« Hürriyet.com.tr

Nostalji olsun da hangi yıllar olursa olsun

Milano Moda Haftası 5 Ekim'de yapılan kapanış partisi ile sona erdi. Yüzden fazla koleksiyonun sergilendiği, hayvan hakları savunucularının podyumları bastığı, şehir trafiğinin kilitlendiği hafta sırasında, Franco Moschino'nun kurduğu Moschino da 20. yaşını kutladı.

Banu TUNA
X
2004 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarına baktığımızda, genel olarak geçmişe dönüş fikrinin hakim olduğunu söyleyebiliriz. Ama hangi yıllara geri dönüldüğü pek belli değil. Örneğin, Prada 50'li, Dolce&Gabbana 60'lı, Moschino 30'lu yılları kendine rehber edinmiş. Miu Miu ve Etro gibi sadece geçmişe değil, doğaya ve etnik kökenlerine geri dönenler de var. İşte Milano Moda Haftası'nda gözümüze takılanlar.

Moda haftaları sırasında çekilmiş podyum görüntülerini televizyonda seyrederken, hep incecik mankenler, şık tasarımlar ve sakin sakin podyum kenarında yerini almış izleyiciler görürüz ya, emin olun işin aslı görünenden çok daha yırtıcı.

Ekranlara yansıyan final görüntüsüne kadar neler yaşanmıyor ki! Bir defa işin en zor yanı bir davetiye sahibi olabilmek. Eğer iyi bir alıcı veya önemli bir basın mensubu değilseniz şansınız yok denecek kadar az. Ama sıfır olmadığını da söylemekte yarar var. Dalgın bir kapı görevlisini atlatarak, arka kapılardan sızarak, söylediğiniz binbir türlü yalana birilerinin inanacağını umarak ve biraz da gözünüzü karartarak, kendi şansınızı kendiniz yaratabilirsiniz. İnanın, boşa konuşmuyorum.

Eğer davetiyeniz koltuk numarası olan, birinci sınıf bir davetiye ise sorun yok, kolayca içeri buyur ediliyorsunuz. Ama üzerinde ‘‘ST’’ yani standing (ayakta) yazıyorsa, son dakikaya kadar kapıda bekletiliyorsunuz. Defilelerin pek çoğu duyurulandan bir saat geç başlıyor. Son 5 dakikada ayakta izleyecek konukların girmesine izin veriliyor. Ondan sonrası benim için gayet tanıdık bir eylem şekli. Düşünün ki, sabah 8:15 vapuru için Kadıköy İskelesi'nde bekliyorsunuz ve ayakta kalmaya hiç niyetiniz yok ve kapılar açılıyor... Hücum! İnanın Milano'da yaşanan bundan daha farklı değil.

HAYVAN HAKLARI MİLİTANLARI KÜRKLÜ DEFİLELERİ BASTI

İzleyici koltuklarının en ön sıralarında hep Vogue, Elle, Marie Claire gibi belli başlı yabancı moda dergilerinin editörleri oturuyor. Herkes birbirini tanıdığından önce bir öpüşme faslı yaşanıyor. Fotoğrafçılar basın mensuplarının en gürültücü olanları. Defile gecikirse, manken uzun uzun poz vermezse hemen ıslıklamaya, ‘‘dönseneeee’’ diye bağırmaya başlıyorlar.

Bir de işin hayvan hakları savunucuları tarafı var. Koleksiyonunda kürk kullanan modacıların defilelerine sızıp, podyum basıyor, ‘‘kürke hayır’’ sloganları atıyor sonra apar topar dışarı çıkarılıyorlar. Bu türden olaylar Versace ve Dolce&Gabbana defileleri sırasında yaşandı örneğin.

Moda Haftası boyunca Milano trafiği felç oluyor. Sabah ve akşam saatlerinde otobanların bile tıkandığını söyleyebilirim. Defile yapılan binaların çevresine otomobille ulaşmak gerçekten zor. Çıkışta taksi bulabilmek için insanlar birbiriyle yarışıyor. Her defilenin çıkışına bir trafik polisi gönderiliyor.

Elbette moda haftaları sadece kaostan ibaret değil. Dünyanın en önemli markalarının tasarımlarını herkesten önce görüyor, gündüz defilede izlediğiniz mankenlerle akşam restoranda karşılaşıyor, defile sırasında yanınızda oturan kişinin bir sinema yıldızı olduğunu fark edebiliyorsunuz. Ayağınızın altına serilen kırmızı halılar da cabası. Artık biraz da 2004 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarından bahsedelim.

MIUCCIA PRADA

19. yüzyıl seyyahları ilham verdi

Miuccia Prada, bugün İtalya'nın en iyi tasarımcılarından biri olarak anılıyor. Prada'nın 2004 İlkbahar-Yaz koleksiyonunda 1950'lerin çizgisi hakim. Diz hizasında kloş etekler, dar beller, vücuda oturan üstler var. Taş, kum ve koyu mavi tonlar dikkati çekiyor. Bunun yanında patlıcan moru ve kızıl kahveler de kullanılmış. Kumaş tasarımında baskı ve batik tekniklerine ağırlık verilmiş.

Ana tema ise seyahat olarak özetlenebilir belki. Etek, ceket, çanta ve ayakkabılarda 19. yy. seyyahlarının çizimlerine benzeyen Milano, Venedik ve Roma manzaraları var.

Defile sonrasında yaptığı açıklamada Miuccia Prada da zaten seyahat temasından etkilendiklerini ve batik yöntemiyle çalışmanın çok eğlenceli olduğunu söyledi.

Dış dikiş kullanılarak, kolsuz ve diz hizasında tasarlanan önden düğmeli elbiselerin beli dar. Ayakkabılar ya yuvarlak burunlu ve topuklu ya da üzeri renkli boncuklarla süslenmiş terlik formunda.

FERGIE ÇOK BEĞENDİ

Dolce&Gabbana defilesinin sonunda seyirciden -ki aralarında York Düşesi Sarah Ferguson da bulunuyordu- en büyük alkışı taşlı gece elbisesi aldı.

MOSCHINO

20. yaşını kutladı

Franco Moschino'nun markası geçen hafta 20. yaşını ilginç bir parti ile kutladı. Süperman'den, Obelix'e, Temel Reis'ten Pamuk Prenses'e kadar herkes partideydi.

Moschino koleksiyonuna 30'lu yılların belli belirsiz yansıdığını söylemek mümkün. Tüm dünyada hızla büyüyen sigara düşmanlığına inat kolye, kemer gibi aksesuvarlar sigara formunda tasarlanmış. Mankenler podyuma bile ellerinde sigaralarla çıktılar. Franco Moschino, ‘‘Moda şovları sağlığınız için zararlı olabilir’’ diye boşuna söylememiş. Görünen o ki, Franco'nun ‘‘Moda eğlencedir’’ anlayışı hala markaya hakim. Podyum şovuna tamamen teatral bir hava ve renkler hakimdi.

ETRO

Defilede sürekli Sezen Aksu çaldılar

Etro’nun defilesinin en ilginç yanı mankenlere podyumda Sezen Aksu’nun şarkılarının eşlik etmesiydi. Etro koleksiyonunun adı South (Güney). Koleksiyona güneşli güney yarımkürenin renkleri ve motifleri hakim.

M-Etro-Polis grubunda, Panama'da yaşayan Kuna kadınlarının kullandığı baskılar, Hint nakışlarıyla işlenmiş mini kaftanlar, geometrik nakışlı etekler bulunuyor. Guatemala baskılarının kullanıldığı üstler kare yakalı.

Etrosentik grubunda PVC malzemeyle yapılmış trençkotlar, yöresel bluzlar, Kuzey Afrika kaftanları var. Ama herşey güneş ışığının canlılığıyla birleştirilmiş.

Etro-Recycle'da Afrikalı kabilelerin kullandığı teneke işlemeler, bluz kenarlarına işlenmiş taşlar, uzun iplerden yapılmış bluzlar, geniş paçalı pantolonlar göze çarpıyor.

Super-Latino grubuna tamamen tatil havası hakim. Renkli bikiniler seramik boncuklarla işlenmiş. Dalgalı etekler sambacılar için biçilmiş kaftan.

Çanta, kemer ve çanta tasarımlarının bulunduğu grubun adı Flora ve Fauna. Yine tüm tasarımlarda canlı renkler ve güneyin desenleri hakim.

TAŞ, KUM VE TOPRAK RENKLERİ

Prada'nın alt markası Miu Miu koleksiyonunda toprak, taş ve kum renklerinin tonları ağırlık kazanıyor. Dümdüz etekler, kolları dirsek üzerinde kıvrılmış, çikolata rengi, süet ceketler var. Yüksek topuklu stiletto severlere inat, yumuşak, süet makosenler ve botlar tasarımları tamamlıyor. Mokasenler bir çarık kadar rahat görünüyorlar.

Kaynak: Banu TUNA

Turizmin Başladığı Yerdeyiz
Aydın'ı Keşfetmek
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
O ülkede İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma karargâh bulundu!
SonbaharSonbahar
Sonbaharı bir başka: Bodrum
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Her yıl binlerce koyunla bölge akın ediyorlar! (Marwah Vadisi)
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
16 kişinin yaşadığı Avrupa'daki ilginç köy!