilir miydi? Eskiden olsa belki olabilir deniyor. Ancak artık dijital çağda bu Google, YouTube, Facebook, Twitter gibi dijital devlere delege edilmiş gibi.

Bu krizde ABD Yönetimi, muhtemelen ilk kez Google’dan videonun ABD çıkarlarının zarar görebileceği ülkelerde gözden geçirilmesi için talepte bulundu. Bunun üzerine arama motoru, Amerikalı büyükelçinin öldürüldüğü Libya’da, Mısır, Afganistan ve Endonezya’da protestoları göz önünde bulundurarak söz konusu videoya erişimi engelledi.

* * *

BİR yanda bu ‘film krizi’nin ABD’nin Arap baharı ve Suriye politikasını nasıl etkileyeceği konuşulurken öte yanda dijital çağda ifade özgürlüğünün sınırları olmalı mı tartışması alevlendi.

Yaşananlar, sansürün devlet tekelinden çıktığını, karar vericinin daha ziyade dijital devler olduğunu ortaya koyuyor. Artık Google, YouTube gibi ticari kuruluşlar kendi yayın ilkelerine (çıkarlarına) göre neyin hassasiyetleri rencide edici olduğuna, neyin olmadığına karar veriyor.

İyi de internet devleri, bu düzenlemeyi kafalarına göre mi yapacak? Hıristiyan, Yahudi ya da Müslüman’ın ayarı farklı mı olacak? Yoksa standartlar ülkelere göre mi değişecek?

Dijital dünyanın ifade özgürlüğü tartışmasına hoş geldiniz.

Öğretmene yatırım şart
 
BUGÜN yeni eğitim yılı ve büyük deney başlıyor. İki hafta önce tatil öncesi son yazımda eğitimin kalitesini arttırmak için “Öğretmene yatırım şart” diye bir yazı yazmıştım ve eğitimcilerden büyük destek geldi. 35 yıllık eğitimci olan Halûk Çelik, öğretmen yetiştirilmesiyle ilgili şu öneride bulundu:

“Eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarına, insan beyninin nasıl öğrendiği anlatılmalıdır. Öğretmenlik fakültelerine giren öğrencilere 500 TL gibi bir maaş bağlanmalıdır. Birinci ve ikinci yıl teorik eğitimden sonra üçüncü yıl okullarda staj yapmalı, dördüncü sınıfta da okullarına dönüp formasyonlarını tamamlamalıdır.”

Not: Bu konuda öneriler geldikçe burada yayınlamayı sürdüreceğim.

X