Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Negatif getiri

Ege CANSEN

İş hayatında genel kabul görmüş yanlışlardan biri de, yatırımın ne olursa olsun iyi bir şey olduğudur. Her yatırım iyi değildir. Yani, her yatırım ‘‘pozitif’’ getiri sağlamaz. Bir kısmının getirisi, negatiftir. Sermayenin maliyetinden düşük randımanı olan her yatırım böyledir. Randımanlı değilse, yatırımı devreye almamak çare değildir. Kapıya kilit vurmak, zararı azaltabilir, ama sıfırlamaz. Çünkü, her yatırımın mutlaka bir ‘‘sermaye maliyeti’’ vardır. Hiçbir yatırım, bedavaya çıkmaz. Dolayısıyla, yatırım tamamlandıktan sonra, kârlı bulunmadığı için hiç çalıştırılmasa bile, bir yatırım, sürekli faiz (finansman) gideri yaratır. Buna ilaveten, boş duran yatırım zamanla eskir. Makineleri paslanır, binaları dökülür. Kuruluş sırasında seçilen teknoloji demode olabilir. Tesisler, bir süre sonra, fizik olarak kullanılabilir durumda olsa bile, iktisadi olarak kullanılamaz hale gelebilir.

İşim icabı, zor duruma düşmüş pek çok firmayla çalıştım. Başarısızlıkların gerisinde yüzde 90 yanlış alınmış yatırım (yeni teşebbüs) kararları vardı. Hatta bu yüzden, bir şirket iki sebepten batar diye kural geliştirdim.

1. Gerekli yatırımları, zamanında yapmadığı için

2. Gereksiz yatırımları, zamansız yaptığı için.

Bir süre işlerini takip ettiğim çok büyük bir Amerikan şirketinin Türkiye fabrikasında görevli Amerikalı genel müdür ve üç muavininden kurulu icra komitesinin resen (yani üst makamlardan onay almadan) yatırım yetkisi, yılda 50.000 dolardı. Bugünün fiyatlarıyla 500.000 dolar. 200.000 dolara kadar yapılacak yatırımlar, divizyon başkanının imzasına sunuluyordu. 200.000 dolardan büyük yatırımlar ise, yönetim kurulu kararı alınmasını icap ettiriyordu. O tarihlerde ana şirketin yıllık cirosu 10 milyar dolar dolaylarındaydı. Bununla birlikte Türkiye'deki üretim müdürünün, resen malzeme alım yetkisi, yılda 4 milyon dolardı. Bugünün fiyatlarıyla 40 milyon dolar. Bu husus bana bir çelişki gibi gelmişti. Üretim müdürü, pekala malzeme alımlarında yüzde 10 kazık yiyebilir, bu da şirkete 400.000 dolara mal olabilirdi.

Yatırım kararlarında yerel yöneticilerin yetkilerinin bu kadar kısıtlı olması anlamsızdı. Konuyu, sırası gelince üst bir idareciye açtım. Bana şunları söyledi: Yatırımlar, bir şirketin en kalıcı kararlarıdır. Hiçbir yatırım, ilk yatırım tutarında kalmaz. Başlangıçta birkaç yüz bin dolar diye başlayan yatırımların, zamanla nasıl milyonlarca dolara ulaştığını gördük. Yatırım kararı, adeta kavşakta yol seçmek gibidir. Atılan ilk adım hiç önemli değilmiş, gerekirse geri dönülebilir gibi düşünebilir. Ancak, kazın ayağı öyle değildir. İlk adım atıldıktan sonra, diğer adımlar mecburen onu takip eder. Kısa zamanda başlangıçta hiç düşünülmeyen rakamların su gibi harcandığı görülür. Artık, iş işten geçmiştir. Yatırım, kendi momentini kazanmıştır. Kimsenin gücü onu durdurmaya yetmez.

Yatırım kararlarının, ister özel ister kamu sektöründe olsun, son derece iyi düşünülerek verilmesi gerekir. En kötü yatırım stratejisi, rahmetli Fahir İlkel'in deyişiyle, ‘‘plansız merdiven sistemi’’dir. Öncelikle bir yatırımın ‘‘ana planı’’ yapılmalı, sonra basamaklar, plana göre sırasıyla yerleştirilmelidir. Ancak o takdirde, istenilen yüksekliğe, istenilen eğimde çıkılabilir.

SON SÖZ: Bütün, parçalardan kuruludur; ama parçalar bir bütün etmez.













X