"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O bir festival başkanı

Engin Yiğitgil’in eleştirilmeyi sevmediği, basınla doğru iletişim kuramadığı ve hatta iletişim işiyle meşgul olanlardan hazetmediği kanıtlanmış oldu.

Çünkü kendisi bu yıl pek skandalsız ve sıkıcı geçip gitmekte olan festivalin biterayak skandal kişisi oldu.

Olay gazetelere yansıdı ama bir kez daha özetingen yaparsak:

Bay Yiğitgil, Altın Portakal’ın basın işlerini yürüten şirketin yöneticisi/ortağı Nimet Demir’e herkesin önünde ağır küfürler yağdırıp sonra tekme tokat girişmiş.

Peki Nimet Hanım’dan neden bu kadar nefret etmiş Sir Yiğitgil? Orası muamma.

Ne olursa olsun, Yiğitgil’in etrafını böyle terörize etmeye hakkı var mı? Yok!

Ama geçen yıl da buna benzer davranmıştı Büyük Başkan. Alışığız.

Bana ve Ayşe Özyılmazel’e, başkaları aracılığıyla, "Buraya eğlenmeye gelmişler, film bile izlemiyorlar" mesajını iletmişti.

Hani doğru değildir/böyle bir şey dememiştir/hem işimize niye karşıyor diyorduk ki, daha sonra Ayşe’yle Başkan meşhur beyaz lobide karşılaşmışlar.

Ve Ayşe’ye kaba davranmış festival kralı.

Esas sorun şuydu aslında: Her ikimiz de organizasyondaki bozukluklar üzerine bir-iki kelam etmiştik köşelerde. Bu yüzden tu kaka ilan edilmiştik.

Şimdi de bu dayak haberlerini yazan gazeteciler dava ediliyormuş. Sıra onlarda yani.

İyi de nereye kadar? Yiğitgil’in artık eleştiriye alışmasına yardımcı olmak gerekiyor.

DİPNOTİNGEN 1: Her şeye rağmen, Nimet Hanım olayı abartıyor mu diye düşünmüyor değilim. Nitekim olaya şahit olduğu söylenen Aksav’cılar’ın da TÜRSAK’tan pek hazetmediği konuşuluyor.

DİPNOTİNGEN 2: "Eğlenmeye gelmişler" lafını da hala anlamam.

Festival bu. Partisine de gidilecek filmi de izlenecek. Nedir yani?

Festival sonucu pazar öğlen belli oldu

Bu da bir başka tuhaflık. Pazar günü 14.00 civarı Altın Portakal kazananlar, en iyi yönetmen hariç, Medyatava sitesinde açıklanmıştı.

Ne olur ne olmaz diye akşam töreni televizyondan izledim.

Evet, Medyatava’nın verdiği liste doğru çıkmıştı. Nitekim sitenin verdiği listede adı olmayan çoğu ünlü hemen ayrılmış Antalya’dan.

Daha komiği, Semih Kaplanoğlu’na haber verilmemiş ödül aldığı. "Aman bre, medyacılar duyar" diye!

Kevin az kalsın ev partime geliyordu

Buzda Dans’a telefonla katıldı, bir hafta daha kalsa belki buz üstünde (saksağan) şov bile yapabilirdi. Sonra Suada’ya gitti, ardından Q Jazz’a. Kendisi için verilen partide sosyeteyle yan yana fotoğraf çektirmeye. Yetmedi, Anıtkabir’e gitti.

Gül’ün verdiği resepsiyona katıldı, Ankara Kalesi’nde yemek bile yedi.

Kevin Costner nasıl olduysa her yere yetişti, her yerde göründü.

Kim ikna ettiyse bu kadar aktiviteye valla bravo.

Ama bir eksik var: Benim evime gelmedi Costner.

Benim evde ne mi var? Hiçbir şey yok. Ama azıcık zorlasak sanki Costner hepimizin evine de uğrayacaktı neredeyse.

Bir parti düzenlerdik şerefine, o nahoş filmi "Waterworld" konseptiyle filan... Sulu sepken.

Sözün (k)özü; Kevin’ın biraz suyu çıkmadı mı?

Bizim Tarkan bile
ortalıkta bu kadar gözükmüyor yahu.
X