Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nereden mi başlamalı?

Oktay EKŞİ

Senelerce Türkiye'de ‘‘irtica tehlikesi var’’ diye yırtındık. Uzun süre kimseye işittiremedik. Hatta zaman zaman alay konusu bile olduk.

Nihayet ‘‘Neyse ki duydular!’’ dediğimiz sırada, baktık ki bu defa da işi tersinden tutmuşlar.

Kimi üniversite öğrencisinin üstüne gidiyor. Toplumun en dinamik kesimini -daha akıllıca yaklaşımlarla çizgiye sokmak mümkünken- tahrik ediyor. Aralarında görüş farkları olanları bile bütünleştiriyor.

Son olarak da hükümetin ‘‘irticaya karşı mücadele’’ programını hem TV'lerden izledik, hem de dünkü gazetelerde ayrıntılarıyla okuduk.

Dün de belirttiğimiz gibi ‘‘sıfıra göre iyi’’ bir adım. Ama yeterli mi?

Samimiyetle söyleyelim:

Değil!

Nedeni açık:

Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak için kimden yararlanacaksınız?

Kamu görevlilerinden değil mi?

Oysa kamu görevlilerinin önemli bir kısmı irticanın çoktaan aleti haline gelmiş. Onunla bütünleşmiş.

Böyle insanlar size mi yardım eder, inandığına mı?

O nedenle önce sorunun bu kısmını, yani laik cumhuriyete karşı olan kamu görevlilerinin bertaraf edilmesi sorununu çözmek gerekir.

Onun çaresi yok sanmayın:

Tüm kamu görevlilerinin daha göreve başlamadan önce ‘‘laik cumhuriyete bağlı kalacağına yemin etmesi’’ gerekir. Bildiğimiz yanlış değilse, bunu yapmakla kalmaz, ‘‘yemin ettiğini’’ bir de imzasıyla doğrular.

Öyleyse ilk iş, bu yemine aykırı hareketi, önce çok büyük bir disiplin suçu haline getirmek, arkasından da memuriyetten çıkarma sebebi saymak olmalı...

Bu yolla yapılacak ayıklama, sorunu büyük çapta çözer. Hem de hukuka uygun şekilde çözer.

Geçen gün de yazdık:

İrtica ile başarılı bir mücadele için bir başka önemli şart, bağış ve yardımların yasayla yeniden düzenlenmesidir. Burada ana fikir, kampanyaların resmi izne bağlı olması, resmi makbuzla toplanması ve tüm aşamalarının kamuya açık olması ve ağır bir yaptırıma bağlanmasıdır.

Ama unuttuğumuz bir şey var: Çiller döneminde çıkan bir yasa, cami vs. yaptırma amaçlı bağışların kurumlar vergisinden düşülmesini sağladı. İstanbul'un çevresinde Cübbeli Ahmet Hoca Külliyesi gibi hem kaçak hem de büyük yapıların kaynağını böylece bizzat devlet temin etmiş oldu. O nedenle asıl bu delikleri tıkayacak önlemler alınmalı.

Biz bu cumhuriyeti zart-zurtla değil, ancak akılla kurtarabiliriz.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI