Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Niçin Obama?

SONDAJ tereddüte mahal bırakmadı. Zaten tahmin edilen olguyu somutlaştırdı.

"İnternational Herald Tribune" gazetesinde önceki gün yayınlanan o sondaj ki, buna göre Fransızların yüzde 78’i, Almanların yüzde 72’si, İspanyolların yüzde 68’i, İtalyanların yüzde 66’sı ve İngilizlerin yüzde 48’i, önümüzdeki hafta gerçekleşecek ABD seçimlerinde Demokrat aday Barack Obama’nın kazanmasını istiyormuş.

Fikri olmayanları bir kenara bırakırsak, Cumhuriyetçi rakip John McCain’eden yana tercih yapan Avrupalıların oranı diş kovuğuna kaçmayacak ölçüde kalıyor.

Yani şu kesin ki, Yaşlı Kıta kamuoyu ezici çoğunluk olarak siyahi lideri destekliyor.

Buna karşılık, Bush politikasıyla özdeşleştirdiği Arizona senatöründen hiç hazetmiyor.

* * *

ÖTE yandan, aylar var, aynı Obama Demokrat aday olabilmek için henüz Clinton’la çekiyordu ki, bu defa İslam ülkelerini de kapsayan diğer bir sondaj gerçekleştirilmişti.

Bu da, zenci temsilcinin her yerde "kalpleri şimdiden fethettiğini" ortaya koydu.

Artı, yine söz konusu araştırma, seçilsin veya seçilmesin, o Müslüman devletler dahil, sırf bu adaylığın bile yerküredeki genel ABD imajını iyileştirdiği yönünde sonuç verdi.

İkinci adının "Hüseyin" olmasından tutun da, Irak macerasını noktalamak niyetine, Barack Obama’nın her yerde bir "değişim simgesi" olarak algılandığı kesinlik kazandı.

* * *

O halde, ilk olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz:

Henüz Yeni Dünya değilse bile bütün bir Eski Dünya seçimini çoktan yapmıştır.

Obama hem "ultra süper güç"ün kendisi, hem de onun yöneticilerinin insanlığa bakışı açısından bir umut yansıttığı içindir ki, tıpkı bu satırlar yazarı gibi, aynı insanlığın önemli bir bölümü onu başkan olarak görmek istediğini beyan etmiştir.

Ve, bu, marjinal ve konjonktürel bir gelişme değildir.

* * *

DEĞİLDİR, çünkü, kabul, Demokrat senatör tabii ki "W" rumuzlu George Bush’un tıynetsizlik politikalarına duyulan tepki rüzgarını arkasına almıştır.

Ama aynı zamanda da bizzat yansıttığı imajın meyvalarını toplamaktadır.

"Derin Amerika" ölçeğinden bakıldığı takdirde artıları ve eksileri birbirini eşitleyen zenci aidiyet bir yana, söz konusu imaj ise dün sözünü ettiğim gibi, aslında bir duyarlılık hümanizmasıyla bütünleşen, gerçek anlamdaki "liberal" kimliktir.

Barack Obama, derin eşitsizlikler karşısında vurdumduymaz davranmayan ve her hangi bir "öteki"ne de mümkün mertebe empati ve saygıyla yaklaşmak konusunda fazla yanlış yapmayan, kelimenin esas tanımına uygun bir liberal düşünceyi temsil etmektedir.

O halde tekrar evet, Avrupa’sı, Asya’sı, Afrika’sı ve Latin Amerika’sıyla hemen bütün dünya, esas söz sahibi ABD’den çok önce, Obama’yı şimdiden başkan olarak seçmiştir.

* * *

İMDİİ, durum tüm küre sathında böyleyken, bir yandan "egzantrik" görünebilmek, diğer yandan "ulusalcılar"a yaranabilmek için, Türkiye özgürlükçülerinin de yine ilk andan itibaren siyahi önderi desteklemesini, "ikinci cumhuriyetçi züppelerin yeni Amerikan pazarlaması" (!) diye karalamaya yeltenen küçük ve hazin beyinciklere ne demeli?

Aynı şekilde, o "ulusalcılar"ın "İslami" zemzem suyu sürünmüş diğer bir kesiminin tekrar komplo teorisi uydurup, bu defa da Barack Obama’yı "Müslüman Álem’in ağzına bir parmak bal çalmak" için kasten piyasa çıkartıldığını yumurtlamasına ne buyurmalı?

Allah onları ıslah etsin ama şu kesin ki, Obama için çıta çok yukarıya konuluyor.

Seçilip beklentilere cevap vermemesi durumunda da hızlı bir düşüş rizikosu beliriyor.

Demokrat adaydan ne beklenip, ne beklenemeyeceği konusunu cumartesi işleyeceğim.
X