Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O, artık onbaşı değil!

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, Mesut Yılmaz büyüğümüz birkaç günden beri deliksiz uyuyormuş. Yakın çevresine ‘‘Oh be, artık rahatladım. Onbaşı rütbemi söktükten sonra derin bir nefes aldım, sağlığıma kavuştum’’ diyormuş.

Eeee, bu işler kolay değildir. Sen son bir yıl içerisinde ‘‘onbaşılık’’ yapacaksın, Tansu ablamın ‘‘şerefsiz onbaşı’’ lafına bile muhatap olacaksın ve rahatsızlık duymayacaksın!

Allah kimseye böyle dert vermesin. Amin.

Mesut abim yemedi içmedi ve fırsat kolladı. Bir hamle yapıp bu onbaşı kompleksini üzerinden atması, böylece ‘‘demokrat’’ olması ve bunu da çok akıllıca yapması gerekiyordu.

Öyle bir yaptı ki, valla hepimizin aklı durdu!

Tiflis'te sessiz film oynayarak meramını el kol işaretleriyle anlattı!

Mesut abim şimdi ‘‘büyük devlet adamı’’ ceketini üzerine giydi. En büyük demokrat oldu. Geçen yıl Refahyol döneminde Sincan'da tanklar yürürken, MGK toplantılarında irticaya karşı önlemler alınırken, askere alkış tutuyordu. Ama o sırada başbakan değil ‘‘onbaşı’’ idi!

Askerlerin bastırmasıyla Refahyol gitti. Kendisi başbakan olunca hatırladı ki, kendisi onbaşı rütbesinde bir başbakandır!

Rütbelerini birkaç gün önce söküp attı.

O artık onbaşı değil!

Orduya posta koydu.

‘‘Ben size irticayla mücadele görevi vermedim. İrticayla mücadeleyi hükümet yapacak’’ dedi.

***

Ben şimdi Mesut abimin yerinde olsam, ‘‘demokrasi uğruna’’ bugünkü hükümeti bozup hemen yenisini kurarım.

ANAP-Fazilet-DYP.

Böylece hem Meclis çatısı altında kelle çoğunluğunu sağlayıp daha güçlü olurum, hem de irticayı silindir gibi ezerim!

Hatta bununla da yetinmem, bir formülünü bulup bu hükümetin başına Necmettin Erbakan büyüğümüzün getirilmesini sağlarım.

Çünkü Fazilet ve DYP, irtica mücadelesini en az ANAP kadroları kadar inançla yapar!

Mesut abimle Tansu ablam, o hükümette ‘‘İrtica ile Mücadeleden Sorumlu Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı’’ olurlar.

Mesut abim bu fedakârlığı yapsın, adına irtica denilen nesneyi üç ayda bitirir.

Hele onbaşı kompleksinden kurtulduktan sonra, bunu haydi haydi yapar.

Sonra bir gün gazetecileri evine çağırır, sessiz film oyunu oynayarak ve el kol işaretleriyle ‘‘hükümetimiz irticayı bitirmiştir’’ mesajını verir.

***

Fazilet Partisi'nin yüzü gülüyor. Meclis'te ANAP yetkililerini ziyaret edip kutluyorlar...‘‘Helal olsun Mesut Bey'e. Bizim çizgimize geldi’’ diyorlar.

Çıkışta ise fısıldayarak soruyorlar:

‘‘Başına saksı ne zaman düştü?..’’

Necmettin Bey, evinden konuşuyor:

‘‘Mesut Bey'e takdirlerimi bildirin. Aferin ona. Bu arkadaş istikbal vaat ediyor. Ne de olsa Turgut Bey'in öğrencisi. Partimizin kapısı ona açıktır...’’

***

Ne mutlu bize, o artık onbaşı değil! Rütbesini söktü. Erbakan'la Tansu'nun çizgisine düştü ve yeni kimliği ile irtica mücadelesi yapacak!

Yapar, yapar!

Ne de olsa, demokrasi kahramanı oldu!

Tiflis'te sessiz film oyunuyla verdiği mesajları, bundan sonra sesli film çevirerek açıktan verir.

Kendisine hayırlı başarılar dilerim!

AYIP ETMİŞLER!

Kapatılan Refah Partisi'nin milletvekili ve ülkemizin ‘‘çok saygın’’ vatandaşı Şevki Yılmaz, CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin'i mahkemeye vermiş. Tazminat istiyormuş.

Keskin'in avukatı Nail Gürman, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dilekçede bazı istemlerde bulunmuş:

- Bu şahıs gözlem altına alınarak cezai ehliyeti araştırılsın.

- Akli dengesinin yerinde olup olmadığı belirlensin.

- Yasalarımız uyarınca, cezai ehliyeti bulunmayan ve akli dengesi yerinde olmayan bir kimse, dava açamaz.

Mahkeme ne yapar bilemem, ama Gürman çok ayıp etmiş!

Birincisi, Şevki Yılmaz şu anda Almanya ve Fransa'ya resmi ziyaret yapıyor. Milletvekilliği Anayasa Mahkemesi tarafından düşürüldüğü halde, cebindeki kırmızı diplomatik pasaportla, yurtdışında geziyor.

Türkiye'de bazı çevreler ise bu değerli vatan evladının tüydüğünü iddia ediyorlar!

Neymiş efendim, DGM'lerde hakkında bunca dava açılmış da, Türkiye'ye geldiği anda enselenip içeri atılacakmış da!..

Yok efendim, yok!

Şevki böyle şeylerden korkacak adam mıdır?

Göreceksiniz, yurtdışına yapmakta olduğu resmi ziyaret bittiği anda yurda dönecek ve mahkemeler tarafından da aklanacaktır!

Şevki yürekli adamdır, tüymez!

Cezai ehliyeti olduğu gibi, akli dengesi de tamdır!

Ne yani, şimdi Adnan Keskin istedi diye adamı enseleyip Adli Tıp Kurumu'na mı göndereceğiz? Orada sapıkların, meczupların arasına koyup muayene mi ettireceğiz?

Şevki'nin akli dengesinde bir bozukluk olsaydı, başına gelecekleri çaktığı anda kapağı Almanya'ya atar mıydı?

Ben Şevki'nin yerinde olsam, hele bu ‘‘iftira’’ sonrasında hemen Mesut Yılmaz'la temasa geçip Türkiye'ye dönerim... Ve onunla birlikte irtica ile mücadele kervanına katılırım. Akli dengemin yerinde olduğunu da böylece kanıtlarım!

Gel Şevki gel! Sakın geç kalma, erken gel!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI