Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nerede o eski bayramlar veya nerede o çocukluk günleri…

Her bayramda yeniden çocuk olmak isterim.

Her şeyin “yeni” ve “ilk” olacağı bir dünyada yaşamaktır çocukluk.

O kitapları okumamış olmak, o filmleri görmemiş, o besteleri hiç duymamış olmak.

Çocuk Panait İstirati ilk kez Köstence’de Karadeniz’i gördüğünde suyun büyüklüğüne şaşırır ve doya doya içmek için Karadeniz’i avuçlar. Suyun tuzu gırtlağını yakınca denizin ne olduğunu ilk kez anlar.

Orhan Veli çocukluğun dünyasını “Masal”da ne güzel anlatır:

“Çocuk gönlüm kaygılardan azade;

Yüzlerde nur, ekinlerde bereket;

At üstünde mor kaküllü şehzade;

Unutmaya başladığım memleket.

 

Şakağımda annemin sıcak dizi,

Kulağımda falcı kadının sözü,

Göl başında padişahın üç kızı,

Alaylarla Kafdağına hareket.”

 

Çocuk kalabilseydik

 

Ateşin yaktığını, suyun boğduğunu anlamak için, ille de Cahit Sıtkı Tarancı gibi 35 yaşı devirmek gerekmez. Okumayı, yazmayı öğrendiğiniz andan başlayarak henüz yaşamadığınız gerçekler de dünyanıza giriverir.

Her geçen yılla birlikte o eski bayramların bir daha yaşanamayacağını hissedersiniz.

Büyüklerin çözemeyip size bıraktığı sorunların ağırlığı omuzlarınıza yüklenir.

Başka uluslara veya kimliklere “dost olalım artık” diye çağrılar yapanların, kendilerinden olanlara karşı besledikleri kinleri, nefretleri görür, şaşırırsınız.

Bilemediğiniz konuları anlamaya çalışmak için çabalar, okur, tartışırken, sizdeki “kuşku”nun büyükleriniz tarafından bazen hainlik, bazen günah diye nitelendiğine tanık olursunuz.

Anlarsınız ki okur yazar olmak ille de aydın olmak anlamına gelmez. Ezbercilik de, slogancılık da size sunulan kültürün öğeleri arasındadır.

“Orta karar” olmanın erdemleri anlatılır size. “Ne taşkın ol asıl, ne şaşkın ol basıl” denilir.

 

Nerede o eski bayramlar

 

Zamanından önce öten horozun kesilmesi gerektiğini falan öğrenirsiniz.

Düşüncenizi açıklamadan önce çoğunluğun nasıl düşündüğünü anlamak ve düşüncenize ters olsa da ona uymak gerektiğini anlarsınız.

Çocuk olmak bütün bunların eşiğinde yaşamaktır.

“Neden Türkiye’nin bütün dış ilişkileri ya Kıbrıs’a, ya da Ermeni soykırım tasarılarına endeksli” diye merak etmezsiniz eğer çocuksanız.

“Bütün dost ve müttefik ülkelerde karşı neden bu kadar nefret duyuyoruz” diye merak da etmezsiniz.

Bunların ne demek olduğunu bilemezsiniz ki çocuksanız.

Ve bunların ne olduğunu bilemeyen gelmiş ve geçmiş bütün çocukların, büyüdükleri zaman yine bu soruların cevabını bulamayacaklarını da bilemezsiniz.

Bayramları sadece çocuklar yaşar.

Bayramlar büyükler için gerçek yaşamdan bir kaçıştır.

Çocuk içinse yaşam bir bayramdır.

Bu yüzden büyükler “Nerede o eski bayramlar” diye hep iç geçirirler.

Tüm okurlarıma çocukça coşkularla dolu mutlu bir bayram diliyorum.

Türkiye’yi dışarıda nasıl anlatacağız…

Türkiye’yi dışarıda nasıl anlatabiliriz?

Bu soruya cevap arayan Herkül Milas, Zaman’da karşılaştığı sorunları anlatmıştı. Gözden kaçmış olabilecek bu yazıdan bazı satırbaşlarını aktarmak gereğini hissettim:

- Örneğin Türkiye'nin dışına çıkınca 'Demokrasi beni ilgilendirmiyor, ben Cumhuriyet'ten yanayım' ya da 'Demokrasiden yanayım, ama askerler siyasileri gerektiğinde saf dışı edebilmeli' türünde bir görüşü nasıl anlatacaksınız? Neye temellendireceksiniz?

- Arada parlamentonun dağıtılmasını, başbakanın asılmasını özgürlük, demokrasi (ya da cumhuriyet) adına nasıl yapıldığını anlatmak da hiç kolay değil. Sonra bu asılan başbakanın adının İzmir havalimanına verildiğini anlatmanız gerekiyor. Yani hem başbakanı asanlar hem de Adnan Menderes, her ikisi onurlu kişiler, gurur kaynağı.

- Ülkede hukuk devleti kavramının temel olduğunu anlatıyorsunuz, ama Hrant davasını da anlatmanız gerektiğinden işler karışıyor. Önce yanlış yorumlanan masum bir cümlenin sonuçlarını, bir mahkûmiyeti, sonra ırkçı bir cinayeti ve polislerin suçlularla yakınlığını gösteren fotoğrafları, videoları, telefon konuşmalarını, savcılıkla karakollar arasında kaybolan ifade dosyalarını, kamera kayıtlarını, baro başkanlarının ve avukatların suçlulardan yana demeçlerini anlatıp bunların hukuk devletiyle nasıl bağdaştığını ülkenin özel koşullarıyla anlatmaya çalıyorsunuz.

- Öz imajın çok iyi olduğunu -biz hoşgörülüyüz, çok seslilik, mozaik, ebru, falan filan- sonra Ortadoğu'da Hıristiyan halkın en büyük hızla azaldığı ülkenin Türkiye olduğundan Batı'ya yansıyan imajın hiç de iyi olmadığını anlatmanız gerekiyor.

X