Nerede o Berlin’deki hakimler?

Hürriyet Haber
26.01.2015 - 13:48 | Son Güncelleme:

Dönemin Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan büyük koalisyon hükümeti, 2007 yılında ‘Aile Birleşimi’ yoluyla Almanya’ya gelecek eşlerin Almanca dil sınavına tabi tutulmalarını karara bağladı.

Gerekçe; Mecburi evliliklerin önlenmesi...
Eşlerin Almanya’ya uyum sağlamalarının kolaylaştırılması...
Ama ailelerin parçalanması iktidardaki Alman politikacıların umrunda değildi.
Alman Anayasası’nın ‘eşitlik’ prensibinin delik deşik edilmesi de Alman politikacıların umrunda değildi.
Yıllardır bunları yazıp çizdik.
Yapılan haksızlıklara ve Anayasa ihlaline dikkat çektik.
Ama politik sorumlular kulaklarını tıkadı.

* * *

İşte yıllar sonra Rheinland-Pfalz Eyaleti Uyum, Aile, Çocuklar, Gençlik ve Kadınlar Bakanı Irene Alt, bu sorunu yeniden Almanya’nın gündemine taşıdı.
Yeşiller Partili Bakan, Eyaletler Meclisi’ndeki İçişleri, Kadınlar ve Gençlik Komisyonlarına ayrı ayrı birer önerge sunarak, Almanya’ya gelecek eşler için dil testi veya dil sınavı uygulamasından vazgeçilmesini talep etti.
Irene Alt, bu uygulamanın dışlayıcı, aileleri parçalayıcı bir nitelikte olduğunun da altını çizdi.

* * *

Evet, yıllardır biz de aynı şeyleri söylüyoruz.
Biz, Almanya’da uzun süre yaşamak isteyenlerin Almanca öğrenmelerinin kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz.
Ama biz, eşlerin Almanya’ya geldikten sonra, yani Almanya’da Almanca öğrenmelerinin daha doğru olacağını savunuyoruz.
Özellikle de Anadolu’nun herhangi bir köyünde oturan, yeni evlenmiş genç kadınların büyük kentlerde düzenlenen Almanca dil kurslarına katılmalarının neredeyse ‘imkansız’ olduğunun altını çiziyoruz.
Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesindeki ‘Bütün insanlar yasa önünde eşittir... Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz’ içerikli ‘eşitlik’ ilkesine saygı gösterilmesini istiyoruz.
Çünkü Türkiye’den gelecek eşlerden Almanca bildiklerini kanıtlamaları istenirken Kanada’dan, ABD’den, Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan, İsrail’den, Güney Kore’den, Japonya’dan ve daha başka ülkelerden gelecek eşlerden talep edilmemesinin ‘eşitlik’ ilkesiyle bağdaşmağını hatırlatıyoruz.
Hatta Almanya’da yaşayan bir Alman vatandaşının, bir Fransız’ın ve İngiliz’in Güney Afrikalı, Senegalli, Kenyalı, Bangladeşli eşini Almanca dil sınavına tabi tutulmadan yanına alabilirken, Berlin’de yaşayan Konyalı Ali’nin atalarının memleketinde evlendiği Nazmiye’sinin Almanya’ya gelebilmesi için önce Ankara’da düzenlenen Almanca dil kurslarına katılmasını ve ancak sınavı kazandıktan sonra vize verilmesi uygulamasının Alman Anayasası’nın bu ‘eşitlik prensibini altüst ettiğine’ dikkat çekiyoruz.

* * *

Biz yıllardır AB’nin ‘anası’ konumundaki Avrupa Ekonomi Topluluğu (AET) ile Türkiye arasında imzalanan Kasım 1970 ve Eylül 1980 tarihli 1/80 ve 3/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararları’na göre Türk vatandaşlarının varolan konumları ve haklarının kötüleştirilemeyeceğine dikkat çekiyoruz.
Yani ‘mevcut hakların korunması’na.
Bu kararların altında Almanya’nın da imzası var.
Biz yıllardır Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) Türk vatandaşlarının vizesiz seyahatleriyle ilgili daha önceki yıllarda aldığı kararlara dikkat çekiyoruz.
ABAD’ın geçen yıl ağustos ayında Türkiye’den gelecek eşlerin Almanca dil sınavına tabi tutulmalarının Ortaklık Anlaşması’yla bağdaşmadığı yönündeki kararına dikkat çekiyoruz.
Ama buna rağmen Almanya, dil kursunda da dil sınavında ısrar ediyor.
Yani Almanya, Alman Anayasası’nı ihlal etitiği gibi, ABAD’ın kararlarına da adeta ‘Tanımıyorum’ diyerek rest çekiyor.
Yani Avrupa Hukuku’nu da ihlal ediyor.

* * *

İşte bu tutum ‘Avrupalıyız’ diyen Almanlara yakışmıyor.
Hele hele ‘demokratız’ diyen Almanlara hiç yakışmıyor.
Bu bağlamda arsasına el koymak isteyen Prusya Kralı 2. Friedrich’e “Berlin’de hakimler var” diyen Brandenburg’lu köylülün bu sözleri geliyor aklımıza.
Ben de bu gelişmeler karşısında “Nerede o Berlin’deki hakimler?” diyorum...

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı