Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Neyin ihtiyacı?

TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın son zamanlarda bir gayreti var... TBMM İçtüzüğü’nün bazı maddelerini değiştirmek istiyor. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. İhtiyaç varsa değişiklik elbet yapılır. Özellikle Meclis çalışmalarının daha verimli, aynı zamanda daha demokratik olmasını sağlayacak değişikliklere şapka çıkarmak gerekir.

Lakin gerçekten durum böyle ise...

Sayın Arınç’ın önerilerinden bazıları akla yakın görünse de bazıları "hangi nedenle buna ihtiyaç duyuldu?" sorusunu akla getiriyor. Örneğin, içtüzüğün, "Cumhurbaşkanının Ant İçme Töreni" başlıklı 122’nci maddesi sonundaki "Cumhurbaşkanı ant içme töreninde siyah elbise giyer" ibaresini madde metninden çıkarmak istiyor.

Yani...

Yeni seçilen cumhurbaşkanı, "yemin töreni" gibi sembolik değeri büyük ve "devlet ritüelleri" yönünden çok önemli bir olayda, yerleşik kuralları isterse yok saysın... Ne gibi bir kıyafetle rahat ediyorsa TBMM -dolayısıyla ulus- huzuruna o şekilde çıkıp yemin etsinmiş.

İyi de... Neyin hazırlığı bu?

Herkesin aklına geleni biz de söyleyelim:

Zamanı gelip de Başbakan Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olur ve seçilirse sıkıntı hissetmesin... Mecburen koyu elbise giymesin diye mi?

Yahut çağdaş cumhuriyetin koyduğu şekilsel kurallar bile artık göze batıyor da... Bu değişiklik onlardan kurtulmanın bir ifadesi olur düşüncesiyle mi?

Oysa bu tür değişiklikleri isteyenler bilirler -bilmeleri gerekir ki- devlet elle tutulur, gözle görülür bir kavram değildir. O, koyduğu kuralları uygulatarak yani uygulamalarıyla; bayrak, İstiklal Marşı gibi sembollerle, bayram törenlerinden, öteki her türlü resmi törene kadar çeşitli ritüellerle somutlaşır. Zorunluk olmadıkça onlarla oynamamak gerekir. Çünkü aksi devlet kavramının gücünü azaltır.

Yerleşik ve gelişmiş devletlerde o yüzden bu konularda değişiklik yapmaktan kaçınılır. Örneğin, İngiliz yargıcı mahkemede beyaz peruk takar. kral veya kraliçe, büyük törenlere atların çektiği arabayla (faytonla) gider. Her ülkenin devlet başkanı çok itina ile düzenlenmiş törende yemin eder.

Öyle yapmasalar, örneğin yargıçlar peruk takmasa, kraliçe törene bir Rolls Royce otomobille gitse dünya mı yıkılır?

Dünya yıkılmaz ama devleti devlet yapan geleneklerden biri yıkılır.

Keza mahkemelerde yargıçlar, savcı ve avukatlar cüppe giymeseler duruşma yapılamaz mı?

O akla göre elbet yapılır. Ama nerede adalet dağıtıldığını, nerede seçmen kartı dağıtıldığını karıştırırsınız. Adalete saygıyı aşındırırsınız.

Bizde bu kıyafet kurallarını değiştirme merakı önce eski TBMM Başkanı -dostumuz- Hüsamettin Cindoruk tarafından başlatıldı. Ona kalsa TBMM Genel Kurul görüşmelerini yöneten başkanın da frak yerine günlük elbise ile görev yapması daha doğru olacaktı. Neyse ki sağduyu bu teşebbüsü önledi.

Önledi ama belli ki o popülist anlayışı silmek mümkün olmadı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI