Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Neyse halin...

Ege CANSEN

Bayram bitti, ekonomimizin sorunları bitmedi. Bankalarımız, bir yandan Hazine'nin yüksek faizle borçlanmasından, diğer yandan dış kaynak bulamamaktan ötürü, anormal derecede yüksek faizlerle mevduat topluyor. Anormal derecede yüksek faizlerle kredi veriyor. Bu işin böyle devam etmesi mümkün değil. Eğer bu acayiplik kısa süre içinde uygulamadan kalkacak olsaydı (veya olsa) fazla telaşlanmazdım. Ekonominin cilvesi bu, nakit parası olanlar, güzel kazanç elde ettiler, bunun ceremesini de kredi kullanan şirketlerle Hazine çekti derdim. Kısa bir süre devam eden yüksek faizler yüzünden, ne şirketler batar, ne de Hazine acze düşer. Fakat hadise böyle cereyan etmiyor. Faizler inmiyor. Kaynak maliyeti artıyor. En kazançlı bankalar bile, 1997 ve 98'de mideye indirdikleri açık pozisyon kârlarını, batık kredilerle kusuyor.

Ülke ekonomisinin sağlığını doğrudan ilgilendiren bu ‘‘tehlikeli gelişmenin'' sürüncemede kalmasının sebebi, banka sektörünün içinde bulunduğu ‘‘ayıp'' durumdur. Kim bu sektöre el atmaya kalksa, durumun vahametini görünce korkup, elini çekiyor. Olaya müdahale etmesi gerekenler, bu sektörün başına bir şey gelecekse, elim işin içindeyken gelmesin, sonra kalkar adama ‘‘sen elledin de böyle oldu'' derler, neme lazım diyor. Peki, kimse bu işe el atmadığına göre, bu tehlikeli durum nerede ve nasıl son bulacak?

1. Bu iş karakolda bitecek. Ancak karakolda ne olacak, burası belli değil. Şimdi yukarıdaki cümleyi, daha rahat anlaşılır hale getireyim de okurdan ‘‘Karnından konuşma lan! Ne söyleyeceksen açık söyle'' zılgıtını yemeyeyim. Yakında, daha başka bankalar da hastaneye yatacak. (Zaten Sn. Güneş Taner bakanken bunların sayısını söylemişti, benim yeni bir şey söylediğim yok.) Bu bankalar, devlet tarafından halkın parasıyla kurtarılacak. Soru şu: Bu kurtarma, alenen mi olacak, yoksa kapalı kapılar ardında mı? Bankalar, mevduat sahibinin yüzü suyu hürmetine kurtarılırken, bunların ‘‘gözü kara'' patronları da sıyıracak mı? Yoksa onlar, bi zahmet batacak mı?

2. Yüksek faiz fırtınası dinmeden, ‘‘içinde bulunduğumuz piyasa daralması'' bitmeyecek. Bu yüksek faiz belasının bitmesi için en muhtemel iki senaryo şöyle gözüküyor:

a) Yeni hükümet (ve bir sonraki) IMF'ye gidecek, ‘‘Biz bu faiz-kriz sarmalından çıkamıyoruz. Bize acele bir ‘stand by' gerek'' diyecek. Onlar da sizin bankacılık sektörünü düzeltmeden ‘‘faiz'' işiniz hallolmaz diyecekler. Bu konuda anlaşma olacak. Alınacak dış borcun bir kısmı, banka sektörünün ıslahında kullanılacak. Yük, gelecek yıllara sarkıtılacak.

b) Eğer yukarıda anlattığım ‘‘dış destekli'' krizden kurtulma projesi hayata geçirilemez veya ekonominin nefesi o güne kadar yetmezse, uçkur kopacak. Yani enflasyon hızlanacak. Yani, fatura bu yıla çıkacak. Haydi hayırlısı!

SON SÖZ: Övünürken girişimcinin gözü karası, gösterir batık fabrikasını.



X