Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

N'olcak bu hükümetin hali!

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, Türkiye yaklaşık bir aydan beri hükümetsiz. Ortada ‘‘düşürülmüş’’ bir hükümet var ve görevine elbette devam ediyor. Ama bunca kritik sorunu olan, ekonomisi bıçak sırtında duran bir ülkede hükümetsizlik ne kadar sürebilir?

Bürokrasi iş yapmıyor. Bütün dosyalar ve önemli konular beklemede. Bürokrat, bakanına ‘‘gidici’’ gözüyle bakıyor.

Meclis tümüyle tıkalı. Hiçbir biçimde çalışmıyor. Ama o çatının altında toplanmış kellelere maaşları aksama olmadan ödeniyor. Sağlık giderleri en lüks hastanelerde devlet tarafından karşılanıyor. Sadece bunlarda aksama ve tekleme yok!

İş yasama çalışmalarına gelince, çark dönmüyor. Sırada bekleyen çok önemli teklif ve tasarıların ele alınması bile mümkün olmuyor.

Hele seçimler, eğer olacaksa 18 Nisan tarihi biraz daha yaklaşsın, bunları Ankara'da asla bulamazsınız. Hepsi vınlayıp seçim bölgelerine gider... Çünkü seçmen, bunların aklına seçimden seçime düşer.

***

Gelelim hükümet sorununa. Görev Yalım Erez'e verildi. Yalım Bey önümüzdeki birkaç gün içinde hükümeti kuracağını, listeyi Cumhurbaşkanı'na götüreceğini söylüyor.

Peki nasıl kuracak? Bu hükümete hangi partiler katılacak? Kimlerin koalisyonu olacak?

Tansu girmeyi reddediyor. Bunun kurulması için içeriye ya Fazilet'i, ya da CHP'yi alacak.

Şu dakikaya kadar bu iki partiden olumlu bir ses yok.

Fazilet bir ikilem içinde. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Ne yapacağını şaşırmış durumda. Kendi aralarında tartışıyorlar, bir türlü karar veremiyorlar.

Girseler bir türlü, girmeseler bir türlü.

***

Benim gönlüm, bu partinin Türkiye yönetiminde rol almasını istemiyor. Her ne kadar Refah olayından gerekli dersi aldıklarını sürekli söyleseler de, inanmak caiz değil. Ders aldıklarını sanmıyorum. Böyle demek işlerine geliyor.

Bu hükümette yer alırlarsa ve seçim 18 Nisan tarihinde yapılacaksa, bir miktar takıyye yapabilirler.

Bunun nedeni de, kendi tabanlarına ‘‘İşte bakın, bizi iktidar yapmayacaklarına ilişkin iddialar fos çıktı. Biz bugün de, seçimden sonra da iktidarda varız ve olacağız’’ mesajını vermek olacaktır...

Ve sonra kendi aralarındaki konuşmalarda en çok şu cümle geçecektir:

‘‘Aman seçime kadar sabırlı olun, olay çıkarmayın. Bağrımıza taş bastık. Vakvakları ürkütmeden seçimi bulalım, hatta biraz da ödün verip yumuşadığımızı, irtica konusunda geri adım attığımızı gösterelim. İktidar olursak bildiğimizi okuruz.’’

Onların ‘‘bildiklerini okumalarına’’ acaba bazı güçler izin verir mi?

Bence vermez.

Olmayacak duaya amin demektir bu!

***

CHP'ye gelince, bu partinin ve genel başkanı Deniz Baykal'ın neyin peşinde olduğunu anlayabilmiş değiliz.

Neyin peşinde? Neyin hesabını yapıyor?

Endişem odur ki, CHP bu tutarsız ve anlamsz siyaseti nedeniyle seçimde ağır bir yenilgiye uğrayacak ve Meclis'e giremeyecek. Bunun hiçbir zaman olmamasını dilerim, ama gerçekleri gözden uzak tutmayalım.

CHP son seçimde ülke barajı olan yüzde 10'u kıl payı aşabilmişti.

Evet, CHP neyin peşinde?

Şu dakikaya kadar Yalım Erez'e net ve somut bir yanıt veremedi.

Bir oradan, bir buradan kıvırtmaya ve her seferinde olur ya da olmaz yeni istekler öne sürmeye devam ediyor.

Oysa ANAP, DSP, DTP, CHP bir araya gelse, bazı bağımsızların da oylarıyla Meclis'te çoğunluk sağlıyor.

Burada size Meclis'teki en son kelle durumunu vereyim:

ANAP: 137. DSP: 61. CHP: 55. DTP: 12.

Bunların toplamı 265 ediyor.

Ayrıca 18 bağımsız, 11 boş var.

Yani CHP bir ‘‘He’’ dese, bu iş bitecek.

***

İyi ama bu CHP neyin peşinde? Baykal ne yapmayı amaçlıyor? Bu oyunbozan ve mızıkçı tavrıyla kime, kimlere hizmet ediyor?

Yoksa Fazilet Partisi'ni yeniden hükümete, böylece de devletin taaa göbeğine sokmayı mı amaçlıyor? Onlara moral hocalığı yapmaya mı kalkışıyor?

Şunu herkes iyi bilsin:

Eğer Fazilet Partisi bu kurulacak hükümette görev alırsa, devletin bir bölümünü yeniden ele geçirirse, bunun sorumlusu sadece ve sadece CHP ve Deniz Baykal olacaktır.

CHP, bu yaptığının hesabını hiç kimseye veremez.

Bu hadise, Fazilet ve DYP ile birleşip hükümeti gensoru ile düşürmesinden bile çok daha vahim olur. İşin şakası yoktur.

Seçimde bu parti -Allah korusun- hezimete uğrar.

Bu arkadaşlar kamuoyunun nabzını hiç tutmuyorlar mı?

Sosyal demokrat kitlelerden, sosyal demokrat kesimlerden kendilerine yönelen haklı eleştirileri hiç duymuyorlar mı?

***

Yalım Erez, hükümeti kuracağı konusunda hangi somut gelişmelere dayalı olarak böyle umutlu konuşuyor. Bir bildiği mi var? Hayır, yok!

Ya Fazilet, ya da CHP kendisine ‘‘Evet’’ diyecek ki, hükümeti kurabilsin. İş bu kadar basit! Sağda solda iddia ettiği gibi elinde öyle gizli tuttuğu formüller, ya da çözümler falan yok.

Bu iki partinin ağzının içine bakıyor.

Valla bir karışık işler yaşıyoruz ki, dünyada böylesi az görülmüştür. Sonuçta olan Türkiye'ye oluyor. Birkaç beyefendi ile hanımefendinin kaprisleri ve arzuları tatmin edilecek diye, Türkiye bu sorumsuzluğa katlanıyor.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI