Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nurten'in konukları

Nurten ERK

Garanti'nin değişimi Harvard'da örnek olay

Garanti Bankası'nın 1992 yılında başlattığı 'değişim yönetimi', Harvard Üniversitesi'nde 'örnek olay' olarak incelenecek. Garanti Bankası Genel Müdürü Akın Öngör, geçen ay Boston'da düzenlenen ve ABD'nin en önde gelen üniversitelerinin katıldığı bir toplantıda bankalarındaki değişim anlatmak üzere davet edildiklerini belirterek, ‘‘Konferans sonunda Garanti'deki değişim yönetiminin başarısının Harvard Üniversitesi'nde vaka metoduyla incelenmesine ve tartışılmasına karar verildi’’ dedi. Akın Öngör'le Garanti'deki değişim yönetiminin yanısıra bankacılık sektörünün sorunlarını da konuştuk.

Harvard Üniversitesi'nin geçen ay Boston'da düzenlediği konferansa Garanti Bankası neden davet edildi?

- Garanti'de 1992'den itibaren çok önemli bir değişimi yönetiyoruz. Olan herşeyi değiştiriyoruz. İnsanların görev tanımlarından müşteriye hizmet anlayışına kadar. Bu değişim, 1998'e gelince bilim ve iş dünyasında etki yapmaya başladı. İstanbul Üniversitesi bu yıl bize değişim yönetiminde en başarılı yönetici ödülünü verdi. Harvard Üniversitesi'nden Prof. Mike Beer da bizi düzenledikleri ve sadece bilim adamlarına yönelik bir konferansa davet etti. Prof. Beer, ‘Konferansta değişim yönetimini inceleyeceğiz. Bu yöntemi seçip, değişmeye başlayanların yüzde 75’i başarısız olmuştur. Bankanızın bu konuda çok başarı olduğunu saptadık. Bize bir prezantasyon yapar mısınız?' dedi. Bir de rapor hazırlayıp göndermemizi istediler. Bu konferans sonunda Harvard Üniversitesi'nin, Garanti Bankası'ndaki değişim yönetimini vaka metodu olarak incelemesine ve tartışmasına karar verildi.

Harvard'ın davetini nasıl karşıladınız?

- Çok şaşırdık ve memnuniyetle kabul ettik. Bu bankamız için çok prestijli bir olay. Daveti kabul edip, 16-19 Ağustos tarihinde düzenlenen ‘Breaking the Code of Change’ değişim yönetimi konulu toplantı için Boston'a gidince anladım ki, konferansa katılan bir çok profesör bizi tanıyor.

Konferansta size ne gibi sorular yöneltildi?

- Konferansta üç kuruluş vaka metodu olarak incelendi. Bunların biri Champion Int., diğeri Scott Paper Corp. adlı iki kağıt üreticisiydi. Üçüncüsü ise ASDA diye İngiliz perakende mağazalar zinciriydi. Konferansın ilk gününde bu şirketler incelendi. İkinci gün bir panel yapıldı. Bu üç şirketin bizim ve bir başka kuruluşun daha hazırladığı raporlar ele alındı. Bize 'Anlatılan vakalardan farklı olarak biz ne gibi durumlarla karşılaştınız, uygulamalarınız neler oldu?' sorusunu yönelttiler.

Yanıtınız ne oldu?

- Değişime başlamadan önce, yaptğımız bir araştırmanın sonuçlarını onlara aktardım. Müşterilerin bir Garanti şubesini nasıl algıladıklarını saptadık. Dişçi muayenehanesi gibi, gitmeye mecbur ve acı çekilecek bir yer olarak görülüyordu. Fakat bu değişimin sonunda, bireysel bankacılıkta dünyada öncü bir dergi olan Laferty Publications tarafından, 2000'li yılların en başarılı bireysel banka örneği seçildik. Bu noktaya gelişimizi vurguladım. Bizdeki ekonominin ABD ve İngiltere gibi stabil ve güvenilir olmadığını, çalkantılı bir ekonomiye sahip olduğumuzu vurguladım. Bir de Batı'da ilke kültürünün, Türkiye'de ise bireysel ilişkilerin önemli olduğuna dikkat çekti. En büyük farkımızın, böyle bir genel kültürün içinde, kendi kuruluşumuzda ilke kültürmeyi oluşturmayı başarabilmemiz olduğunu söyledim. Bankacılığı para idaresi olarak değil, müşteriye finansal hizmet veren bir kuruluş olarak tanımlayarak değişimi başlattığımızı ve nereden nereye geldiğimizi anlattım.

Değişim yönetimi, Garanti'yi nereden nereye getirdi?

- Bu banka, 1992'de sadece 150 milyon dolar piyasa değeri olan bir bankaydı. Şimdi değeri 20 misli daha fazla. 8 yıl önce her bir eleman başına 13-14 bin dolar kâr yaparken, bugün 90 bin dolar kâr yapıyor. Şube başına 250 bin dolar kâr ederken, şimdi 2 milyon dolar kâr ediyor. Enflasyondan arındırıldıktan sonra ne olarak bankanın aktifleri bir yılda yüzde 42, kârlılığı ise yüzde 82 büyüdü. Son dört yılda piyasa payımız yüzde 4'ten yüzde 8'e çıktı. Garanti Bankası'nın yaş ortalaması 1992 yılında 51'di. Bugün 30. 1992'de çalışanlarımız içinde üniversite mezunlarını oranı yüzde 25'di. Bugün 5 bin 200 kişi arasında üniversite mezunlarının oranı yüzde 78. Elemanlarımızın üçte biri yabancı dil biliyor.

Bu süreçten geçerken ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

- Hiçbir zaman adama iş yaratmadık. İşe ve süreçlere göre insanları işe aldık. Değişim sürecinde bazı arkadaşlarımızı, emekliye ayırmak zorunda kaldık. Bugün artık bankamızda ilişki kültürü değil, ilke kültürü hakim. Biz de çalışan sınıf arkadaşı, akraba, ahbap bir kişi yoktur. İşini en iyi yapan, orada oturur.

AKIN ÖNGÖR

Garanti Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Akın Öngör, 1967 yılında Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. Daha sonra çeşitli sanayi kuruluşlarında müdür yardımcısı ve pazarlama müdürü olarak görev yaptı. Bankacılığa 1981 yılında yönetici olarak başladı. Akın Öngör, Garanti Bankası'na 1987 yılında Pazarlama ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak katıldı. Mayıs 1991'de ise aynı bankanın Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyeliği'ne atandı. Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olan Öngör, aynı zamanda Sınai Yatırım ve Kredi Bankası ile Osmanlı Bankası'nın da Yönetim Kurulu'nda görev yapıyor.

Vergi değişmeseydi mahkemeye gidiyorduk

Hükümetin son aldığı kararlar bankaları rahatlattı mı?

- Nasrettin Hoca'nın bir hikayesi var. Önce eşeğini kaybettiriyor, sonra buluyor. Vergi uygulaması haksızdı ve yanlıştı. Bu görüşümüzü Bankalar Birliği olarak söyledik. Haksızdı. Çünkü bu uygulama çıktığında geçmişe dönük uygulanacaktı. Oysa yeni kararların geriye dönük uygulanamayacağı en temel hukuk kaidesidir. Hükümet vergi konusunda bu değişikliği yapmasaydı, bankalar zaten mahkemeye gidecekti. Bu haksızdı. Yanlıştı çünkü, bankalara getirdiği olmaması gereken bir yük var. Devlet kağıtlarının fiyatlarını bilerek ona göre alıyorsunuz. Ama altı ay sonra kurallar değişiyor. Maça giriyorsunuz, maç 90 dakika, kuralları belli. Ama 65'inci dakikada hakem kaleleri kaldırıyor. Böyle şey olmaz. Siz bankaların 8 milyar dolarlık özkaynağına karşılık, 4 milyar dolar ek yük getiriyorsunuz bir seferde. Yanlıştı ve haksızdı, geri dönüldü.













X