« Hürriyet.com.tr
MENÜ

O devrim 25 yıl önce yapıldı

Mustafa Denizli, Türk futbolunun devrime değil, reforma ihtiyacı olduğunu söyledi.Hakemler her şeyden korkuyorlar. Taraftardan, MHK’dan, medyadan, futbolculardan.G.Saray, farkı 5 puan olarak görüyor. F.Bahçe’yi yenemezse şampiyonluktan zor bahseder.Ülkemizde yerliler korkar, yabancılar değil. Çünkü onların kaybedecek şeyleri, bizlerden az.
ALi NACi KÜÇÜK
SON GÜNCELLEME

FATiH Terim, Türk futbolunda devrim yapmaktan söz ediyor. Buna futbolumuzun ihtiyacı var mı?
- Türk futbolunun bir devrime ihtiyacı hocaya göre var ki, böyle bir şey söylüyor. Nerede devrim? Devrim böyle konuşma ile yapılan bir şey değil. Devrim bir değişimdir, devrim bir dönüşümdür. Yani, ortamdaki her şey memnun edici değildir. Mutlaka değişim, reform gerekir ama bunun kim tarafından yapılacağı önemlidir. “Türk futbolunun reforma ihtiyacı var” demek başka bir şey, “Türk futbolunun devrime ihtiyacı var” demek başka şey. Türk futbolunun reforma ihtiyacı olabilir ama bir devrime ihtiyacı yok. Türkiye’nin şu an böyle bir sorunu da yok. Hoca eğer devrimden bahsediyorsa, o devrim 80’lerin sonunda, 90’ların başında Türkiye’de gerçekleşmiştir. Yapılamazların, yapılabilmezlerin, yapılabilir olduğunu Türkiye yaşadı. Hoca, rönesans ve reformdan bahsediyor bana göre. O farklıdır. Onlara her zaman ihtiyaç vardır.

‘HOCANIN DEDİĞİNİ REFORM OLARAK ANLADIM’

TÜRK futbolu ne zaman devrim yaptı?
- Türk futbolu, 80’lerin sonundan, 90’ların ortasına kadarki süreçte düşünce devrimi yapmıştır. Hem kulüpler bazında hem de Milli Takım bazında bu gerçekleşmiştir. Onun için hocanın bahsettiği devrim değil. Ben onu reform olarak anladım. Devrim dediğiniz çok farklı bir şey. Bir fikrin, bir algının yenilenmesi ve onun üzerinde devam edilmesi. Reform ise yaşarken, bunlar yapılırken içerisindeki detayların değişmesi. O bir reformdur. Reform başlı başına her şeyin değişmesi değildir.

‘HEYECAN DEĞİL KAVGA ORTAMI YARATILDI’

ŞU anda Türk futbolunun neye ihtiyacı var?
- Öncelikle güvenin yenilenmesi lazım. Saha içinde ve saha dışında güvenin yenilenmesi şart. İkincisi, futbol bir yarışmadır. Ama aynı zamanda iddialı olmayı da içinde taşıyan bir yarışmadır. Toplumu farklı yerlere kanalize etmeyecek iddialara ihtiyacı vardır.
Burada görev yapanların, kamuoyu ve takımı ile paylaşımda bulunup buraya ayrı bir renk getirmesi lazım. Ligler son yıllarda pasifize olmuş durumda. Yani millette, taraftarda, camialarda heyecan oluşturacak ortamlar yok. Kavga edecek ortamlar var. Kavga çıkaracak laflar ediliyor, konuşmalar yapılıyor. Ancak camiaları sportif açıdan iddialı, heyecanlı ve aktif tutacak konuşmalar yapılmıyor. Bir pısırıklık içerisindeyiz.

- Türkiye’de en beğendiğiniz 5 futbolcu?
- Var tabiki. Ancak, 5 tane az. Bir çoğuna haksızlık ederim. 15 civarında Türkiye Ligi’nde beğendiğim oyuncu var. İsimlendirdiğim zaman yanlış olur.

O devrim 25 yıl önce yapıldıMancini’yi çözemedim

- Mancini, “Türk hocalar kendini geliştirmiyor, geride kaldılar” dedi. Haklı mı?
- Bu bir görüş ve tespittir. Ama neye dayalı bir tespittir, buna bir şey söylemek mümkün değil. O bizim burada misafirimiz. Galatasaray’da hizmet veren bir arkadaşımız. Geliştirmemişten kastının ne olduğunu çözemedim. Bu sportif mi, yoksa sosyal alanda mı? Onlarla konuşarak ya da çalışmaları izleyerek mi bu kanıya vardı. Bunlar farklı farklı değerlendirilecek konular. Fazla da üzerinde durmaya gerek yok.
Geliştirmeyen varsa kendini zaten geliştirmeli.

Hagi ve Alex gerçek çilekler

- Alex ve Hagi neden hep kıyaslandı?
- İkisi de çok büyük lezzetler verdi Türk futboluna ve seyircisine. İkisini de izlemek büyük keyifti. Ama, Hagi’nin saha içindeki agresif davranışları, takım arkadaşlarını bu agresiflikle daha farklı yöne getirmesi, takımı uyandırması, Alex’in daha sakin kişiliği, fazla konuşmadan el kol hareketi yapmadan ortaya koyduğu liderlik hepsi farklı şeyler. İkisi de Türk futbolunun gerçek çilekleridir. Çilekten bahsediliyorsa, çilek bunlardır.

Yabancı sayısı serbest bırakılsın

- Yabancı sayısı ne olmalı?
- Serbest bıraksınlar. Dünyanın en iyileri de bu ülke liglerine gelse, bizim yetenekli futbolcularımız varsa onların önünü kesmesi mümkün değil. Yabancı sayısını kısıtlayarak Milli Takımı geliştiremezsiniz. Kontenjanları daraltarak, küçülterek futbolcu çıkaracağını umut ediyorsan, yanılırsın. Bu yanlış. Kontenjan ile “Burada 5 Türk oynayacak” diye futbolcu yaratamazsın. Sınırlamayı kalite ile izah edebilirsin. “Şu kalitede, kalibrede adamlar istiyorum” dersin. Hem kriterin yok, hem de kontenjan koyuyorsun.

6 hakem uygulaması son derece gereksiz

“Kale arkasında görev yapan hakemler Türkiye’de kendini güvende hissetmiyor. Az olan her zaman kıymetlidir.”

6 HAKEM uygulaması işe yarıyor mu?
- Hayır. Kesinlikle yaramıyor. Sorumlulukları çok kişiye böldüğünüz zaman bunun daha iyi olması değil, daha kötü olması ihtimali büyüktür. Sorumlulukları böldüğün zaman; insiyatifleri ve güveni elden alırsın. Yani, kısa örnek ile az olan kıymetlidir. Kale arkası hakemler kendini güvende hissetmiyor Türkiye’de. 6 hakem uygulaması son derece gereksizdir.
- Türkiye’de hakemlere karşı güven var mı?
- Bireysel açıdan olağanüstü bir güvenim var hakemlere. “Şu hakemden korkuyorum” diyecek insan Türkiye’de varsa yalan söylüyor. “Şu hakemin bizim maçımızda olmasından korkuyorum” diyen kişi peşinen bir mazeret üretmektedir, ya da kaybetmeye bir kılıf aramaktadır.

BİRBİRLERİNDEN KORKMUYORLAR

- Hakemler korkuyor mu?
- Her şeyden korkuyorlar. Taraftardan, MHK’den, medyadan. Hatta saha içinde bazı maçlarda futbolcudan. Birbirlerinden korktuklarını ise zannetmiyorum. Eğer korkuyorlarsa da bu söylediklerimin gerisinde gelir, o korkular.

Terim ne demişti?
- “ARTIK aydınlanma dönemindeyiz. Artık reform ve hatta rönesans zamanıdır. Artık birlikte Türk futbolunun ve Türk sporunun geleceğini inşa edebilmek için devrim zamanıdır. Bu süreçteki en önemli silahım sabır ve azim. Pansuman yapmayı sevmiyorum ve hayatımda da hiç pansuman yapmadım. İsteriz ki ayak izlerimiz takip edilsin.”

TÜRKİYE’YE iKiNCi BiR MUSTAFA DENiZLi GELMEZ

- Fatih Hoca, “Bir Fatih Terim daha çıkmaz” dedi. Çıkmaz mı?
- Doğru söylemiş. İkinci bir Fatih çıkmaz. Dünya kurulduğundan beri aynısının bir başkası çıkmamış. Herkes tektir. Yani, benim de ikincim çıkmaz. “Çıkar” diyen var mı? Bir başkasının da çıkmaz. Burada çok fazla üzerinde duracak bir şey yok. Zaten onu sportif manada söylememiştir herhalde. O cümleden benim anladığım o.

KAYBETMEME FİKRİ KORKAKLIKTIR

- “Korkaklar ülkesi” diyerek neyi kastetiniz?
- Geleceğinden korkmak. İşini kaybetmekten korkmak. Başarısız olmaktan korkmak. Bunların hepsi korkaklıktır. Kaybetmemeyi ön plana çıkarmak bir korkaklık düşüncesidir. Hedef kaybetmekten korkmamaktır.
- Kaybetmekten korkanlar sadece teknik direktörler mi?
- Hayır, sadece teknik direktörler korkmuyor, Futbolcular, da yöneticiler de bu sektörle ilgili birimler de korkuyor. Yabancılar ise korkmuyor. Onların kaybedecek şeyleri az çünkü.

- G.Saray’a “Hayır” dediniz ve Lankaran’a gittiniz. Neden?
- Bunlar o günün koşullarıyla ilgili. Benim kendi düşüncelerim ile ilgili. O gün düşünmediğim şeyleri, ertesi gün düşünebilirim. Bugünkü çerçevede, benim kendi açımdan bir dış çalışmada bulunmam daha olumlu etki yaratacağı için böyle karar verdim. Yoksa Galatasaray benim yetiştiğim yer. Ama o günkü koşullarda değerlendirdiğim zaman bunu da paylaştım, o bir “Hayır” demek değildi zaten.

G.Saray Fener’i yenmeye mecbur

- F.Bahçe ile olan farkı kapatabilirler mi?
- Takımlar iç sahada oynayacakları maçlara, eğer şampiyon olmak istiyorlarsa otomatikman 3 puan koyarlar. Galatasaray, Fenerbahçe ile kendi arasındaki puan farkını 5 olarak değerlendiriyor. Bu 5 puan farkı kapatabilir mi? Kapanabilir. Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenemezse şampiyonluk lafından çok zor bahseder.

- Denizli şu an Süper Lig’de bir takımın başında olsaydı, puan sıralaması ne olurdu?
- Puan cetvelinde bugünkü tablo, bugün değişmese bile, sezon sonunda değişirdi. Yanlış anlamayın bunu F.Bahçe şu anda lider olduğu için söylemiyorum. Başka bir takım da lider olsa, sezon sonunda zirvede benim çalıştırdığım takım olurdu.


Bunları da Beğenebilirsiniz