Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nereye?

BİZ yeri gelip de alınan bir kararın altında “Cumhuriyet’in kimliğine yönelik bir kasıt” aradığımız zaman birileri “hayallerimizdeki cadılarla âlemin de huzurunu kaçırdığımızı” ileri sürüyorlar. Gerçekten, karşınıza çıkan olayın gerisini görmezden gelirseniz, haklıdırlar.

Ama olayı, geçmişiyle ve bağlantılarıyla birlikte tartarsanız resim değişir.

Konuya girmeden önce anımsayacağınız bir örnekle başlayalım:


Milletvekili seçilen bir hanım başında “türban”la Meclis’e girerse, ne Meclis Meclis olmaktan çıkar, ne demokrasi zedelenir ne de insan hakları yahut hukuk ihlali söz konusu olur.


Doğru mu?


Doğru!


Peki Merve Kavakçı adında bir hanımın türbanıyla seçilip Meclis’e girmesi olayının tüm yapısı yukarıda dediğimizden mi ibaret idi?


Orada Necmeddin Erbakan’ın, “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına” namusu ve şerefi üzerine yemin eden 550 milletvekilinin gözleri önünde onlara, “Savunduğunuz rejimin de ettiğiniz yeminin de beş paralık değeri yok. Nitekim ben o dediğiniz inkılapları hiçe sayan birini oraya milletvekili sıfatıyla oturttum” demek için bunu yaptığını reddedebilir misiniz?


Daha çok örnek var ya biz gelelim günümüzün son olayına:


Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, çeşitli üniversitelerin Hukuk Fakültesi dekanlarını ağustos ayında bir toplantıya çağırmış.

Orada ileri sürülen isteklere uyarak YÖK Genel Kurulu daha sonra, Roma Hukuku; Avrupa Birliği Hukuku; Karşılaştırmalı Hukuk; Çevre ve Deniz Hukuku Anabilim Dalları’nın “bulunması zorunluluğuna” son vermiş.


Görünen gerekçe, “Vakıf üniversitelerinin Roma Hukuku dersleri için öğretim üyesi bulmakta zorlanmaları” imiş.


Tabii kabul ederseniz!


Oysa YÖK üyeleri de iyi bilir ki “Avrupa Hukuk sisteminin temelini Roma Hukuku” oluşturur. Bizim gibi Avrupa Birliği’ne girmek iddiasında olan bir ülkenin hukuk sisteminin o dünyanınkiyle aynı temele oturuyor olması o yüzden de önemlidir.


Yani siz eğer İslam Hukuku mantığıyla bizim Hukuk Fakültelerinde örneğin “Medeni Hukuk” yahut “Ticaret” veya “Borçlar Hukuku” dersi vermeye kalkarsanız, tam anlamıyla “üstü kaval, altı şişane” dedikleri türden bir durum yaratırsınız. Çünkü Roma Hukuku, -Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçbay’ın bir makalesinde söylediği gibi- bizi “yasa önünde eşitlik, kamusal alan, ifade özgürlüğü, eleştirel akılcılık, özel mülkiyete dayalı serbest ekonomi ilkelerine” götüren yolu açan hukuktur.


Dün, “felsefe”yi müfredatın dışına çıkartırsınız, bugün Roma Hukukunu devreden çıkartırsınız, ertesi gün Darwin’i öğretmezsiniz. Böyle böyle yani Batı mantalitesinin ve uygarlığının temel taşlarını teker teker söküp kenara atarsınız.


Sonra nereye varırsınız?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI