Nilgün Karataş: Bu yılı bir ayda kaybettik

Hürriyet Haber
17 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 17 Aralık 2000 - 00:01

Nilgün KARATAŞ

Büyük umutlarla başlanan 2000 yılında iş dünyası, çok özlediği istikrara yine kavuşamadı. Uygulanan program ilk aylarda enflasyon ve faizlerdeki düşüş ile olumlu beklentileri artırdı. Ancak, yılın sonunda yaşanan krizin dengeleri yeniden bozması iş dünyasını karamsarlığa itti.

ASYA ve Rusya krizlerinin etkisini üzerinden atamadan, bir de depremle sarsılan ekonominin düzelmesi için istikrar programına destek veren iş dünyası, yapısal sorunlarının çözümlenmesini beklerken, kasım ayında ortaya çıkan mali krizle birlikte yeniden endişeli günlere döndü. Bu yıl iç pazar gelişmelerine duyarlı olan dayanıklı tüketim sektörleri yılın son iki ayına kadar başarılı bir performans sergilerden, dış pazara duyarlı ihracatçı sektörler reel kur değerlenmesi yüzünden oldukça zorlandılar. Ortak sorunlara yönelik bir gelişmenin yaşanmadığı 2000 yılının son günleri, iş dünyasının yeni yılı belirsizlik içinde karşılamasına neden oldu.

Enflasyonun 13 yıl aradan sonra yüzde 40'lara inmesinin yanı sıra, kasım ayına kadar ulaşılan veriler özel sektörün de iyi bir performans sergilediğinin göstergesiydi. Özellikle bazı sektörler artan tüketimle birlikte en parlak yılını yaşadı. Artan ithalata karşı, ihracatın aynı performansı gösterememesi, kur makasının açılması arada bazı şikayetçi seslerin çıkmasına neden olsa da, genelde iş dünyası programın başarısı için uygulanan kur programına ilişkin bir politika değişikliği istemedi. Kur çıpasına bağlanmış parasal bir programın zorluklarına göğüs geren iş dünyası, 2001 yılında bazı teşvikler verileceği hayaliyle kendini avuttu.

FATURA SANAYİCİYE

Ancak, gelinen noktada işler tersine dönünce TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, 2001 yılının ilk çeyreğinde eksi büyüme beklediklerini açıklarken, iş dünyasının diğer temsilcileri de uygulanan istikrar programının ikinci yılı olan 2001'in çok daha zor geçeceği konusunda hemfikir oldu. Kara Çarşamba'nın faturasının kendilerinden tahsil edileceğini dile getiren sanayiciler, 2001 yılına ilişkin beklentilerini söylemekte ise zorlanıyor. Faizlerin enflasyonu nasıl etkileyeceği bilinemezlerin başında gelirken, dengelerin ancak yılın ilk üç ayından sonra yerine oturması bekleniyor.

Sektör temsilcileriyle yaptığımız görüşmeler, her şeye rağmen 2001 yılının ilk aylarına belirsizlik hakim olsa da sonrasına ilişkin büyük umutların beslendiğini gösteriyor.

Program da hükümet de revize edilmeli

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım:

Pembe bir tabloyla başladığımız 2000'de sınıfta kaldık. İş dünyası olarak sıkıntıya gireceğimizi bile bile ekonomik programa tam destek verdik. Ama hükümet her şeyi IMF yapacakmış gibi bir rehavete girdi, adalatten ekonomik reformlara kadar uzanan yapısal değişiklikler yapılmadı. Finansa dayalı ekonomik programların 6 ayı geçmemesi lazım. Parasal tedbirleri yatırıma, üretime, ihracata dönüştürmek gerekirken bu yapılmadı. 2001 yılına girerken 2000'in başındaki moralimiz yok, inancımız sarsıldı. Her şeyden önce morallerin düzeltilmesi, güven tazelenmesi lazım. Yeni yılın başında programın yanı sıra hükümetin kendini de revize etmesi gerekiyor. Bunun bir takım oyunu olduğunun farkına varılıp, özel sektörle birlikte hareket edilmeli. Enflasyondaki 10 puanlık düşüş için bu kadar sıkıntıya gerek yoktu, üreterek büyümeliyiz.

2001'de gözler bunlarda

Siyasi istikrar:

2000 yılında en çok koalisyon ortakları arasındaki uyuma güvenen iş dünyası, 2001'de en çok bunun bozulmasından korkuyor.

Özelleştirme:

Rakamsal hedeflerin tutturulması açısından önem taşıyan bu konu, yeni yılın ilk aylarında gündemi oldukça işgal edecek.

Yapısal reformlar:

Özellikle sosyal güvenlik ve tarımda atılan dımların tamamlanması AB ve IMF'nin de önemle üzerinde durduğu konular.

Enflasyon:

Programın öngördüğü gibi olmasa da beklentiler düşüşün devam edeceği yönünde .

İhracat desteği:

Kur makası ve maliyetlerdeki artışın, bazı desteklerle telafi edilmesi isteniyor.

Fondaki bankalar:

Beklentiler, görüşmelerin bir an önce tamamlanıp, kamunun bu bankaların getirdiği yükten kurtulması.

Mali piyasalar:

IMF'den gelecek destekle dengenin bir an önce sağlanması ve faizlerin yeniden düşüş trendine girmesi, son krizile bankacılarla arası açılan sanayicinin isteklerinden biri .

Euro:

Dolara karşı yenik düşen euro'da bu yıl da önemli bir çıkış beklenmiyor.

Sanayi stratejisi belirleyin

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Hüsamettin Kavi:

Aslolan üretimdir, ancak 2000 yılında üretimin önündeki engelleri aşmaya yönelik çalışmalarda başarılı olamadık. Maliyetler yüzde 35 artarken, gelirler aynı kaldı. Bunu kendi özkaynaklarımızla karşıladık. Yeni yılda da Türkiye ithalatla büyüyemez. İthalatta çok ciddi tedbirler alınırken, ihracata ilişkin de gerçekçi destekler lazım. Türkiye nereye gitmek istiyor? Ne yapmak istiyor? Bunun belirlemesi gerekiyor. Sanayi kendi haline bırakılamaz, sonuçları üzücü olur. Eğer Türkiye ihracat yapacaksa dış ticaret dengesi adına, eğer Türkiye milyonlarca insanı istihdam edecekse o zaman sanayi stratejisini konuşmanın zamanı geldi.

93'ten sonraki en iyi yıldı

Türkiye İthal Otomobiller Mümessilleri Derneği Başkanı Yüksel Mermer:

2000 yılı genel olarak, iyi geçti. 1993'ten sonraki en iyi yılımız oldu. 2001 yılında da benzer bir yıl yaşayacağımız kanatiindeydik, yılın son aylarında faizlerin artması planları alt üst etti. Son bir ay sektörün yıl sonu performansını etkileyecektir. Önümüzdeki yıl ne olacağı faizlere bağlı. Eğer faizler böyle yüksek devam ederse bu yılki satış rakamlarına ulaşamayız. Yerli otomobil ile ithalat otomobil dengesi ise bu yıl birbirine paralel gitti.

Umutlar Avrupa'ya yapılacak ihracatta

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Bayraktar:

2000 çok hareketli bir yıl oldu, satışlar patladı ama biz yan sanayiciler olarak bundan yeteri kadar pay alamadık. Hazır müşteri varken, ithal etmek daha kolay. Buna rağmen iyimser bir beklentimiz var. O da 2001'den başlayarak otomobil sektörünün dünya araçları artışına yönelecek olması. Geçen yıl yan sanayi ihracatı 1.2 milyar dolar olmuştu, bu yıl da tahminen 1.3 milyar dolar civarında. Büyük bir olumsuzluk olmazsa önümüzdeki yıllarda otomotivde, yan sanayi ile birlikte toplam ihracat 5-6 milyar doları bulur.

Hangi sektör 2001’den ne bekliyor?

Otomotiv yoluna devam edecek

BİREYSEL kredi faizlerindeki gerilemenin en olumlu etkiyi gösterdiği otomotiv sektörü, mali krizin en çok yüreğini ağzına getiren sektör de oldu. Krizlerde alımından en çabuk vazgeçilen ürünün otomobil olması, bunun yanı sıra faiz oranlarının yükselmesi ve tüketici kredilerinin durma noktasına gelmesi sektörde, yüksek olan beklentilerin bir miktar kırılmasına yol açtı. OSD Başkanı Ali İhsan İlkbahar'ın verdiği bilgiye göre, krizin ilk 2 haftalık yansıması stokların 100 bin adet artmasına neden oldu. Satışlar aniden kesilince, bu da üretime bazı firmaların üretime ara vermesine yol açtı.

Ancak genel olarak satışların tam anlamıyla gazlandığı bir yıl olan 2000'in ilk 11 ayında otomobil üretimi bir önceki yıla yüzde 43'lük artışla 293 bin 362 adete ulaştı. Ticari araşların üretimi ise aynı dönemde yüzde 84'lük artışla 124 bin 735 oldu. Otomobil satışlarının ithalatla birlikte yıl sonunda 480 bin adete ulaşması bekleniyordu. Ancak son iki ayın kaybıyla 30-40 bin adetlik bir sapmaya yol açabileceğinden söz ediliyor. Tahminler yeni yılın ilk aylarında da satışların beklentilerin altında seyredeceği yönünde. İstikrarsız bir pazar kadar vergilerden de şikayet eden sektör temsilcilerinin hükümete mesajı: ‘‘Satış varsa, vergi de var.’’

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı