Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Nüfusun yüzde 4'ü tiyatro seyrediyor

    Hürriyet Haber
    12.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Oyun Atölyesi iki haftadır ‘‘Ayrılış’’ ile Kadıköy seyircisinin karşısına çıkıyor. İngiliz yazar Tom Kempinski'nin oyununu Işıl Kasapoğlu sahneye koymuş. Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer de biri bedensel diğeri ruhsal ızdıraplar içindeki oyun kahramanlarını hakkıyla canlandırıyorlar. Oyun 17 Aralık'ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi salonunda sahnelenecek. Çift ile ‘‘Ayrılış’’ı, İstanbul'daki tiyatro salonlarının durumunu ve gelecek projelerini konuştuk.

    Oyunun yazarı bir İngiliz, sizin de İngiltere seyahatleriniz meşhur. Bu seyahatlerden birinde mi keşfettiniz oyunu?

    Z.O. Aslında böyle denebilir ama yazarın bu eseri bizim kütüphanemizde epeydir duruyordu. Bu sene iki kişilik bir oyun yapmak istedik. Böyle bir lüksü yaşamak istedik ve bu oyunu kütüphaneden çekip çıkardık.

    İki kişilik oyun neden lüks?

    Z.O. Biz bugüne kadar hiç iki kişilik bir oyun yapmadık. O hep sanki bir şeylerin kolayına kaçmakmış gibi geldi bize. Hep kadromuz genişti. Bu sene böyle bir rahatlık yaşıyoruz.

    Oyunu neden seçtiniz?

    H.B. Çok beğendiğimiz için. Biz zaten oyunları kendimiz beğendiğimiz için seçiyoruz. İyi yazılmış, oyuncu olarak ağzımızı sulandıran bir metin olduğu zaman onu oynamak istiyoruz.

    Oyun, telefon konuşmaları sırasında birbirine aşık olan iki insanı anlatıyor ve telefon konuşmalarıyla sürüp gidiyor. Bu özelliğinden kaynaklanan handikapları var mı?

    H.B. Bizim için zorluk yaratan ama aynı zamanda güzel bir egzersiz olan kısmı şu: Oyun telefonda geçtiği için birbirimizle hiçbir kontağımız olmadan oynuyoruz. Yani iki tane tek kişilik oyun gibi. Birbirimizin gözüne bakamıyoruz. Bu bizim işimizi iki kat daha zorlaştırıyor. Birbirimiz için sadece ses olarak varız. Bu bir oyuncu için çok öğretici bir şey. İyi ki yapmışız.

    Siz salon bakımından talihsiz bir tiyatrosunuz...

    H.B. Kim talihli ki Türkiye'de. Maalesef biraz göçebe hayatı yaşıyoruz. Ataköy, Ortaköy, Kadıköy... İstanbul'un köylerini dolaşıyoruz.

    İstanbul içinde turne yapınca farklı semtlerden seyircileri gözleme imkanınız oluyor. Bir fark var mı?

    Z.O. Sonuçta İstanbul'da tiyatroya yine tiyatro izleyicisi geliyor. Oyun izlemeyi alışkanlık haline getirmiş insanlar. Türkiye'de toplam 250 bin kişinin dışında tiyatroya giden yok zaten. Sadece geceden geceye seyirci tepkileri farklı olabiliyor.

    Koltuklar İtalya’dan ama kulis yok

    İstanbul'da gerçek anlamda yeterli kaç salon var?

    H.B. Hiç yok. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan İstanbul'da ne yazık ki, gerçek anlamda tiyatro sahnesi sıfır. Tiyatronun tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir sahne yok. Bunu çok üzülerek, çok utanarak söylüyorum. Bir örnek vereyim: İzmit Şehir Tiyatroları'nda Işıl Kasapoğlu'nun bizzat her anıyla ilgilenerek yaptığı tiyatro belki de Türkiye'nin en güzel tiyatrosu. Sahneler kerhen yapılıyor. Belediye imar izni vermek için, kültür ve sanata destek oluyorum adına yapılan bir binanın altına kültür merkezi koyacaksınız diye bir mecburiyet şerhi getiriyor. Adam da yapıyor. Yüzlerce sahne var daha kapısı açılmamış. Koltuklar İtalya'dan gelmiş, öyle duruyor. Salon yaparken tiyatrodan anlayan bir kişiye açıp sormazlar. Trilyonlar harcanmış ama ancak konferans salonu olur. Ne akustik, ne sahne boyutları, ne de kulisi düşünülmüş. Sahne var mı, var. Toplumda böyle bir talep de yok.

    Seyirci neler bekleyebileceğini bilmiyor belki.

    H.B. Bilmiyor tabii. Türkiye'de tiyatronun bunları yaptırabilecek bir popüleritesi yok. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün belirlediği rakamlar var. Yaklaşık olarak söylüyorum: Toplam nüfusun yüzde 14'ü ancak tiyatro kelimesinin anlamını biliyor. Yüzde 4'ü hayatında en az bir kere tiyatroya gitmiş. Gerisi için hiçbir çağrışım yaptırmıyor. Bu çok acı. Yani biz bu ülkede hayatında en az bir kere tiyatroya gitmiş, yüzde 4 nüfus için oynuyoruz.

    Tiyatro Festivali için projeniz olduğu söyleniyor...

    H.B. Festival için değil, bizim projemiz var. Ama festival isterse seve seve orada da oynarız. Bir Nazım Hikmet resitali düşünüyoruz.

    Z.O. Selim Atakan müzikleri hazırlamaya başladı. Orkestra eşliğinde ve bir reji anlayışı içinde -ki onu da Işıl Kasapoğlu yapacak- sergileyeceğiz.

    H.B. Onun dışında benim ‘‘Shakespeare'in Kötülük Dersi’’ diyebileceğimiz bir projem var. Shakespeare'in kötü karakterlerinden yapılmış bir kolaj ama bu arada kötüyü, kötüye bizim neden hayran olduğumuzu irdeleyen bir proje. Kötülük nasıl bir şeydir, insan niçin kötülük yapar gibi. Sonra 2002'de Nazım'ın 100. yılında bir Nazım Resitali düşünüyoruz.

    <ı>Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, tel: (0216) 330 10 27

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı