Gündem Haberleri

    O bir Michael Show

    Hürriyet Haber
    15.07.2007 - 00:54 | Son Güncelleme:

    Herkes onu Michael Show'la tanıyor. Şovunda müzik var, komedi var, ciddiyet var. Hep gündemde. Hayatını müziğe adamış bir adam.

    Radyoculuğa nasıl adım attınız? 

    Radyoculuğa 1994 yılında başladım, sırasıyla Alem Fm – Radyo D – NTV Radyo Pop ve Süper Fm’de hem program yapımcısı olarak çalıştım, hem de yöneticilik yaptım. Alem Fm- Radyo D ve Canwest Radyoları’nın yapılanmalarında değişik kademelerde yöneticilik yaparak çalışmalarda bulundum.

     

    Michael Show artık bir marka, bunu nasıl başardınız? 

    Evet Michael Show bir marka oldu. Bu konuda çok ciddi çalışmalarda bulundum; bir kişisel marka yaratmak adına gerekli olan her şeyi yaptım. İlk program stickerları, ilk takvimler ve daha pek çok marchandising ürünü Michael Show’a yapıldı. Bunun dışında radyo programını ilk web sitesine taşıyanlardan biri oldum. En önemlisi markalaşma adına gerekli olan tescili aldım. Michael Show Türkiye’de yüzün üzerinde alanda bana ait tescilli bir marka oldu.

     

    Yakın zamanda aldığınız ödülleriniz var. Ödüllerinizden bahseder misiniz? 

    En son bu yıl R.A.Y.A.D.’dan Süper Fm’de yayınlanan Süper Fm Top 20 liste programımla yılın en iyi liste programı ödülünü aldım, ayrıca R.T.G.D.‘den de Michael Show ile yılın en iyi radyo programı ödülünü  aldım.

     

    Radyoculuğun dışında başka uğraştığınız var mı? 

    Radyoculuk benim profesyonel alanım ama amatör olarak uğraştığım müzik yazarlığıve araştırmacılığı, üniversitede deöğretim görevlisi ve müzisyenlik başlığı altında çalışmalarım var. Dikkat ederseniz hep müzik başlığı altında; çünkü müzik benim için çok önemli bir şey.

     

    Canvest Medya radyolarının başına geçiş öykünüz nedir? 

    Kasım 2006 dan beri Canwest Türkiye radyoları( Süper Fm – Metro Fm – Joy Fm – Joy Turk) yayın müdürlüğünü yapıyorum. Radyolar iki yıllık bir ara süreç geçirdiği için hem teknolojik hem insan kaynakları hem de içerik bakımından çok geride kalmışlardı. Bir şeyi sıfırdan yaratmak bir şeyi düzeltmekten bazen daha zor oluyor. Bunun için bayağı zorlandık, radyoların yeni yere taşınmasında, otomasyon sisteminin oturtulması ve formatların güncellenerek bu sisteme oturtulmasından tutunda pek çok şeyde canla başla çalıştım. Radyoların soundunu düzelttim, yurt dışından jingle’lar yaptırdım, sanatçıların ve halkın daha fazla dokunabildiği, ulaşabildiği radyolar yaratmak stratejisini kurdum. Oldukça zor bir süreçti, bu yokuş aşağıya kayan bir kamyonu durdurup yokuşu tırmandırmayı sağlamak gibi bir şeydi ama diyebilirim ki  şu an yokuşu tırmanmaya başladık.

      

    Size göre radyo ve radyocunun gücü nedir? 

    Radyo dünyada da Türkiye’de de çok önemli bir güç. İnsanları dünya savaşlarını radyolardan takip ettiler, hem habercilik alanında hem de trend yaratma konusunda çok önemli bir mecra radyo. Bir virüs gibi insanın beynine girip tv ve diğer mecraların yapamadığını yapabilecek kapasitede. En büyük avantajı ise mobilitesi. İnsanlar her an her yerde her işi yaparken radyoyu dinleyebilir ve istenen mesajı alabilir.

     

    Gittikçe artan bir kitleniz var. Bunun sırrı nedir? 

    Bir radyocu için kitlesinin artması kadar güzel bir şey olamaz tabii ki. Ben de bu anlamda çalışmalarımın sonuçlarını alıyorum. Michael Show bir müzik şovu, içinde ciddiyet de var, komedi de var ama her şeyden önemlisi müzik var. Sıkmadan, daraltmadan insanları kasmadan müzik ve yanında özel bir içerik sunuyor. Sanırım sürekli yenilenmesi ve dönemin toplumsal ihtiyaçlarına açık olmasından dolayı hep gündem de kalmayı başarıyor.

     

    Radyocu olmak isteyen gençlere tavsiyeniz ne olurdu? 

    Benim için en önemli şey değişimdir, buna ek olarak da güncellenme. Toplumların sosyal ve psikolojik ihtiyaçları değişiyor, mesela eskiden daha fazla konuşmanın olduğu talk showlar ön plandaydı şimdi iş değişti, müziğin ön planda olduğu programlar gündeme gelmeye başladı. Bu tabiî ki en tipik örnek, bununla beraber değişen trendleri takip etmek ve onlara ayak uydurmak gerekiyor. Asla bencil olmamak ve müzik dünyasında uzmanlaşmak çok önemli. Bir de tabii ki şunun bilinmesi lazım; İşi bilmeyenlerin benim lak lak marketing dediğim biçimde işi bilenlerin önünü tıkaması ve ayağını kaydırması gereği de var ki bunu unutmamaları lazım. Türkiye’de radyoculuk insanların birbirinin ayağını kaydırma ve kuyusunu kazma sanatıdır. Benim en büyük dileğim Türkiye’ye giren Fox–Karma - Canwest gibi yabancı sermayelerin profesyonelliklerini göstererek bu alanda insan kaynaklarına gereken önemi göstermeleri.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı