"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Neredeysen afiyet şeker olsun!

<B>23 </B>yaşındaydım.

Kuzenime ‘‘10 sene sonra kazık kadar olacağım ben. Sen hiç merak etme’’ demiştim.

Yemin ederim inanarak söylemiştim.

Bir bildiğim vardı elbet ama o neydi ben bilmiyorum. 5 yıldır gazetecilik yapıyordum...

E 10 yıl sonra da zair bir yerlere gelirim, hayatımı düzene sokarım, biraz daha güvenli bir kadın olurum, oradan oraya savrulmaktan kurtulurum. Gelecek endişesi gibi enayi ve evnayi çeşit korkularım da azalır. E çüş artık azalsın! Eşeğe bile 15 yıl benzer şeyler yaptırırsan, belki genel müdür olmayabilir ama artık çevresine de birazcık faydası olacak bir duruma gelir...

Aynen böyle düşünmüştüm.

Hatta 33 yaşındaki o huzurlu, kendinden emin, şefkatli, gergin olmayan halimi hayal edip kendi kendime gülümsemiştim. Hadi be 10 sene... Çabuk geçsene!

* * *

27 miydim 28 mi, tam hatırlamıyorum... Baktım, tık yok. Kuzenime de kendime de faydam yok.

Ben, eski ben! Devam ediyorum bir oraya, bir buraya toslamaya.

Yirmilerin başında hissettiklerimin aşağı yukarı aynısını hissetmeye...

Allah Allah! Bir terslik var bende ama ne? Niye hálá bazı sabahlar huzursuz uyanıyorum? Orta yaşlı bır kadın olmaya ilerliyorum... E peki neden öyleyse geleceğime mücrim gibi titreyerek bakıyorum?

Her şeyi bu kadar ciddiye alıyorum... Ne zaman rahatlayacaktı insan? Ne zaman azalacaktı bu lanet olası korkular? Ne zamandı huzur bulma zamanı...

Perihan Mağden'di galiba, o benden büyüktür, iyiydi aramız, en azından o zamanlar nefret etmiyordu benden, ‘‘30'a kadar sancılı geçiyor hayat. Hatta iğrenç. Ondan sonra yırttın!’’ demişti.

Vay be! Acayip sevinmiştim.

Demek ki, yalnız değildim.

Demek ki, o da benzer şeyler hissetmiş ama düzlüğe çıkmayı becermişti. Demek ki, mesele 30'unu devirebilmekti. Öyle düşünmüştüm yani.

Yapmam gereken tek şey, acilen 30'lu yıllara kapağı atmak ve üstüne bir iki yıl daha saymaktı... O zaman kuzenim Kutas'a da, kendime de acayip faydam dokunacaktı... Lanet olası 5 sene... Hadi bir an evvel geçsene! Ben salak salak 30'u devirmeyi beklerken... Kafamı ya Neyyire ya Nurcan karıştırdı... İkisinden biri, tam hatırlamıyorum hangisi, bir gün, 40 yaşın bir kadının hayatındaki öneminden söz etti. Yoksa huzura o zaman mı eriyorsun! Aldı mı beni bir korku... Ben planlarımı 30'a göre yapmışım... 40 nereden çıktı şimdi?

Bir de günün birinde bir röportajda bir hanımefendi... O da Karen Fogg'du, evet evet oydu...

‘‘I-ıh ıh. 50'lerin başıdır, bir kadının kendini gerçekten güvenli ve huzurlu hissettiği yaşlar’’ demesin mi?

Sanırım ölmek istedim!

* * *

Yalan!

Ben ölmek istemiyorum. Sevdiklerimin de ölmesini istemiyorum.

Sahi nereye gidiyor bu ölüler?

Onu bilmiyorum ama korkuların zaman ve yaşla azalmadığını biliyorum. Aksine yıllar geçtikçe yeni ve farklı korkular ekleniyor.

Sabahları huzursuz uyanmamın sebebi eski zamanlarda olduğu gibi mesleki ya da özel hayatımla ilgili değil artık. Bir de ölüm korkusu gibi bir şey eklendi.

Evvelsi sabah, Tuğrul Şavkay'dı günümün bok gibi geçmesine sebep olan. Hep gülerken ve yüzü aydınlık hatırladığım biri başka bir yerlere gitmişti. Ve daha sadece 52'ydi. Günün ilk bölümünü ıslak, üzgün bir fare gibi geçirdim. Ama sonra... Kararımı verdim. Nereye kadar korkacaktım ben?

Ve kimden ve neden korkacaktım? Zamanıydı harekete geçmenin, heyecan verici işler yapmanın, uyanmanın, silkinmenin, yepyeni bir şeylere dalmanın, bugüne kadar oturmadığım, hiç bilmediğim semtlerde yaşamanın, çok daha meraklı, coşkulu, sevgi dolu ve cesur olmanın...

Yeni hayaller kurmanın...

Onların peşinde koşmanın...

Zamanıydı.

Aşkı dibine kadar yaşamanın...

Artık senelerin bir an önce geçmesinin ve korkularımın azalmasının değil, daha da korkusuz yaşamanın derdindeyim.

Daha çok sevmenin... Daha çok sevişmenin... Daha çok gülmenin... Daha çok üretmenin...

Bay bay Tuğrul Şavkay.

Neredeysen, afiyet şeker olsun.

Toprağın bol olsun!
X