Gündem Haberleri

    Nefret iftira kin davası

    Aziz ÖZEN/İSTANBUL
    11.09.2015 - 22:52 | Son Güncelleme:

    Eski Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, 5 davanın birleştirildiği ‘Poyrazköy’de ele geçirilen mühimmat’ davasındaki ifadesinde tüm suçlamaların düzmece olduğunu söyledi. Yaşer, “Bir hukuk devletinde polis, hâkim, savcı bir cemaatin müritleri olabilir mi? Böylesine kin, nefret ve iftira üzerine hazırlanan bir hukuki yıkım olabilir mi?” dedi.

    KAFES eylem planı’, ‘Amirallere suikast’, ‘Gölcük’te ele geçirilen belgeler’ ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri hakkındaki iddialara ilişkin dosyaların birleştirildiği ve 86 tutuksuz sanığın yargılandığı ‘Poyrazköy’de ele geçirilen mühimmat’ davasına dün devam edildi. Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sanık sayısının fazla olması nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu’nda yapılan duruşmaya, 21 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı. Duruşmanın sanıklarından olan ve 6 yıl 8 aydır ABD’de tedavi gören eski Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer, hakkındaki yakalama kararı kaldırılınca duruşmaya gelerek ilk kez savunma yaptı.

    ‘GEREKSİZ BİRÇOK ŞEY VAR’

    ABD’de tedavi gören Gülseven Yaşer, rahatsızlığının nedenini 17 yıldır mücadele ettiği kadroların yarattığı stres olarak açıkladı. Sözlerine şehitleri, Ergenekon ve balyoz davaları sırasında hayatını kaybeden sivil, asker, aydınlar ve Türkan Saylan’ı anarak başlayan Yaşer, bir saat savunma yaptı. Yaşer’e mahkeme Başkanı Selçuk Kaya zaman zaman, “Yorulduysanız lütfen oturun” dedi. Tüm suçlamaların sahte ve düzmece olduğunu söyleyen Gülseven Yaşer, “Firar ettiğim yalan. Ocak 2009’da tedavi için ABD’ye gitmiştim. Nisanda hakkımda yakalama kararı verildi. Bütün bu suçlamalar sahte ve düzmece. Böylesine kin nefret ve iftira üzerine hazırlanan, toplumu esir alan bir hukuki yıkım olabilir mi. Çağdaş ve laik bir ülkenin anayasal güçlerinin ele geçirilerek şeriatı uygulamak için komplo hazırlanmış ve tüm imkânlar seferber edilmiştir” dedi.


    ‘ÖÇ ALMA OPERASYONU’

    İstanbul Üniversitesi’nde ders verirken, kız öğrencilerin kapanmaya başladıklarını, bunların yurtlarda kalan ağabey ve ablalar vasıtasıyla tarikatlara bağlandıklarını ve Cumhuriyetle hesaplaşmak için eğitim aldıklarını öğrendiklerini belirten Yaşer şöyle devam etti: “Aramıza bir duvar örüyorlardı. Bu durum bizleri endişe ile harekete geçirdi. Okuyan başarılı gençlere Atatürkçü düşünce doğrultusunda eğitim vermek amacıyla 1994’te ÇEV’i kurduk. 15 bini aşkın öğrenciye burs verdik. 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasında katkımız oldu. Amacımız, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaktı. Bölünmez bütünlüğe, çağdaş laik hukuk devletine sahip çıkmak istedik. Yasalar çerçevesinde hareket ettik. Durum bu kadar açık ve net olmasına karşın, beni ve ÇEV’i Ergenekon davasına dahil etmek Fethullahçı cemaatin sahte delillerle yaptığı öç alma operasyonudur. Fethullahçıların bana ve cumhuriyeti sahiplenen aydınlara karşı kan davası buna neden olmuştur. Fethullahçıların eğitim kurumlarından kaçarak vakfımıza gelen iki öğrencinin anlattıklarından sonra, ‘Hocanın Okulları’ adlı kitabı bastırdık. Bundan sonra vakfımız saldırılara maruz kaldı.” Sanık avukatları, sahteciliği belgeleyen bilirkişi raporuyla birlikte, bu sahteciliği yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Gülseven Yaşer’in duruşmalardan vareste tutulmasına karar veren mahkeme heyeti, mütalaa için savcının süre istemesi karşısında davayı 2 Ekim tarihine erteledi. Mahkeme Başkanı, avukatlara, karar için hazırlıklı gelmelerini rica ederek, “Biz hazırlıklı geleceğiz ve yüksek ihtimalle kararımızı açıklayacağız” dedi. Bu konuşma salonda alkışlarla karşılandı.


    Hâkim, savcı cemaat müridi


    “Bir hukuk devletinde polis, hâkim, savcı bir cemaatin müritleri olabilir mi? Türbanla mahkemeye çıkan bayan hâkimlerin olduğu Türkiye’de yaşamaya mahkûm olduk. Bu durumun yurtdışında Türkiye’nin imajını nasıl zedelediğini tahmin etmelisiniz. Interpol’ün benimle ilgili kırmızı bülten ret kararı, Ergenekon davasına yurtdışının bakışını gösterir.”


    İlkokul mezunu olmayan din simsarı


    “Adının Hayri Canöz olduğunu söyleyen bir polis, vakfa geldi. Fethullah Gülen’in idareyi ele geçirdiğini, emniyetteki mensupların cemaatçi olduklarını söyledi. Güvenimizi kazandı. Ancak daha sonra bizimle ilgili gizli kamera kaydı yaptığını, kayıtları montajlayarak yayınlandığını öğrendik. ÇEV’e yönelik saldırılarda başarılı olduklarını üzülerek söylemek istiyorum. Bunlar güya bir din adamının çalışanları. Şeytani planlarını bizlerin üzerinde uyguladılar. Bu güzel ülkeyi ilkokul mezunu bile olmayan din simsarı olan bir adam uğruna mahvettiler.”

    Etiketler: çevik bir , amiral

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı