Dünya Haberleri

    New York’un ’pedicab’ kralı Giresunlu Osman

    Tolga TANIŞ
    12.10.2008 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Osman Zenk, 28 yaşında Giresun kökenli bir New Yorklu. Erciyes Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği okuduktan sonra Amerika’ya gelmiş ve burada Karadenizli azmiyle Kayserili zekasından ilginç bir sentez oluşturarak ticarete atılmış. Osman, bugün "pedicab" denilen ulaşım araçlarından 85 tanesinin sahibi ve Porto Rikolu eşiyle bir market işletiyor.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iş için geldiği New York’ta iki pazar önce Central Park’ta yürüyüşe çıkınca, ertesi gün yanında yürüyen gazeteciler, adım başı karşılarına çıkıp kendilerine selam veren Türk bisikletçileri yazdı, "Burada ne kadar çok Türk varmış" diye. Gazetecilerin gördüğü o aletlere "pedicab" deniyor. "Bisiklet taksi" de diyebilirsiniz bu araçlara. Cevval bir genç, sizi arkasına bir minyatür fayton sepeti monte edilmiş bisikletine bindirip isterseniz bir Central Park turu attırıyor, isterseniz çıktığınız Broadway şovundan alıp otelinize kadar götürüyor. Tarife yok, artık 10-100, neye anlaşırsanız. Kentte belediyenin bir türlü hákim olamadığı, hálá kanunu olmayan bu işportayı en çok Türklerin yapmasının sebebi ise 6 yıl önce cebinde 2 bin dolarla kente inip bu işe başlayan, muz yiye yiye günde 12 saat pedal basan ve sonunda 85 araçla New York’un "pedicab kralı" haline gelen 28 yaşında, Giresunlu cemaatçi bir Türk: Osman Zenk.

    Osman Zenk, Erciyes Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği okumuş. 2002’de New York’a geldiğinde, cebinde sadece babasının verdiği 2 bin dolar varmış. Bugün New York’un en büyük pedicab filosuna, yarım milyon dolarlık bir markete ve evlere sahip.

    Eşi Porto Rikolu /images/100/0x0/55eb4ba5f018fbb8f8b80661

    Osman Zenk, 3 yıldır evli. Kendisinden 5 yaş büyük karısı Melinda, Porto Riko kökenli bir Amerikalı. Ailesinin bu evliliği nasıl karşıladığını sorunca, çok heveslenmediklerini hatta annesinin çok soğuk baktığını söyledi. Ama kendi inanmış bir defa, "Ben kendi bildiğimi yaptım. Neler görüyorum, aynı kültürden aynı dinden evlenmişler ama geçinemiyorlar. Biz ise mutluyuz" diyor. "Müslüman olmasını istedin mi" diye sordum, "Ağzımı bile açmam, kendi bileceği iş" diye cevap verdi.

    Karısına tek müdahalesi ise iş meselesinde olmuş. "Bizde erkek çalışır" demiş. O yüzden Melinda artık sigortacı değil. Ama annesi iç mimar, babası New York Belediyesi’nde görevli, kız kardeşi ünlü gazeteci Barbara Walters’ın asistanı olan bir kızın çalışmayıp evde oturması mümkün olmamış. Şimdi gündüzleri Osman’la Melinda markette birlikte çalışıyor: "Bütün hesapları karım yönetiyor."

    Osman Zenk, bugün en büyük parayı pedicab işinden kazanıyor, ama işi orada bırakmayacak. Bir yandan araçlarının arkasına ilan alıp reklamcılarla konuşuyor, bir yandan Brooklyn’de Fatih Camii’nin altındaki marketi işletiyor, bir yandan da Türkiye’ye güvenlik kamerası satmaya çalışıyor. Bu kadar hengamenin arasında bir de New York Institute of Technology’de başladığı master’ını bitirmeye uğraşıyor. Üstüne basa basa da şöyle konuşuyor: "Ben çok büyük bir işadamı olmayı düşünüyorum. Aman kimse beni yanlış tanımasın!"

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı