Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nurten Erk: Sabancı: Maliye Bakanı kanunsuz iş yapıyor

Nurten ERK

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, ‘‘Kárın sermaye ilavesini kár dağıtımı sayan Maliye Bakanı, kanunsuz iş yapıyor. Bununla ilgili çıkarılan tebliğ, yasanın ilgili maddesine aykırı’’ dedi. Sabancı, ‘‘Sermayeye eklenen kárdan vergi alırsan, şirketlerin büyümesinin önünü kesersin’’ diye konuştu.

SABANCI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, Maliye Bakanlığı'nın ‘‘Kárın sermayeye ilavesinin kár dağıtımı’’ sayılarak vergiye tabi tutmasının şirketlerin büyümesinin önünü keseceğini söyledi. Maliye Bakanı'nın kanunsuz iş yaptığını savunan Sabancı, ‘‘Maliye'nin kárın sermayeye ilavesinin kár dağıtımı sayılmasına ilişkin tebliği makabline şamil (geriye dönük) bir karar. Parlamento'nun yaptığı kanunların ruhuna aykırı. Ve Maliye Bakanlığı yetkisi olmamasına rağmen bunu yapıyor’’ dedi.

Sabancı ile hükümetin aldığı son kararlarını ve Maliye Bakanlığı'nın iş dünyasına bomba gibi düşen tebliğlerinin yanısıra, enflasyon hedefinin tutturulup tutturulamayacağını ve birleşme rüzgarını konuştuk.

Hükümetin son zamanlarda aldığı ekonomik tedbirleri doğru buluyor musunuz?

- Hükümet ekonomik hayata birkaç ay içinde bombalar attı. Bunlardan biri de, Maliye Bakanlığı'nın kárın sermayeye ilavesinin kár dağıtımı sayılmasına ilişkin tebliği. Bu tebliğ, hem geriye dönük ‘‘makabline şamil’’ bir karar, hem de Parlamento'nun yaptığı kanunların ruhuna aykırı. Ve Maliye Bakanlığı yetkisi olmamasına rağmen bunu yapıyor. Daha önce de makabline şamil Vergi Kanunu geldi. Deprem o kadar önemli ki, birşey söylemeyelim dedik. Maliye Bakanlığı'nın 6 Şubat'ta Resmi Gazete'de yayınlanan 231 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği, Parlamento'nun çıkardığı kanunun ruhuna aykırı. Kanunsuz bir işi yapan bir Maliye Bakanı. Aslında bunun gibi başka makabline şamil kararlar daha var. Deprem için hoşgörü vardı, ama kanunsuzluğun şöyle ya da böyle affedilmesi mümkün değil. Önce kanunu değiştir, sonra bunu yap. Parlamento iyi kötü bir kanun çıkarmış, iyi-kötü tartışılır. Ama çıktıktan sonra bu uygulanmalı. Herkes bunu dinlemeli. Hele hele bunu Maliye Bakanı dinlemezse, her türlü kanunsuzluğa davetiye çıkarırsın. Sen bunun yanlış olduğunu anlatırsın Maliye Bakanı olarak. Parlamento'ya getirirsin. Yeni kanun çıkarttırırsın, ama yeni kanun çıktığı tarihten geçerli olur, makabline şamil olmaz. Devlet değil, aşiretler yapar makabline şamilliği.

Maliye'nin bu tebliği şirketleri nasıl etkileyecek?

- Maliye Bakanlığı'nın kárın sermayeye ilavesinin kár dağıtımı sayılmasına ilişkin tebliği, şirketlerin büyümesinin önünü kesiyor. Temettü gelirlerini şirket sermayesine koyarak bünyeleri kuvvetlendirmek gerekiyor. Bunun ruhu büyüme. Şirketleri verimli yapmak. Bütün dünyada herkes birleşiyor. Türkiye'deki bütün bankaları, özel ve devlet, hepsini topla bir Dresdner Bank kadar olamaz. Sen o kadar kısa boylusun ki, bütün bankacılık sektörünü toplasan bir banka kadar olamıyorsun. Dresdner Bank hálá 'Ben güçsüzüm, kimlerle birleşmeliyim' diyor. Dresdner Bank daha büyüyeceğim derken, senin bankaların, şirketlerin bu kadar küçükken bunun önünü kesiyorsun. Parlamento ‘Biz çok küçük oğlu çok küçüğüz. Özkaynaklar yetersiz. İşleri küçük küçük bıraktıkça, ekonomik boyutlarda biryere varamayız. Rekabet havada kalır’ diyor kanun çıkarıyor. Bu parlamento buna sahip olurken, şimdi Maliye Bakanı kanunun ruhuna aykırı olarak, kendi kendine tebliğler çıkarıyor. Kanunsuz iş yapıyor. 550 kişilik Parlamento'dan çıkıp bir kişi demiyor ki, bu benim kanunum. Madem Maliye Bakanı olarak sen bunu beğenmiyorsun, oturalım, konuşalım, değiştirelim demiyor. Bu tür kararlar bize büyük fırsatlar kaçırtıyor.

Örnek verebilecek misiniz?

- Ben sana inandım Japon devi Toyota'yı getiriyorum Türkiye'ye. Niye benim önüme yazdın şu teşvikler var diye. Karşımda konuşan devletti, hükümetti, aşiret değil. Sen bunları kaldırdın, kaldırdın, kaldırdın. Verdiğin sözleri yerine getirmedin, geç getirdin. Toyota burada büyümek yerine Fransa'ya gitti. Yaris modelini orada yapıyor. Yaris'i burada üretseydik ne olurdu? Fabrika var, işçi var, teknisyen var. Kimi kime şikayet edeceğiz. Yaris'in buradan oraya götürülmesine neden oldular. Kanunu değiştir, neyse gereği yapalım, ama kanunsuz iş yapma. Herşeyi affedeceğim deme kardeşim. Vergi affı getireceğim deme ya. Bunu dedin mi, benim karnıma bu kurdu koydun mu, yine seçim gelecek, yine bunlar af getirecek diyeceğim. Karnımda bu kurt oldukça, ben iyi adamsam kötü adam oluyorum.

Dünyada devler arasında evlilik rüzgarı esiyor. Siz de yurt içinde büyük bir grupla böyle bir evliliği düşünür müsünüz?

- Sabancı Topluluğu Lassa'yı birleştirdi DuPontSA oldu. Hollanda'da kurulan şirket 1 milyar dolar sermayeli. Dünyanın birçok yerinde fabrika. Burada know how satacağız Türkiye'den. Buna ben de inanamıyorum. Naylonda birleşmenin adı kondu. Yine DuPont ile ortağız Dusa Globe'da. Bu da 1 milyar dolar sermayeli bir şirket olacak. Çimentoda da yaptık böyle bir evliliği daha önceden. Biz bu rüzgarı çoktan yakaladık. İçerde ne kadar birleşirsek birleşelim küçük kalırız. Dünya platformunda oynamak istiyoruz. Sabancı olarak biz gözümüzü yurtdışına çevirdik. DuPont gibi dünya devleriyle evleniriz Sabancı olarak. Yurt içinde başka gruplarla evlilik bize bir şey kazandırmaz. Zamanımı, kaynağımı boşuna harcarım.

Sabancı'yı kızdıran tebliğ

MALİYE Bakanlığı'nın 6 Şubat 2000 tarihli Resmi Gazete'de yayınladığı 231 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği, kurumların kárlarını sermayeye eklemek suretiyle gerçekleştirdikleri kár dağıtım işlemlerinde, kár payı elde eden ortaklar nezdinde yapılacak vergilemeyi içeriyor. Bu tebliğe göre, kárın sermayeye eklenmesi halinde, bedelsiz hisse senedi alan ortaklar Gelir Vergisi'ne tabi olacak. Maliye Bakanlığı'nın tebliğine göre. kárın sermayeye ilavesi halinde, bir kár dağıtımı sözkonusu olduğu için şirket ortakları menkul sermaye iradı elde etmiş sayılacak. Oysa Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b-1 maddesinde ‘‘Kárın sermayeye ilavesi kár dağıtımı sayılmaz’’ deniyor.

Enflasyonu essahtan el ele düşüreceğiz

Enflasyon hükümetin hedeflediği yüzde 25'ler düzeyine indirilebilecek mi?

- Alayımız inanacağız, enflasyonu indireceğiz. Enflasyonun getirdiği problemler belli. Fedakarlığı boyutlarımız ve güçlerimiz ölçüsünde omuzlayacağız. Aksi halde eski gidişata razıyız. Allah korusun. Bu sefer bir rüzgarı yakaladık arkamızdan. Güzel bir moral var. Üç lidere tesekkür ediyoruz, uyumlu çalışıyorlar. Nazar değmesin. Enflasyonu lakırdıda değil, essahtan, el ele düşüreceğiz. Bunun etrafında toplanacağız.

<ı>SAKIP SABANCI

<ı>Hacı Ömer Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, 1933 Kayseri Akçakaya Köyü doğumlu. Çalışma hayatına Bossa Un Fabrikası'nda başladı. Daha sonra Bossa Tekstil İşletmesi Müdürü oldu. 1966 yılında babasının vefatından sonra Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirildi. Halen bu görevinin yanısıra holdinge bağlı çok sayıda kuruluşun Yönetim Kurulu Başkanlığını ve Murahhas Üyeliklerini de yapıyor. Sabancı, 1964'den itibaren 25 yıl süreyle Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları, Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği Üyeliği ve Başkanlığı yaptı. 1986'da Türk Sanayicileri ve işadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı üstlendi. 1987-1990 yılları arasında TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanlığı'nı yaptı. Çeşitli tarihlerde yurtiçi ve dışında birçok üniversite tarafından Fahri Doktorluk ünvanı verilen Sakıp Sabancı, 1987'de ‘‘Belçika Kraliyet Nişanı’’, 1992'de Japon Hükümeti tarafından ‘‘Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı’’ ile onurlandırıldı. Sabancı'ya ayrıca 1997'de Cumhurbaşkanı tarafından ‘‘Devlet Üstün Hizmet Madalyası’’, İsviçre'deki Avrupa Ekonomi Enstitüsü tarafından ‘‘Avrupa Kristal Dünya Ödülü’’ verildi. Sabancı, 1999'da New York'da FABSIT tarafından ‘‘Yılın İşadamı’’ seçildi. Sabancı'nın değişik konularda yazdığı 11 kitabı bulunuyor.

Sendika penceresi açık kaldı, hepimiz ölürüz

İşçi ücretleri, ürün fiyatlarınız, enflasyon hedefine uyacak mı?

- Hükümet bir pencereyi açık bıraktı. Memurlara yüzde 15 zam verildi. Bunun yanında sendikalılar serbest. Bu pencereyi kapatmadılar, açık bıraktılar. Bu pencereyi kapatınız, rüzgar geliyor. Allah göstermesin bu pencerelerden öyle bir kötülük gelecek ki, hastayı öldürebilir. Yılların yığdığı sorunlar var, hastayım, titriyorum. Sen geliyorsun pencereyi açıyorsun bana, öldün demektir. Sen bu hastayı görmüyor musun? Pencereyi açarsan, ilaçları boşuna alıyorsun, doktoru boşuna çağırıyorsun. Hasta ölürse, bunun anlamı on yıl enflasyonu yaşarız. AB falan filan havaya gider.

Peki sizin öneriniz nedir

- Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplayınız. Bütün kesimlere 'Ey özel sektör, enflasyonu ben buraya indirdiğime göre, sen bundan fazla zam yapmayacaksın, tamam mı?' diyeceksin. Odalar Birliği, Türk-İş, DİSK Başkanı hepsi olacak burada. Eskiyi unuttuk bu sefer kardeşim. Bu sefer ölümüne bu işi yapacağız. Bugünlerde lastik iş kolundan yüksek oranlı zamlar istiyorlar. Ama işçi kardeşime diyorum ki, sen, ben aynıyız ağam. Lastiğimizi burada üretelim, fabrikayı tam işletelim. Michelin ithal edip satmak yerine, burda üretip satalım. Sen bu kadar yüksek rakam istersen, rekabet edemeyiz Michelin'le. Biz lastikte isçinin istediği yüksek rakamları verirsek, yüzde 15 alan işçi ne der? Bir imza atılırsa özel sektörün şurasında ya da burasında pencere açılırsa bu yaygınlaşır. Bu olursa Avrupa Topluluğu biter, enflasyonu düşürme lafta kalır. Diğer bütün fedakarlıklar boşa gider. Bu işi bir sene için istiyorum, devamlı değil. Sendikacı ‘Liberal sistem ve kurallar var, niye beni bağlıyorsun?’ diyecek, haklı. Ama bir başka doğru var, hedefe varma ve Avrupa Topluluğu'na girme var. Bundan dolayı bir kereye mahsus hepimiz el ele inanacağız, geçmişi bırakacağız. Bir yıl için bunu yapacağız. İkinci yılı enflasyona bağlarsın. Enflasyon tutmadıysa ki Allah göstermesin diyorum, garanti olur. Bugünlerde bu pencere açılır, bir bomba patlatılırsa kötü olur.''

X