Nükleer mi, petrol mü?

Merve ERDİL
19.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme:

İran Cumhurbaşkanlığı yarışını reformist aday Ruhani’nin kazanmasında, ülkenin nükleer politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa’nın uyguladığı sıkı ambargoların etkili olduğu göz ardı edilemez.

Yaptırımlar nedeniyle derin bir ekonomik krize giren İran’da petrol üretimi 25 yılın en düşük seviyelerini gördü. Dünyanın merak ettiği ve Ruhani’nin önündeki temel soru, “Nükleer mi, petrol mü” olacak.Sekiz yıllık görev süresinde İran’ın nükleer programı nedeniyle Batıyla ilişkilerde mesafeyi açan Ahmedinecad’ın, bu konudaki sert tutumu, ülkesinin ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmasına neden olmuştu. İran’ın petrol ticareti yaptırımlardan etkilenirken, Türkiye’nin de içinde olduğu pek çok ülke petrol alım miktarlarını düşürmüştü. Yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, nükleer konusundaki hareket alanı kısıtlı olsa da, daha yumuşak bir tutum izleyerek söylemleri yumuşatması bekleniyor. İran’ın nükleer programında 2003 ila 2005 yılları arasında Başmüzakereci olan Ruhani, seçim kampanyası boyunca Ahmedinecad öncesi nükleer politikaları savunarak, İran’ın ekonomisini yeniden canlandırma sözü verdi.

NÜKLEERE DEVAM

Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ilk kez İran’ın başkenti Tehran’da basının karşısına çıkan Ruhani, uranyum zenginleştirme programında geri adım atmayacaklarını dile getirdi ancak nükleer programı daha ‘şeffaf’ hale getirecekleri sözünü verdi. Ruhani, “Güveni tekrar kazanmaya çalışacağız. Dünyaya bunu tamamen şeffaf ve açık bir şekilde yürüttüğümüzü göstermeye hazırız” diye konuştu. Analistler, Ruhani’nin seçilmesinde İran’ın nükleer programına karşı Batı yaptırımlarının önemli bir etken olduğunu vurguluyor. Ancak Ruhani’nin programdan “vazgeçmeden” baskıyı hafifletmeyi savunduğuna da dikkat çekiliyor.  Petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından dünyanın en önemli ülkelerinden biri olan İran’da yaşanacak gelişmeler, küresel enerji sektörünü etkileyecek nitelikte. İran’ın petrol üretimi, yaptırımlar başladığından bu yana günlük 1 milyon varil seviyelerinde düşüş gösterdi. Yaptırımlar, ülkenin ham petrolünün dünya pazarlarına ulaşmasını engelleyerek, ekonomik istikrarın bozulmasına yol açarken, Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Türkiye gibi ülkeler İran’dan aldıkları petrol miktarlarını önemli ölçüde düşürdü. İran’ın mayıs ayında günlük 2.5 ila 2.6 milyon varil arasında petrol üretimi gerçekleştirdiği tahmin edilirken, bu rakam, en son 1989 yılında görülmüştü. Uzmanlar, yaptırımların kaldırılması durumunda, İran’ın üretiminin hızla yükseleceğini düşünüyor.

Döviz darbesi

İran’ın petrol ticaretine uygulanan yaptırımlar, ülkenin temel gelir kaynağının yüzde 65’e varan oranlarda azalmsına neden oldu. Bankacılık alanındaki yaptırımlar ise ülkeye döviz girişine engel olarak, İran’ın dış ticaretini olumsuz etkiledi. İran ekonomisinin yeniden şahlanması için yaptırımların kalkması gerektiği vurgulanıyor.

12 ila 18 ay gerekiyor

Petrol sektörü uzmanları, ambargoların kaldırılması durumunda İran petrol sektörünün toparlanmasının bir yıla yakın süreceğini tahmin ediyor. Uzmanlar, İran petrol üretiminin yeniden günlük 3.6 milyon varil seviyelerine çıkabilmesi için 12 ila 18 ay gerektiğini belirtirken, petrol sahalarına yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapılması gerektiği vurgulanıyor. İran’ın bugünkü üretimi ortalama günlük 2.65 milyon varil seviyelerinde.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı