Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nerede örgüt var nerede yok

BAYRAK sallamak, kitap bulundurmak örgüt suçu.

Buna karşılık, Hrant Dink cinayetinde dönemin Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz’ün Hrant Dink’in öldürüleceğine ilişkin önceden bilgi sahibi olmasına rağmen, bunu sakladığı iddiası var. Albay Öz ihmalden yargılanıyor, ihmalden altı ay hapis cezası alıyor. Bu cinayette örgüt yok.
Nerede örgüt var? Ankara’da köprüye pankart asan gençler terörist, onlar örgüt üyesi.
Buna karşılık, dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız. Cinayeti altı ay önce ihbar eden Coşkun İğci’yi Albay Öz’ün emriyle, susturmakla görevli olduğu iddia ediliyor. Yüzbaşı Yıldız altı ay hapis cezası alıyor. Bu cinayette örgüt yok.
Nerede örgüt var? Konser için bilet satan öğrenciler terörist, onlar terör örgütü üyesi.
Buna karşılık, o dönemde Trabzon’da görevli Jandarma Başçavuş Okan Şimşek, Uzman Çavuş Veysel Şahin  ihmal suçuyla dörder ay hapis cezası alıyor. Bu cinayette örgüt yok.
Nerede örgüt var? “Parasız eğitim istiyoruz” diye pankart açan öğrenciler terörist, onlar örgüt üyesi.
Buna karşılık, Hrant’ın öldürülmesi için biri mermileri sağlıyor, diğeri para veriyor, başkaları tetikçiye her türlü maddi ve manevi yardımda bulunuyor, birileri cinayeti planlıyor, birileri katilin kaçmasına yardım ediyor, bunlar buzdağının görünen bölümündeki 18 kişi. Bu cinayette örgüt yok.
Buzdağının görünmeyen bölümü var mı?

YENİ DERİN DEVLET Mİ

Cinayet davasına bakan mahkemenin başkanı “örgüt yok diyemem” diyerek, yargı tarihine yeni bir sayfa ekliyor. Yani, var.
Madem var, mahkeme nasıl oluyor da, o kanıtlara ulaşamıyor? Demek ki, devlet içinde birileri birilerini koruyor.
İkide birde ortaya çıkarak, “derin devleti temizlediğini” iddia eden AKP şimdi yeni bir derin devlet yapısıyla mı karşı karşıya kalıyor?
12 Eylül’le, otuz yıl önceki darbeyle hesaplaşan AKP, şimdi yeni bir derin devlete teslim mi olmuş durumda?
Yargı bağımsız, siyasi iktidar ayrı, lafı burada geçersiz. Kanıtları istemek savcının, toplamak emniyet güçlerinin görevi. Emniyet iktidarın emrinde. Nasıl oluyor da, kanıtlar toplanamıyor ve mahkeme başkanı şimdilik 18 kişinin yer aldığı öne sürülen çarkın içinde, “örgüt için delil yok” diyor?
O örgüt nerelere uzanıyor? Başka cinayetler planlıyor mu? Cinayetlerle nereye varmak istiyor? Kanıtlara neden ulaşılamıyor? Neden?
Türkiye’de yaşanan olayların hiç biri herhangi bir demokratik ülkede yaşanmıyor.

‘Komşularla sıfır sorun’ roket yedi

SURİYE. Bir zamanlar Türkiye’nin ikiz kardeşi. Öyle ki, vizeyi kaldırma, sınırı sıradan çizgi haline getirme, ortak hükümet toplantıları. Balayı uzun sürmüyor. Ne zaman ki, Tayyip Erdoğan Suriye’ye “reform yap” diye bastırıyor, bir, üç, beş, sonunda Suriye “eee, yeter artık” diyor ve ağır sözlerle Ankara’ya yükleniyor. Çünkü, Türkiye onların
içişlerine karışıyor.
İran. Bir zamanlar can ciğer dostumuz. Onların her derdine koşuyoruz. Ama, İran’a yönelik Amerikan damgalı füze rampasını Malatya’ya yerleştirince, işler terse dönüyor. Göstermelik ziyaretlerin yerini Tahran’dan Ankara’ya tehdit kokan laflar alıyor. Bunların dumanı tüterken, doğalgazda İran’la mahkemelik oluyoruz.
Irak. Tıpkı Suriye gibi, ortak hükümet toplantıları, ha sen, ha ben muhabbeti, vize kalksın, suyu birlikte içer, ekmeği paylaşırız şarkıları arasında küüüüüt bir roket sesi, bizim Bağdat Büyükelçiliğine. Çünkü, Türkiye yine duramıyor, onların içişlerine karışıyor. Son elli yıl içinde Dışişleri ilk kez roket yemek talihsizliğine uğruyor.
Biz dış politikada nasıl yola çıkmıştık? Neydi adı, “komşularla sıfır sorun” gibi bir şeydi galiba. İyi ki öyle, ya bir de olmasaydı.

‘Gül aday olamayacak’

ARADAN beş yıl geçtikten sonra hâlâ Cumhurbaşkanının görev süresini belirlemek için yasa yapan bir ülkede yaşıyoruz.
Yasa Abdullah Gül’ün görev süresini yedi yıl olarak belirliyor. O yasa haberlerinde her sefer vurgulanan bir başka nokta var. “Gül bir daha aday olamayacak”. Her haber bülteninde, hiç atlamadan her sefer hep aynı cümle tekrarlanıyor, sanki Gül aday olmak istiyormuş da, yasaya o madde özel olarak konulmuş gibi, “Gül bir daha aday olamayacak”, herkesin kafasına vururcasına.
Anladık, kim aday olacak, belli. Ya “bizden bir başkası olursa” kaygısı, dağı taşı aşmış durumda. Her ihtimale karşı, “Gül bir daha aday olamayacak”.

X