Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nurgül Yeşilçay’ın eşinden yanıt var

Nurgül Yeşilçay’ın eşi, Nurgül Yeşilçay’ın oyunculuğunu sorguladığım yazıya yanıt göndermiş.. Hem de eşi Nurgül Yeşilçay ‘Değmez’ dediği halde.. Nurgül Yeşilçay’ın eşini gerçekten takdir ettim.

Hatta ‘Bir adam karısına bu kadar sahip çıkabilir’ dedim ve ‘Nurgül Yeşilçay’ın eşidir, duygusaldır, yanlıdır’ falan diye düşünmeden, satır satır gelen e-postayı okumaya başladım..

‘Herhalde bir bunalım halindeyken ya da içkiliyken falan kaleme alındı’ diye düşünürken, ‘Nurgül’ü illa da çıplak görme isteğinizi bilememişler’ kısmına gelince, okumayı bıraktım..

Başka hiçbir şey de düşünmedim. İşte Nurgül Yeşilçay’ın eşinin yanıtı:

* * *

Oyunculuğunu beğenmemek en doğal hakkınızdır.

Bu sizin kişisel tercihinizdir ve kimse aynı düşünmek zorunda değildir.

Ancak Nurgül kötü oyuncu demeye varan bir yargıyı dile getirmek için oyunculuk denen sanatsal bilimi (!) eksiksiz bilmek gerekir ve onun verileri ışığında değerlendirmek gerekir.

Nurgül’ün Eğreti Gelin’deki performansının Asmalı Konak’ın ötesine geçemediğini yazmışsınız.

Nurgül’ün kötü bulduğunuz oyunculuğuna rağmen ‘Belalı Baldız’, bu korkunç reyting savaşlarında bu sezon başlayıp da yayınlandığı günden itibaren hep ilk üçte olma başarısını elde eden tek dizi olmayı nasıl becermiştir?

Acaba oyuncularımızı da her şeyde olduğu gibi tek bir kalıp ve kategoride görmek isteyip farklı davranmalarını yadırgıyor olabilir miyiz?

Yazınızı okuduğumda Atıf Yılmaz’ın sinema ve oyunculuk, anlatım, aktarım konusunda sizin kadar bilgi, beceri ve yetenek sahibi olmadığı kanaatine kapılmam, itiraf edeyim ki beni şaşırttı.

Sizin Nurgül’ü ille de çıplak ve sevişiyor görme isteğinizi bilememişler.

Belki de Deniz Akkaya’yı tercih ederdiniz.

Üstelik filmde, filmin ihtiyaç duyduğu muhteşem bir sevişme sahnesi vardı. Oldukça da erotikti. Çünkü, sevişmeler olmadığı için aşk vardı. Hem sizin elbiselerinizi tamamen çıkartmadan seviştiğiniz olmadı mı hiç? Altın Portakal’a gelince; ben sonuçları konusunda karşı çıkanların (birkaç marjinal dışında) ilk defa böyle bir konsensus oluşturduklarını gördüm.

Sizin gibi popüler olmak için böylesine çabalayan birinin aynı zamanda marjinalim de demeye çalışması yeni bir kavramı bize tanıtıyor:

‘Tam olmamış popüler’ (ya da yarı popüler de diyebiliriz). Yani Antalya’daki jürinin bir kısmı gibi.

Okuyup da anlayamadıklarınıza gelince; Nurgül, festivalin, daha doğrusu jürinin popüler film festivaline ters düşen ödüllendirme mantalitesine karşı, oradaki çelişkiyi vurgulamaya çalıştı.

Hiçbir yerde ve satırda ‘Ödül benim hakkımdı, onların değildi’ falan demedi. Tam tersi o Meltem Cumbul’un alacağını umduğunu söyledi.

Bir sanat abidesi Sezen Aksu, Nurgül’ü beğenerek oyunculuktan anlamıyor, siz anlıyorsunuz.

Halk çılgınca alkışlayarak anlamıyor, siz anlıyorsunuz.

Altın Koza jürisi anlamıyor siz anlıyorsunuz.

Oyunculuk konusunda hocalık da yapmış olan ben, tanımadan öncesinden beri oyunculuğuna hayran olarak ve ülkenin evrensel ölçülerde en iyi oyuncusu bularak anlamıyorum, siz anlıyorsunuz.

Evlilik ve bebek olayına gelince; ‘Bana Allah en büyük ödülü verdi. Bir insan sağlıklı bir bebekten daha mucizevi ne üretebilir ki? Mutluyum’ demek istenmiş.

Röportajı yapan anlamış, duygusallaşmış, siz anlayamamışsınız.

Mutlu ve sağlıklı günler diler, uzmanı olmadığınız konuda fikir beyan etmekle yargıda bulunmak arasındaki farkı artık anlamış olduğunuzu umarım.

Saygılarımla, Cem Özer..
X