Gündem Haberleri

    Nikáhsız kadının şiddetten korunma hakkı var mı, yok mu

    Emel ARMUTÇU
    06.05.2008 - 07:00 | Son Güncelleme:

    Yürürlüğe giren 4320 sayılı yasa, sadece resmi nikáhlı kadınları şiddetten koruyor, resmi nikáhı olmayan ya da boşanmış kadınlar yasa kapsamı dışında kalıyor. Bu da şu soruyu akla getiriyor: Dini nikahlı evlilikleri ya da resmi herhangi bir nikáh akdi olmadan yaşamayı seçen kadınlar, şiddetten korunma hakkına sahip değil mi?

    AİLE içinde şiddete maruz kalanları koruma yasası olarak da bilinen 4320 sayılı "Ailenin Korunmasına Dair Kanun"un 1 Mart’ta yürürlüğe giren yönetmeliği, yasada bazı iyileştirmeler yapsa da tartışma konusu oldu. İstanbul Barosu avukatlarından, Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) üyesi Avukat Habibe Yılmaz Kayar, "4320 sayılı yasaya göre resmi evlilik içinde olmayan kadınlar, şiddetten korunma hakkına sahip değil" diyor. Değişik sebeplerle resmi nikáhı olmadan birlikte yaşayan ailelerin, görmezden gelinmeyecek kadar çok olduğunu hatırlatan Avukat Kayar, şöyle devam ediyor:

    HER KADININ HAKKI

    "Taraflar nikáh akti yapmadan bir arada yaşamayı ve bir aile kurmayı tercih etmiş olabilirler veya çok kez erkeğin resmi bir evliliği sürerken başka bir (veya daha fazla) kadınla aile gibi yaşama şekli söz konusu olabilir. Çok eşlilik /images/100/0x0/55eac0a8f018fbb8f8947634durumunun pek çoğunda, kadın bu ilişkiye çeşitli sebeplerle zorlanmaktadır. Ve şiddetin sadece evlilik cüzdanı olan evlere değil, her eve uğrama ihtimali vardır. Şiddetten korunmak ise herkese eşit olarak verilen temel bir haktır."

    ERKEKLERE AVANTAJ

    Şiddete ilişkin kararlı bir hükümet politikasının henüz oluşmadığını söyleyen Kayar’a göre nikahsız birliktelik, şiddet uygulayan erkeklere daha çok avantaj sağlıyor. Amaç kadını aile içi şiddetten korumaksa, medeni durumlarına bakılmaksızın bütün kadınları şiddetten koruyacak önlemlerin alınması gerekiyor. Bunun aksi kadınlar arasında ayrımcılık anlamına geliyor.

    Resmi nikahlı değil diye korunmamış öldürülmüştü
    /images/100/0x0/55eac0a8f018fbb8f8947636
    Yasadaki boşluk, geçen yıl Diyarbakır’da öldürülen Beş çocuk annesi Ayşegül Alpaslan’ı hatırlattı. Ayşegül Alpaslan, uyuşturucu bağımlısı olduğu ve kendisini dövdüğü gerekçesiyle eşi Abdurrezzak Dikici’yi polise şikayet etmiş, ancak savcılık, resmi nikahı bulunmadığı için Alpaslan’ın Ailenin Korunmasına Dair Kanun gereğince korunmasını işleme koymamıştı. Bundan bir süre sonra Ayşegül Alpaslan, birlikte yaşadığı Abdurrezzak Dikici tarafından çocuklarının gözü önünde beş kurşunla öldürüldü. Ayşegül’ü kadınlar gömmüştü.

    Kadınlar arası ayrımcılık

    KA-DER Başkanı Av. Hülya Gülbahar: Böyle bir kararın alınması yasalara aykırı. Medeni haline bakarak kadınlar arasında ayrımcılık yapılamaz. Şiddet söz konusu olduğunda evli ya da bekar fark etmez. Nikah kriter olmamalıdır. Şiddeti nikáha bağlamak insanlık suçu.

    Kanunun adı bile yanlış

    Mor Çatı Vakfı kurucusu Av. Canan Arın: Kanunun öncelikle ismi yanlış. Ailenin Korunmasına Dair Kanun değil, şiddete maruz kalanı korumak olmalı, adı ve içeriği değiştirilmelidir. Kadınlar, medeni durumlarına bakılmaksızın şiddetten korunmalıdır. Esra KAYA/ANKARA

    YASADA DEĞİŞENLER

    DEĞİŞMEYENLER


    Mağdur kavramı daha açık tanımlandı: Değişiklik öncesinde mağdurlar, eşlerden biri, çocuklar ve aynı çatı altındaki diğer aile bireyleri olarak belirlenmişti. Değişiklik sonrasında, ayrı yaşayan eşler de eklendi.

    Şiddet uygulayan kavramı genişledi: Değişiklik, sadece eşin değil, diğer aile bireylerinin de şiddetini içeriyor. Mesela kayınvalidenin, babanın, ağabeyin...

    Korunma mekanları arttı: Mağdurların sadece müşterek konutta değil, yaşadığı, sığındığı, çalıştığı yerde korunması ilkesi getirildi.

    Yeni tedbir örnekleri gösterildi: Şiddet uygulayanın müşterek evden uzaklaştırılması, aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, varsa silahına el konması, tedavi zorunluluğu... Bunlara uymayanların hapis cezasına çarptırılacağı hükmü ise korundu.

    Harçtan muafiyet genişletildi: İcrai işlemlerde de harç alınmayacağı yasaca düzenlendi.

    Evli olmayan kadınlar kapsam dışı kaldı: Bireylerin evlilik kurumu dışında korunmaları hálá sağlanmış değil. Yaygın biçimde görülen evlilik dışı beraberlikler sırasında ve boşanma sonrasında şiddet mağdurlarının korunması mümkün olmuyor. Oysa sadece boşanma davasının varlığı bile çoğu kez şiddet sebebi.

    Kararın takibine ilişkin açıklama yok: Uygulamada Aile Mahkemesi koruma kararı vermiş olsa bile karar önce Cumhuriyet Savcılığına, sonra ilgili karakola gönderiliyor. Bu da oldukça yavaş bir süreç. Kararın tebliğine kadar da cezai sorumluluk oluşmuyor. Tebligat ise genellikle zorlukla yapılıyor. Yasanın amacına uygun bir koruma kararı izlemesi için kurumlararası koordinasyon, etkin bir önleme/izleme sağlanması, bu değişikliğin yasa metnine eklenmesi gerekiyor.

    Mağdurlara avukat hatırlatılmıyor: Mağdurların başvurularında CMK ile sağlanan avukat olanağından söz edilmiyor.

    Sığınma evinden söz edilmiyor: Şiddet nedeniyle can güvenliği sorunu yaşandığında sığınma evine mağdurun yerleştirilmesi konusu da yasada yer almıyor.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı