Nedir bu yılan hikayesi?

Güncelleme Tarihi:

Nedir bu yılan hikayesi
Oluşturulma Tarihi: Kasım 28, 2000 00:00

Haberin Devamı

Türkiye'nin en sevilen dizisi Yılan Hikayesi, 2000 Altın Kelebek Ödülleri'nde tam dört ödül alarak bir rekora imza attı. En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ve En İyi Dizi dallarında ödülleri kimseye kaptırmayan dizinin arka planındaki ‘‘Beyin Takım’’la konuştuk ve ‘Nedir bu Yılan Hikayesi olayı?' diye sorduk. İşte ödül rekortmeni dizinin bilinen ve bilinmeyen tüm yönleri...

Sosyologlar bu diziyi araştırıyor

Osman Yağmurdereli (Yapımcı)

Yılan Hikayesi projesi nasıl doğdu?

Kanal D'den Faruk Bayhan ve Tayfun Güneyer bana bu senaryoyu okumamı önerdi. ‘‘Ben bunu yapacağım’ dedim. Sadece dört bölüm çekip ondan sonra devamına karar verecektik. Birinci bölüm bittiği zaman biz 26 bölümlük sözleşmeyi yapmıştık zaten.

Sizce nedir bu 'Yılan Hikayesi' olayı?

Şu anda üç sosyolog bu diziyi araştırıyor zaten. Yılan Hikayesi'nin en önemli tarafı bizden bir hikaye olması. ‘‘Böyle de polis var mı?’’ derseniz ‘‘Var’’ derim. Organize suçlarda Memoli'ye benzeyen ve onun gibi giyinen birçok polis var. Hikayenin bir yarısı da kan davasını anlatıyor. Yani başarının en büyük nedeni senaryosu. İkincisi çok doğru bir rol dağıtımı yapmamızdır.

Yılan Hikayesi siz sıkılana kadar mı, seyirci sıkılana kadar mı devam edecek?

Bence bu diziyi zirvedeyken bırakmalıyız ve bu sene son yapalım diyorum arkadaşlarıma. Onlardan bazıları da tutmuş dizi gittiği yere kadar gider diye ısrar ediyorlar. Ancak seneye bir 26 bölüm daha yapıp noktalayabiliriz. Çünkü diziler insanın çocuğu gibi oluyor. Onun devamlı birinci olduğunu gördükten sonra yedinci, onüçüncü olduğunu görmek çok üzücü olur.

Yılan Hikayesi'nin Türk polisini halka sevdirme misyonu üstlendiğine inanıyor musunuz?

Tabii ki ve bu bizim misyonumuz olmaya da devam etmelidir. Ben Emniyet Teşkilatı'mıza haksızlık yapıldığına inanıyorum. Başımız sıkıştığı zaman ‘‘Bu memleketin polisi nerede’’ deyip, işimiz düşmeyince ‘‘Polis onu copladı, bunu dövdü’’ deniyor. Bir polis okulunun müdürü bana diziden sonra müracatların yüzde 140 oranında arttığını söyledi. Yolda genç polislere ‘‘Memoli’’ denir oldu. Yanlış bir inanış vardır; anneler çocuklarını korkutmak için ‘‘Sus polis geliyor’’ derler. Oysa polisten sadece suçlular korkar! Bu diziyle bu yaraya parmak basıyoruz. Oysa Emniyet Teşkilatı'nın kendi içinde de sorunları var mesela. Ben bunların da işlenmesinden yanayım.

Erkekler Memoli'yi kıskanıyor

Tayfun Güneyer (Senarist)

Nereden aklınıza polisiye dizi yazmak geldi?

Ben Türk izleyicisinin ne tür hikayelerden hoşlandığını çok iyi biliyorum. Ayrıca yapılmayanı da yapmak istiyordum ki bu da; bir polisin özel hayatı olabileceği ve bir polisin kahraman olabileceğiydi. Ayrıca Türkiye'nin bir kahramana ihtiyacı vardı, Malkoçoğlu'ndan beri bir kahramanımız, bir toplumsal figürümüz yoktu bizim. Memoli'yi oluştururken kendimden yola çıktım. Reaksiyonları, esprileri, karakteri olarak kendi doğamı yazdım. Adam polis olduğundan her polisin başına gelebilecek şeyler, onun başına da gelince ortaya böyle bir tip çıktı.

Dizinin ve Memoli'nin çok Amerikan tarzı olduğu söyleniyor ama...

Memoli'nin bütün reaksiyonları bir Türk erkeğine aittir. Eve geldiğinde kendine viski koymuyor yada bara gidip arkadaşlarıyla tartışmıyor. Bütün öğeler Türk motifi içeriyor. Sinemadan esinlendiğim doğru, zaten Hollywood'da beş altı tane tema vardır ve bunlar tekrar tekrar işlenir. Bunu televizyona yansıtmanın bir suç olduğuna inanmıyorum, bunu itiraf da ediyorum.

Peki Memoli'yi sevmeyen yok mu?

Türkiye'de çok başarılı bir şeyin hayranı kadar düşmanı da vardır. Kıskanıyorlar bence. Özellikle de erkekler... ‘‘Yılan Hikayesi’’ni sevmeyenler de izliyor. Bence asıl başarımız da bu zaten.

Yılan Hikayesi'nin sırrı ne peki?

Bu dizinin bu kadar başarılı olmasında Mehmet Ali Alabora'nın yakışıklılığından çok iyi bir tiyatrocu olması ve karakterinin role uygun olması çok büyük bir etken. İlk 10 bölümünden sonra ben Alabora'ya göre yazmaya başladım.

Memoli'yle Zeyno sevgili olursa, izlerken sıkılır mıyız acaba?

Memoli'yle Zeyno'nun bir araya gelmesi demek dizinin bitmesi demek zaten...

Yılan Hikayesi dizilerde devrim yaptı diyebilir miyiz peki?

‘‘Ben televizyon izlemem’’ deyip sadece bu dizi için televizyonlarını açan birçok insan tanımaya başladım. Kalitesizlikler yüzünden televizyona küsmüş insanları Yılan Hikayesi televizyonla barıştırdı. Ayrıca ekranlardaki mahalle-apartman dizisi anlayışını değiştirdiğine inanıyorum. Üçüncüsü artık çocuklar polisleri seviyorlar. Çocukların çok sevdiği bir kahraman olan Memoli süt içiyor, sigara içmiyor, doğruları söylemeye çalışıyor.

Masalsı çizgi roman tadı var

Nihat Durak (Yönetmen)

Bu sene Altın Kelebek'te En İyi Yönetmen Ödülü'nü aldınız. Sürpriz miydi bu?

Açıkçası sürpriz olmadı. Televizyonda yapılan işler arasında çok iyi bir iş olduğunu düşünüyorum. Yılan Hikayesi'nin de hak ettiğini ve bunun saygın bir ödül olduğuna inanıyorum. Ama kendi adıma pek önemsemiyorum. Çünkü çok magazin bir toplum olduk. Beni geçen gün alışveriş sırasında bu ödül için yanıma gelip kutladılar. Acaba ben Moskova ya da Venedik Film Festivali'nde de ödül alsam aynı ilgiyi gösterirler mi diye merak ediyorum. Sanmıyorum...

Yılan Hikayesi'nin başarısının altında ne yatıyor olabilir?

Çok farklı bir soluk getirdi. Projenin başında da beni heyecanlandıran bu farklılığıydı. Sırrı bence komedi ve maceranın iyi şekilde harmanlanması. Bu topraklara ait şeylerle, gerçek olamayacak kadar hayal ürünü olan bazı şeylerin karıştırılması.

Başlarken bu kadar başarılı olacağınızı hissediyor muydunuz? Yoksa şaşırdınız mı ?

Televizyonda hiç birşey için emin olamazsınız. Kaldı ki biz başlarken Meltem Cumbul, Ayten Gökçer gibi deneyimli isimlere rağmen Mehmet Ali gibi hiçbir başrolü olmayan birini seçtik. Açıkçası ben bu başarıyı Osman Bey kadar öngörmemiştim. İşin çok iyi olduğunu gördük ama reytinglerin bu kadar yüksek olacağını tahmin etmemiştim.

Yılan Hikayesi'nin yönetmeni olarak dizide neleri göz önünde tutuyorsunuzu?

Araştırmalarda çocuk seyircimizin oluştuğunu gördük. Kovalamaca, takip, iyi kötü karşılaşmalarında yanlış mesajdan özenle kaçınmak ve şiddetin olması gereken yerde bunu mümkün olduğu kadar yumuşak şekilde yansıtmaya çalışıyoruz. Mesela asla kan görmüyoruz çatışmalarda. Çünkü televizyon kamusal bir alandır. Sadece insanları eğlendirmek üzerine kurulu birşey değil. Yaptığınız herşey, toplumda yanlış mesajlarla yanlış tohumlar ekebilir. Bu yüzden de dizide masalsı çizgi roman tadını bilinçli olarak çok öne çıkardık...

Kim kimdir?

Osman Yağmurdereli

1953, Trabzon doğumlu. 12 yıl önce 'Samanyolu' dizisiyle başlayan yapımcılık hayatında Bizim Mahalle, Marziye, Nilgün, Yılan Hikayesi, Benim İçin Ağlama gibi diziler yer alıyor. Ama dizilerinin içinde en sevdiği 'Yılan Hikayesi'. Kendine rakip olarak gördüğü dizi ise 'Deli Yürek'. Hayatta kendisini en çok güldüren şey Şener Şen'in filmleri, en çok üzen ise Türkiye'de işçilere ve memurlara yapılan haksızlıklar. Yağmurdereli'nin Yılan Hikayesi'ndeki favori tipleri Rambo Berk ve Çaycı. Küçüklüğünde ise en sevdiği kahraman bir yumrukta sekiz kişiyi deviren, iyilerin dostu Çelik Bilek'miş. Şimdiki kahramanı ise Osman Yağmurdereli...

Tayfun Güneyer

1971 İzmir Karşıyaka doğumlu olan Tayfun Güneyer, Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra Amerika'da televizyon eğitimi aldı. 1995'ten beri Kanal D'de Program Planlama Koordinatör'ü olarak çalışıyor. Senaristliğe ilk olarak Charlie'yi yazarak başladı. ‘‘Bir hikaye yazayım, işler yılan hikayesine dönsün derken ortaya ‘Yılan Hikayesi’ çıktı’’ diyor. Aynı zamanda Kanal D'deki 'Eyvah Kızım Büyüdü'yü de yazan Güneyer'in bir ekibi yok ve tüm senaryolar kendine ait. Mehmet Ali Erbil'in oynayacağı Keloğlan-Süperoğlan filminin senaryosunu yazdı, şimdi de Sivilce isimli bir film yazıyor. Kalan zamanlarında, uluslararası bir suçla ilgili polisiye bir senaryo üzerinde çalışıyor ve bunu Hollywood'a göndermeye kararlı! İzlerken en çok sıkıldıkları ise magazin programlarında sürekli eğlenirken görüntülenen tipler... Onun hayattaki favori kahramanı ise Red Kit ve Daltonlar!..

Nihat Durak

1961 Edremit doğumlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümünü mezunu olan Nihat Durak'ın yönetmenlik hayatının önemli noktaları arasında TRT'deki Kurtuluş dizisi ve Yakup Kadri'nin Yaban romanını sinema uyarlaması yer alıyor. Pek çok reklam filminde ve Köstebek, Yüzleşme ve Yılan Hikayesi'nin altında da onun imzası var. Ancak bunlar arasında favorisi Yılan Hikayesi. Yakında başrolünü Mehmet Ali Alabora'nın oynayacağı 'Denizlerin Efesi' filminin yönetmenliğini üstlenecek. Televizyonda kendinin en beğenerek izlediği dizi ise ‘‘İkinci Bahar’’.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!