Nihat  Hatipoğlu, peygamberi anlattı

Güncelleme Tarihi:

Nihat  Hatipoğlu, peygamberi anlattı
Oluşturulma Tarihi: Kasım 22, 2017 12:44

Nihat  Hatipoğlu, peygamberi anlattı

Haberin Devamı

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun 'Çınaraltı Gençlik Söyleşileri' projesi kapsamında düzenlenen ‘Nebinin Ayak İzleri’ programında konuşan YÖK Üyesi, İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu üniversiteli gençlere "Çalışın, çok çalışın ve Resul Allah’ın ümmetinin gençliğine yaraşır gençler olun" dedi.
GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, Fatih Camisi İmam Hatibi Bünyamin Topçuoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mustafa Demirci’nin ilahi seslendirmesiyle başladı. Programın açılışında konuşan GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, salonu dolduran öğrencilere seslenirken, “Sizin yapmanız gereken şey iyi bir ahlakla, peygambere layık bir ümmetin gençleri olarak çalışmanız. Çünkü, öğrenci olarak çalışmanız gerekiyor. Bu konuda devletimiz her türlü imkanı seferber ediyor” dedi. Konuşmasının devamında, Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiğine işaret eden Rektör Prof. Dr. Gür, şunları söyledi:
“Yaradılışımızın gereği, Kuran’ı kerime bağlı olarak bir yaşam stilimiz var. Ama, O’nu bize aktaran bizzat Peygamberin kendisidir. Peygamber, kendiliğinden bir şey konuşmaz. Zira O, vahiyden başka bir şey söylemez. Ama, son zamanlarda hadis tenkidi altında neredeyse Peygamberimizin hayatına müdahale eden yapılar oluşmaya başladı. Mütekamil bir insan olarak dinimizi doğru anlamak için, doğru bir Peygamber anlayışı olması lazım. Peygamber’in izinden derken de sadece soyut olarak değil, aynı zamanda onun yaşadığı gibi ruhen, manen ve yaptıklarını bizzat bugüne taşıyarak. Yoksa, Peygamber’i tarihte yaşamış iyi bir insan olarak algılatmaya çalışırlar ve ‘O, o dönemde kaldı’ derler. Tam tersine iyi, doğru bir hadis anlayışı olmayınca Kur’an-ı Kerim’i de anlayamıyoruz ve en önemlisi Allahu Teala bize bize sorumluluk yüklüyor. Eğer Allah’a inanıyorsanız ve Allah’ı seviyorsanız peygamberine tabi olmak zorundasınız ki Allah sizi sevsin. İşte sevgili gençler iyi çalışacağız. Rabbine iyi bir kul, Habibine sevdalı, vatan ve inanç uğruna can vermeye hazır bir nesil olarak sizlerden devletimiz de, milletimiz de çok umutlu.”
Konuşmasına, peygamberimiz Hazreti Muhammed’i hiç kimsenin layıkıyla anlatamayacağına vurgu yaparak başlayan YÖK Üyesi, ilahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoglu, günümüz dünyasının her köşesinde savaşlar olduğuna dikkat çekerken, “Peygamberimiz hep barıştan yana oldu. Çok mecbur olmadıkça da savaşa girilmemesinden yana tavır koydu” dedi. Hazreti Peygamber’in barışçıl özelliğini anlatırken Mekke’nin Fethi’nde yaşananları örnek gösteren Prof. Dr. Hatipoğlu şunları söyledi:
“Mekke’yi fethediyor, 10 bin kişiyle kansız bir şekilde. Mekke’ye girerken Sabin Ubade ki, en çok sevdiği Sahabelerden birisi. Medine’nin Hz. Ebubekir’i sayılır. Sabin Ubade elinde sancakla ‘Bugün savaş günüdür’ diye bağırıyor, Mekkelilere göz dağı vermek için. Sabin Ubade’nin sözünü duyar duymaz ‘Sancağı alın elinden onun’ diyor Hazreti Peygamber. Bugün savaş günü değil, bugün merhamet günüdür diyor. O, Zorlanmadıkça hiçbir savaşa girmedi. Mekke’ye girdi dili sivri bir adam kiliseden aforoz edilmiş bir Hıristiyan. İki yerde Muhammed’in büyüklüğünü kabul ettiğini kaleme alıyor. Onun hakkında kitap yazıyor, Birincisi diyor Mekke’ye giderken. Zorla çıkarıldığı Mekke’ye muzaffer bir komutan 10 bin kişiyle giriyor. Ben şunu beklerdim; kılıcını sıyırsın, atını şahlandırsın. ‘Geldim Mekke. Geri geldim’ diye bağırsın. Ama, heyhat Muhammet hep beni yanılttı. Kabe’yi görünce devenin yularını bıraktı eğildi. Ne yapıyor diye merak ettim. Meğer, secde ediyormuş. Alnı devenin sırtında bir şeyler söylüyormuş. Merak ettim ne söylüyor. ‘Allah’tan başka ilah yok. Zaferi Allah kazandı, kuluna Allah yardım etti’ diyor.  Asla kendine bir zafer payesi vermiyor. Bu sıradan bir adam olamaz. O bir komutan bir devlet adamı değil, sadece bu başka bir şeydi’ İşte, bir Hristiyan’ın ağzından Resul Allah.”
Peygamberimizin hep halkın içinde, mütevazi olduğunu ve bununla ilgili kendisine gelen telkinlere Hazreti Peygamber’in, ‘İnsanlara hiçbir zaman yüksekten bakmayacağım’ diye cevap verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Hatipoğlu, sohbetinin devamında şöyle dedi:
"Resul Allah kendisine bu telkinde bulunanlara, ‘Üzülüyorsunuz biliyorum. Ben alıştım ama. İnsanların vücudundaki yani elbisesindeki kir varsın yüzüme gelsin. Varsın yüzlerindeki ter yüzüme sıçrasın. Varsın ökçelerime bassınlar. Varsın çekiştirsinler beni. Muhammed Muhammed diye bağırsınlar. Ama, asla yükseğe çıkmayacağım. Asla yukarıdan bakmayacağım’ derdi. Halkın içinden doğdu Muhammed. Onların içinde öldü. Yarabbi şahitsin ki bizim yolumuz gücümüz yettiği kadarınca onun yoludur. Bizi o yoldan başka yollara saptırma Yarabbi. Tek sağlam yol Hz. Muhammed’in yoludur. Allah bizi o yoldan ayırmasın.”
Peygamberimizin hayatı boyunca tüm imkanları kullanma şansı olmasına rağmen, kendisine mütevazı bir yaşam seçtiğine vurgu yaptığını belirttiği konuşmasının devamında şöyle dedi: “Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye döndü Resul Allah. Herkes, büyük evler yaptırıp, orda yaşamaya devam edeceğini düşünüyordu. Ama, öyle olmadı. O, hayatı boyunca üstü hurma dallarıyla örtülü bir evde kaldı. Yağmur yağınca içeri düşerdi. Bu şu demek değil gençler, Müslüman yağmur alan evde yaşasın. Yok, öyle bir şey. Müslüman; bir lokma, bir hırka ile yaşasın. Yok öyle bir şey. Tam aksine Müslüman çok güçlü olacak. Müslüman, tüm imkanlara sahip olacak. En temiz yerde yaşayacak, en temiz imkanlarla etrafına bakmak koşuluyla. Bize yıllarca ‘Okumaya gerek yok, okumanın faydası yok’ dediler. Başkaları okudular, yanlış şeyler yazdılar. Onun için Müslüman yeniden kendini tartmak zorunda. İmkanlar neyse bütün imkanları kullanacaksınız. Helaller belli, haramlar belli. Haram dairesine girmemek koşuluyla, helal dairesindeki her şey size mubahtır. Hz. Peygamber bunu öğretti bize. Bulduğunda imkanlardan istifade ederdi. Mütevazi Muhammed olarak yaşamaya devam etti. Allah onunla üç yerde buluşmayı nasip eylesin. Öyle diyor çünkü. ‘Beni üç yerde arayın; Sırat Köprüsü’nün başında, terazinin başında, Kevser Havuzu’nun başında. Allah hepimize oralarda buluşmayı nasip etsin Allah’ın Resulu ile.”
Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, program öncesi GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür’ü makamında ziyaret etti. Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Avni Gökalp, Prof. Dr. Şehmus Demir ve Prof. Dr. Metin Bedir ile bir süre sohbet eden Hatipoğlu’na, GAÜN ile ilgili bilgi verildi. Ziyarette Rektör Gür, Prof. Dr. Hatipoğlu’na Halep’te Adım Adım Osmanlı’nın İzinde Kitabı ile İlahiyat Fakültesi tarafından hazırlanan Arapça Gazete ve dergilerden hediye etti. Etkinliğin sonunda öğrenciler Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ile fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarışırken, etkinliği düzenleyen KYK yetkilileri tarafından Hatipoğlu ve bazı katılımcılara çeşitli hediyeler takdim edildi.
FOTOĞRAFLI

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!