Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nihayet, bir komutan “Andıç hata idi” dedi…

Büyükanıt’ın Perşembe gecesi yayınlanan 32.GÜN programındaki açıklamaları çok yankı yaptı. İlk defa emekli bir Genelkurmay Başkanı, sorulan soruları hiç alınmadan ve kendi doğru bildiği şekliyle yanıtladı. Herkes yanıtları kendine göre değerlendirebilir, ancak benim açımdan en önemlisi, üzerinden 12 yıl geçtikten sonra bir Komutan, kendi dönemindeki ANDIÇ olayı hakkında “hata olmuştur” demesiydi.

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt görevinden ayrıldıktan sonra ilk defa kamera karşısına geçti. Rıdvan Akar ile benim sorularımı yanıtladı. Söyleşiye başlarken de çok açık söylemişti: “…Bana istediğiniz soruyu sorabilirsiniz.” Demişti.

          

Doğrusu bu ya, başka askerin göstermediği kadar şeffaf davrandı. Hiç alınmadı ve görüşlerini bizimle paylaştı.

          

Büyükanıt’ın yanıtları sizi tatmin etmemiş olabilir.Daha farklı yanıt beklemiş olabilirsiniz, ancak hakkını da vermek gerekir ki, hiçbir sorudan kaçmadı.

          

Beni en çok etkileyen bölümü, hayatımın en önemli travması olarak gördüğüm ANDIÇ olayı konusundaki tutumuydu.

          

Kısaca bir hatırlatayım.

          

1997’de aralarında benim ve Cengiz Çandar’ın da bulunduğu bir gurup gazeteci ve İnsan Hakları savunucuları için, Genelkurmay’da karalama emri çıkmıştı. Resmi bir yazıda, bizlerin kamuoyunda yıpratılmaları isteniyordu. Bu çerçevede de, PKK liderlerinden Şemdin Sakık’ın sonradan yalan olduğu anlaşılan bir ifadesine dayandırılarak yayın yapılmıştı.

          

Ben Sabah gazetesinden atılmış, 32.Gün programınında Show TV’deki yayını askıya aldırtılmıştı. Cengiz Çandar‘ın yazıları durdurulmuş, içimizde en talihsizi Akın Birdal olmuş, Genelkurmay’a şirin gözükmek isteyen bir takım kabadayılar tarafından yaralanmıştı.

          

Aradan bir süre geçti ve bu karalama kampanyasının bir Genelkurmay Andıç’ı olduğu, Nazlı Ilıcak’ın köşesinde yayınlanan bir belgeyle ispatlandı.

          

Büyükanıt, Andıç’ın hazırlanması sırasında Ankara değildi, ancak belgenin düzmece olduğu anlaşıldığında 2 inci Başkandı.

 

Perşembe geceki programda bu soruyu sormadan edemezdim.

Aradan 12 yıl geçmesine, Andıç’ın bir düzmece olduğunun bilinmesine rağmen, hiçbir Komutan çıkıp “Bu hata idi. Hata ettik. Özür dileriz “ dememişti.

          

Büyükanıt bu tabuyu kırdı ve “Evet hata idi…”dedi.

          

Bazıları “Reddedelim, üstümüze almayalım. Unutulup gider” demiş. Büyükanıt, Genelkurmayın yalan söylemeyeceğini, “bir defa yapılırsa bir daha güven kurulamaz” diye reddetmiş.

          

Doğrusunu yapmış.

          

Söyleşi çok renkliydi ve Asker dünyasının daha iyi anlaşılabilmesi açısından herkesin ilgisini çekecek ( Bakın: www.32gunhaber.com ) zenginlikteydi.

Yılın röportajı www.32gunhaber.com da

 

32.Gün’de bu hafta “yılın röportajını” gerçekleştirdik. Bunu biz değil, meslektaşlarımız söylüyor. Genelkurmay Eski Başkanı Yaşar Büyükanıt 52 yıllık meslek hayatında ilk kez 32.Gün’e konuştu ve çok şey anlattı. Röportaj hemen hemen tüm gazetelerde ve televizyonlarda yankı buldu. Öyle ki, Taraf Gazetesi bizim programdan 4 sayfalık bir “ek” çıkardı. İşte bu “yılın röportajınıwww.32gunhaber.com’ dan bir daha izleyebilir, ayrıca isterseniz aynı adresten programın tam metnine ulaşabilirsiniz.

NİHAYET UYANDIK...

 

Türkiye yıllardan beni göz göre göre kendi kalesine gol atardı. Dışardan alınan motor veya yatlara öylesine bir vergi yükü bindirirdi ki, insanlar yılda 500 dolara yabancı bayrak altına girer ve Türk karasularında istedikleri gibi dolaşabilirlerdi. Bu çarpıklığın düzeltilmesi için yıllardır uğraşılır, nedense kimse yerinden kıpırdamazdı.

 

Nihayet Türkiye uyandı.

 

Binali Yıldırım başardı.

 

Bundan böyle dışarda şirket kurup, yabancı bayrakla dolaşmanın hiç avantajı kalmıyor. İnsanlar göğüslerini kabartarak, kendi bayraklarını dalgalandıracaklar.

 

Bende tekne sahibiyim. Kendi bayrağı ile denize çıkmanınne kadar önemli olduğunu en iyi bilenlerdenim. Hele bu gururu, kendi hükümetinden ağır bir kazık yemeden hissetmenin tadı daha da hoştur.

ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ KİTAP DESTEĞİ BEKLİYOR

 

Hatırlayacaksınız, birkaç hafta önce , Şırnak Üniversitesinin kitaba ihtiyaç duyduğunu yazmış ve adresler vermiştim.

 

Üniversitenin kütüphanesi daha yeni oluşturuluyor.

 

Üniversitenin Genel Sekreteri Necati Alodalı, ihtiyaçlarınıbakın nasıl sıralıyor:

 

... Üniversitemizde halen öğrencisi bulunan Şırnak ve Cizre Meslek Yüksekokullarının Elektrik, Makine, Muhasebe ve Çocuk Gelişimi Programları ile yeni kurulan İktisadi ve İdari Bilgiler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi veMühendislik Fakültelerinin İşletme, İktisak, Kamu Yönetimi, Elektrik-Elekronik, Bilgisayar, İnşaat, Makine, Temel İslamBilimleri, Türk İslam Tarihi ve Sanatları, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümlerine 2009-2010 öğretim yılından itibaren öğrenci alınarak eğitim-öğretime başlanacağından bu bölüm ve programların mesleki ve temel yayınlarına özellikle ihtiyacımız bulunmaktadır. Bunların yanında öğrencilerin ufkunu açacak her türlü sosyal ve kültürel yayınlara da kütüphanemizde yer vermek istemekteyiz...”

 

Anlayacağınız, herşeye ihtiyaçları var.

 

Adresleri tekrar edeyim.: www.sirnak.edu.trveya 0486.216 82 41

HINCAL’IN EN SEVDİĞİM YAZILARI

 

Her köşe yazarının farklı tadı vardır. En renklilerindenbiri de Hıncal Uluç’tur. Benim Hıncal’ın köşesindeen sevdiğim bölümüyakaladığı araba sürücüleriyleilgili yazdıklarıdır. Hemen hepimizin içinden geçenleri yansıtıyor: “...Bir Halk Otobüsü, önündeki otobüsü geçmek için, sağdaki benzinciye daldı.. Bulvardan çıkıp benzinciye daldı, otobüsü sağından geçti, tekrar yola girmek için, koca taşıtını öndeki araçların üzerine sürdü. Onları da darmadağın etti. Yetmedi, az ilerdeki kavşakta yanan kırmızıya da aldırmadan bastı gitti...” diyor.

 

Bizde aynı manzaraları görüp, Hıncal gibi köpürmüyor musunuz? Ben köpürüyorum ve karar verdim, bundan böyle bende bu köşe’de ihbar hattımı açacağım.

SİYASET DERGİSİNİN ÖDÜLÜ...

 

Siyaset Dergisi okurları arasında yaptığı bir anket sonucunda, bize “Yılın Ana Haber” ödülü verdi. Time dengisinden de “Yılın en iyi Anchorman”i ödülü geldi.Ödül almak çok keyif verici birşey.

 

Ana Haber yapmak kolay birşey değil. Üstelik, Ana Haber geniş bir ekip tarafından hazırlanır. Time  ve Siyaset Dergisi okurları beniekranda gördüklerinden dolayı, ödülü bana verdiler, oysa asıl ödüllendirilmesi gerekenler ekran arkasındaki kahramanlardır.Muhabirinden yöneticisine kadar Kanal D Ana Haber ekibi her iki dergi okurlarına çok teşekkür eder.

TÜRKİYE’NİN GÜLER YÜZÜ...

 

Tülin Şahin benim en beğendiğim model-mankenlerden biridir. Bir insan bu kadar güzel resim verebilir. Okumuş Adam kitabevinden çıkan yeni kitabı “Siz Hala Diyet mi Yapıyorsunuz”onu daha yakındantanıma fırsatı sağlıyor. Bu, basit bir Diyet kitabı değil. Bir yaşam tarzını anlatıyor. Tavsiye ederim. Hem Tülin’i tanıyın, hem de hayatınıza çeki düzen verin.

KİRALIK ADAM, BİR AŞK ROMANI...

 

Yazgülü Aldoğan, Posta Gazetesinin en çok okunan yazarlarından biri. Bundan böyle, “en çok seten kitap yazarı” diye tanınacak. ALFA’dan çıkan “Kiralık Adam” bir aşk romanı. İlk sayfalarından itibaren sizisaran ve kolay kolay bırakamayacağınız bir roman. Aldoğan’ın çok hoş bir anlatımı var. Hararetle tavsiye ederim.

X