« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Nepal yürüyüşüne katıldım

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Millet Türkiye'de pür öfke, oraya buraya yürürken, biraz tuhaf kaçacak ama (neyim normal ki zaten) ben, pardon, biz Nepal'de inanılmaz bir yürüyüşe katıldık.Biz dediğim ben ve Zafer.Yanımızda Hemingway romanlarındaki gibi bir hamal, bir de rehber...Himalayalar'daki Annapurna bölgesinin dağ köylerinde, düşe kalka 7 gün 8 gece bir parkuru tamamlıyoruz.Bunun adı trekking.MİŞ.Bunu yapmayan Nepal kırosu ilan ediliyormuş.Sıradan turist muamelesi görüyormuş.Ama dağ köyleri.Üüüüü üfffff şahaneymiş.O MİŞ'i Dİ'ye çevireceğim ama o kadar da kolay değil.Hele biz...Son zamanlarda yaşadığımız en büyük spor macerası Hisar-Bebek arası 45 dakika yürüyüşü. Hiçbir sosyal içeriği yok ama biz bunu yapıyoruz diye acayip havaya giriyorduk. O havanın etkisiyle olsa gerek, Nepal yürüyüşünün altından da kalkarız zannettik.Mao'nun uzun yürüyüşünden betermiş!Yürü Allah yürü, bitmiyor.Tırman Allah tırman, ucu gözükmüyor.Üstelik Zafer'in yükseklik korkusu var. Bugüne kadar da 4000 metre ne kadar yüksektir hiç bir fikrimiz yok. Görmemişiz. Oraya iki küçük sırt çantasıyla gitmişiz, başımıza geleceklerden habersiz. Ne var ki, o Katmandu'da o trekking malzemelerini görmüşüz, ayakkabılar, botlar, kabanlar, uyku tulumları, özel yürüyüş pantalonları, tırmanma sopaları...Olacak gibi değil, sudan ucuz!İnsanın trekking'çi olası gelir.Geldi nitekim.Bizi göreceksiniz Allaaaaah!Bin yıllık profesyonel yürüyüşçüyüz anasını satayım.Havamız süper.Herşeye hazırız.*Rehberimiz açıklıyor:‘‘Bir hafta boyunca yapacağımız trekking'e kafanızı takmayın. Biz buna baby trekking diyoruz. Küçük yani. Zorlamayacak sizi. Eğer günde 15 kilometre yürüme alışkanlığınız varsa, çocuk oyuncağı. Himalayalar da sizi korkutmasın. En fazla 3600'lere çıkacağız. Dağ bile değil bunlar. Tepe, tepe! Piknik gibi bir şey. Dinleneceğiz. Temiz hava, bol gıda. Irmaklardan, şelalelerden geçeceğiz. Tea house denen pansiyonlarda geceleyeceğiz. Küçük, emniyetli ve hoş bir gezi olacak.’’Hadi yaaaaa!Zafer'le birbirimize bakıyoruz.İki kahraman olarak bizim yapacağımız şey bu kadar hafif bir şey mi yani?Everest base camp'i mi seçseydik?Döndüğümüzde anlatacak daha çok şeyimiz mi olurdu?Ne de olsa şehir insanıyız, üstelik ani bir kaçış gerçekleştirmişiz, bari değsin. Tamam, doğayla yüksek seviyede mücadele edemeyeceğiz ama en azından bize vakit kalır, ilişkimizi sorgularız...*Nah sorgularız!Rehberin küçük, sevimli baby trekking'i ilk günden bizi mahvetti. O gece ilk ulaştığımız tea house'da değil konuşmak parmağımızı oynatacak halimiz kalmamıştı. Gerekçelerimiz hazır, vücudumuz ham. Siz bizi ikinci günden sonra görün.Evet ikinci gün... Görmeseniz daha iyi olur!Perişanız.Ayaklarımız suların içinde, altları su toplamış.3000 basamak çıkmışız, daha 3000 var.Zafer'in suratına bakıyorum ve ‘‘Başlatma evliliğimizden’’ cümlesini okuyorum. Ben de farklı durumda değilim. Resmen acı çekiyoruz. Ama ruhumuza ve durumumuza iyi geliyor. Düşünemiyoruz, konuşamıyoruz, sadece yürüyoruz. Ve bedenimiz yorgunluktan mahvoluyor, ruhumuzun dinlendiği söylenebilir. Ama bitmiyor ki. O baby trekking bitmiyor ki!Bitki örtüsü değişiyor, manzara değişiyor, karlı dağlar, bulutlar gittikçe yakınlaşıyor, insan yüzleri değişiyor, köyler değişiyor, bastığın taşların cinsi değişiyor, ırmaklar, şelaleler aşılıyor, uçurumların yanından geçiliyor... Hiçbir şeyin önemi kalmıyor, ne zamanın, ne durumun ne de yanında kim olduğunun. Odaklanılmış bir tek amaç var, Nepal yürüyüşünü tamamlamak. Yanındaki adam (yani kocan) ya da rehber ya da hamal burnunun dibindeki uçurumdan aşağı uçsa, yapabileceğin hiçbir şey yok. İfadesiz bir yüzle aşağı doğru bakarsın. Allah'tan o ben değilim dersin sadece. En fazla. Ve bastığın yere dikkat etmeye devam edersin...*En felaketi ne biliyor musunuz?Mızıkçılık yapabilmenin, ‘‘Ben topumu alıp gidiyorum, oynamayacağım işte!’’ diyebilmenin imkanı yok.Düşünmedik değil.O kadar ürkütücü ki, dönüyorum dediğin anda...Geriye üç gün yürümen gerekiyor.Yok ya!Çünkü başka bir ulaşım yok.Bir tek çaresi var, helikopter çağırmak, onu da ayağı, bacağı kırılanlar ya da ölmek üzere olanlar kullanıyormuş.Eee tabii, takdir edersiniz ki, utandık.Etrafta çocuklarıyla bu işi yapanlar var, yaşlılar var. Kendine güvenini sarsmamak için en azından devam etmek zorundasın.Hadi Ayşe bir gayret daha!Poon Hill varmış oraya çıkacağız...Sabahın dördü elimizde fenerler. Henüz karanlık gecede ilerliyoruz. Yani tırmanıyoruz demek istiyorum. Ve bir an geliyor, 3210 metrede güneş, senin yaşayan ölü bedeninin üzerine doğuyor. Neymiş? Manzara görecekmişsin, dağların kırmızıdan sarıya geçişini izleyecekmişsin! Ben ki, İstanbul'da daha henüz gün doğuşu izlememişim...Yaptık işte bir delilik.Ama size de tavsiye edebileceğim bir delilik.Ölmeden önce herkesin bir kere yapması gereken bir şey, sözünü ettiğim. Fikir değiştirmezsek kararlıyız, seneye birlikte ya da ayrı Everest'te trekking planlıyoruz. Üstelik hakiki kamp çadırlarında kalarak. Tam baba Hemingway gibi. Diyeceğim, Nepal yürüyüşü benim için hayatta yaptığım en anlamlı şeylerden biriydi. Tamamladığımı gösteren sertifikam elimde, tarafınızdan verilecek madalyayı bekliyorum...HAMİŞ: Nepal işkencesi yarın da sürecek. Bilmiyorum koltukaltına kızgın yumurta mı tercih ederdiniz ama... Seçme sansınız yok! 30 yılda bir kere Nepal'de yürüyüşe gitmişim...
Bunları da Beğenebilirsiniz