« Hürriyet.com.tr

Nobre çocuğuna hindistancevizi sütü getirince izdiham çıktı

DHL Express Türkiye Bölge Direktörü Michel Akavi'nin ailesi Birleşmiş Miletler gibi. İtalyan bir annenin ve Lübnan kökenli Levanten bir babanın oğlu olarak doğup 17 yıl yaşadığı İstanbul'a 25 yıl sonra yeniden yerleşmiş. Biraz iş, çokça da iş dışı yaşamını konuştuk

Demet CENGİZ BİLGİN dcengiz@hurriyet.com.tr
X

Yurtdışından kargoyla bireysel olarak en çok ne getirtiyor insanlar?

İlginç gönderiler arasında Amazon’dan kitap, CD ve golf aletleri dikkat çekiyor. Kadınlar ciddi anlamda kozmetik ürün getirtiyordu. Kargoyla şahsa özel yiyecek getirtmek yasaklandı. Vitamin ve kozmetik getirtmek de öyle. Bunları satan şirketlerin baskısı sonucu oldu. Yasak gelmeden önce Belçikalılar moule mariné (marine midye) bile getirtirdi kendilerine.

İnsanlar daha çok yiyeceklere mi özlem duyuyor?

Evet... İnsanlar yabancı bir ülkede yaşamaya başladığında ya da bir ülkede yaşayıp kendi ülkelerine döndüğünde en çok oradaki yiyecekleri özlüyor. Yasak gelmeden önce Fransa’dan peynir ve ekmek getirten çok olurdu. İtalya’dan yılbaşı çöreği panettone getirtenlere çok rastlardık.

Türkiye’de yaşayan ünlü yabancılar da var. Onlardan gelen ilginç talepler var mı?

Bir gün Yenibosna’daki merkezimizde kıyamet kopuyor. Meğer o dönem Fenerbahçe’de oynayan futbolcu Nobre gelmiş. Nobre’nin oğlu Brezilya’nın hindistancevizinden ve onun sütünden başkasını yiyip içmiyormuş. O da mecburen getirtiyormuş. O gün paketini almaya bizzat gelmiş. Büyük bir izdihama neden oldu.

Yurtdışında yaşayan Türkler ve Türkiye’de yöneticilik yapmış yabancılar Türkiye’den neler istiyor?

Fındık, fıstık, baharat, Antepfıstığı, pikola (fıstıkçık) istiyorlar çoğunlukla. Zeytinyağı tutkunları var. Şarap için kullanılan taşıma kutularını biz zeytinyağı için kullanıyoruz. Türk şaraplarına da talep arttı. Ayrıca çay, turşu, elma çayı ve zeytin çok talep ediliyor. Ben de Türkiye’de büyüdüm. Bu yüzden benim için simit çok özel. Malezya’da çalıştığım dönemde acayip özledim. İstanbul Boğazı, simit kokusu burnumda tütüyor, ‘Simiiiiit’ naraları kulaklarımda çınlıyor. Annemi arayıp simit istedim. Ablam DHL ile göndermişti. Vakumlanmış üç adet simit geldiğinde dünyalar benim olmuştu. Tabii üç simit 100 dolara gelmiş. O kadar çok özlemiştim ki, buna değerdi.

Bir de sizin felaket kurtarma ekibiniz var. Bu nasıl oluştu?

1999 Körfez depreminde felaketin yarattığı şokla herkes dondu kaldı ama biz hemen işe koyulduk. Ertesi gün bebek bezi dahil, malzemeleri insanların evine kadar ulaştırmıştık. Bunun üzerine bir 'Felaket Kurtarma Ekibi' kurduk. Arama-kurtarma sertifikalı ekibimiz var. Pakistan’da, Japonya’da, son olarak Van’daki depremin ardından ekibimiz de çalıştı.

KARİYER

Kapalıçarşı’da çıraktım

* Çocukken, Kapalıçarşı’daki dükkanında babama yardım ederdim. İlk parayı da orada çıraklık yaparak kazandım.

* Üniversite yıllarımda anketörlük yaptım. Okul sonrası ilk ciddi işim pazar araştırmacılığıydı.

* Fransa Amiens Business School’da iş idaresi mastırı yaptım, Sorbonne Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi yüksek uzmanlık diploması aldım.

* 1974’te Kuzey Fransa’daki ilk pazarlama şirketi Gerep’in kurucu ortağı olarak iş hayatına atıldım.

* Farklı şirketlerde, ülke pozisyonlarda çalıştıktan sonra Türkiye’ye CNR’ın CEO’su olarak döndüm. Bir yılın ardından 1999’da DHL Express Türkiye Genel Müdürü oldum.

TOPLANTI

Kısırdöngüye girerse sıkılırım

* Hem kendi içimizde hem de üçüncü taraflarla yapılanlar sebebiyle toplantı trafiğim çok yoğun.

* Uzunluğundan öte toplantının kalitesi önemli. Direkt konuya geçilmesinden yanayım.

* Sadeliğe inanırım. Konunun iyi anlaşılması için gereksiz teferruatlardan uzak durulmalı.

* Bir işadamı dinleme ve konuşma arasında denge kurmalı. Dinleyip, fikir almadan konuşmak işe yaramaz.

* Uzayan toplantıdan çok kısır döngüye girenlerinden sıkılırım. Böyle zamanlarda hareketlendirmeye çalışırım.

GÜNE BAŞLARKEN

Duşta biraz uyanıyorum

* Güne erken başlamayı seviyorum. Genellikle 07.30’da kalkarım. Yedi saat uyku bana yetiyor.

* Akşamları uzatıyorum. Az uyuyunca da sabah zor oluyor.

* Sabah ancak spor yapınca kendime geliyorum. Duşta biraz uyanıyorum.

* Kahvaltımı yaparken maillerime bakarım, gazeteleri okurum.

* Güne Türkiye ve dünya gündemini TV ve gazetelerden takip ederek başlarım.

SPOR

 Eşim pilatese özendiriyor

* Haftada üç defa muhakkak tenis oynarım. Fırsat bulursam bu sayı artar.

* Swissotel’de engelli çocukların tenis öğrenip oynamasına sponsor olduk. Bundan büyük keyif alıyorum.

* Kışın kayak yapmayı seviyorum.

* Yürüyüş ve egzersiz de yapıyorum. Koşu bandı, ardından ağırlık çalışıyorum.

* Eşim pilates seviyor. Sertifikalı hoca oldu. Bana da sevdirmeye çalışıyor.

BESLENME

Reçelleri kendim yaparım

* Sağlıklı, organik, doğal beslenmeye çalışırım. Domatesin domates gibi olduğu, baharatların kokusunu aldığımız katkısız gıdalar tercihim.

* Geleneksel Türk kahvaltısı severim. Reçelleri kendim yaparım.

* Tam tahıllı ekmek yiyorum. Türkiye’de istediğim gibisini bulamıyorum. Fransa’dan getirip dondurucuda saklıyorum.

* Öğlen DHL Cafe’de sebze ağırlıklı, yoğurt, salata, vs. yerim. Akşam haftada iki balık, bir tavuk bir kırmızı et.

* Akdeniz, Türk, İtalyan, Fransız, Tayland mutfaklarını severim. Hafta sonları keyif olarak zeytinyağlı Türk yemekleri yaparım.

MEKAN

İstanbul'da rstoran çeşidi az

* Izgara balık yiyebileceğim yerleri seviyorum.

* Kıyı’yı severim. Zuma’da yemeği de, sağa sola bakmayı da severim. Boğaz zaten büyüleyici...

* Ailemle sevdiğimiz yerlere gideriz ama yeni yerler keşfetmeyi de asla bırakmayız.

* İstanbul büyük şehir ama restoran çeşidi az.

* Fine dining türü 10 mekanı ancak sayıyoruz.

TATİL

Arkadaşlar için tatil dosyası

* Elimden geldiğince boş vakitleri tatile çeviriyorum.

* Yazın ve yeni yılda mutlaka tatile çıkarım. Türkiye'de ve dünyada yeni yerler keşfetmeyi çok severiz.

* Gitmeden önce bilgi toplarız, sonrasında arkadaşlarımız için otel ve restoran kartvizitleri dahil bir dosya hazırlarız.

* Tekne, otel, yazlık ev... Yerine göre hepsi olur.

* İki çocuğum da Türkiye dışında okuyor. Tatiller bir araya gelmek için fırsat.

OTOMOBİL

Şoför en değerli yatırım

* Hiç ilgim olmayan bir konu. A noktasından B noktasına beni götüren araçtan öte hiçbir anlamı yok.

* Paris’te yaşarken hiç ihtiyacım olmadı. Tokyo’da bisiklete, Malezya’da şirket aracına binerdim. Çok geç yaşta otomobil sahibi oldum.

* Audi Q7 şirket arabası kullanıyorum. İstanbul’da şoför şart. En değerli yatırım. Çünkü trafik ve park probleminden kurtarıyor.

* Antika otomobilleri çok güzel bulurum.

HOBİ

Doktor kadar tıp meraklısıyım

* En büyük hobim seyahat. Uzakdoğu’yu, Nepal, Çin, Vietnam, Endonezya'yı çok iyi bilirim.

* İtalyan, Fransız ve İspanyol sinemasını severim.

* Tıp merakım var. Bir doktor kadar gelişmeleri takip eder, makaleleri okurum.

* Müziğe çok düşkünüm ama hiç yeteneğim yok.

* Eşim saksafon hediye etti ama hoca gidince o rüya da yarım kaldı.

 

Kaynak: Demet CENGİZ BİLGİN dcengiz@hurriyet.com.tr

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın en özgür kasabası! Yalnız öyle yasaklar var ki...
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en az ziyaret edilen 16 yeri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Tek başına köyü öyle bir hale getirdi ki! (Taichung köyü)
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
En görkemli yılbaşı kutlamaları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Surların içindeki ilginç köy: Monsaraz
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyada var olduğuna inanması güç 7 yer