Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nedeni unutulan savaşın barışı mümkün mü?

NE oldu? Her şey 12 Temmuz’da Hizbullah’ın sınırda pusu kurarak kaçırdığı iki İsrailli askerin kurtarılması için başlamamış mıydı?

Pekiyi şimdi ne oldu? İsrail askerleri Lübnan’dan çekilmeye başlarken, Lübnan ordusu dün güneye yol alırken ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına göre Lübnan’a yabancı güç tartışmaları sürerken iki askerden hálá haber yok.

Yok ama yanlış duymadıysam, İsrail zafer ilan etti.

Amerika da zafer ilan etti.

Tamam İsrailli askerler yok ama ya İsrail hapishanelerindeki Hizbullah militanları?

Hizbullah bu pusuyu kurup birkaç Hizbullah militanını kurtarabildi mi?

Lübnan’ın yıkılmasına, insanların İsrail bombaları ve tankları altında ezilmesine değdi mi?

Değmedi ama Hizbullah Lideri Nasrallah da zafer ilan etti.

İran, daha da ileri gitti. İran Lideri Hameney, Hizbullah’a ait Lübnan’daki El Manar televizyon kanalında yayınlanan mesajında, sonucu "İslamın zaferi" ilan etti. Müslümanlık adına neyin zafer neyin utanç olabileceğine karar vermek ona düşermiş gibi.

12 Temmuz’dan beri yaşananlar insanlık adına tam bir yüz karasıdır.

Birleşmiş Milletler’den çıkan karar, belki bugüne kadar alınan en anlamsız kararlardan biri.

Bir tek olumlu yanı var. Irak savaşı sonrası kopan transatlantik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Washington ve Paris’in çaba gösterdiğinin ortaya çıkması.

Yoksa bu karar Lübnan’da çatışmalara neden olan durumu değiştirmiyor. Condoleezza Rice’ın iddia ettiği gibi Yeni Ortadoğu’yu küllerinden doğurmuyor.

* * *

TÜRKİYE
’nin Lübnan’a gidecek olan barış gücünde görev almasına bir diyeceğim yok. Ama bu güce şubat ayına kadar komuta etmeye hazır olduğunu söyleyen Fransa bile, misyonun daha netleşmesini istiyor. Her şey o kadar belirsiz ki.

Hizbullah kuzeye çekilmeyeceğini ve silahları teslim etmeyeceğini açıkladı. Güneyde kalmaya devam edecek.

Dün bölgeden gelen haberler, İsrail bombalarından kaçarak evlerini köylerini terk eden halkın geri dönmeye başladığını ve Hizbullah’ın açtığı yardım merkezlerinde bir odadan diğerine koşturarak hasarlarını yazdırdıklarını bildiriyordu.

Daha önceden olduğu gibi yine Hizbullah, halkın muhatap olarak karşısında bulduğu tek otorite. Dürzi Lider Velid Canbolat’ın, "İsrail Hizbullah’ı bölgede esaslı bir güç haline getirdi" sözleri boş değil.

Evet dünden itibaren Lübnan ordusu güneye yerleşmeye başladı ama ancak ayağına takılan Hizbullah silahlarını toplamakla görevlendirildi. Hizbullah’ın silahsızlandırılması diye bir konu yok Lübnan hükümetinin gündeminde.

ABD ve İsrail hükümetinin, bu çatışmadan sonra Lübnan hükümetinin güçlenerek Hizbullah’a karşı etkili kararlar alacağı öngörüsü başından çöktü.

* * *

EVET,
binden fazla sivilin ölümü, köylerin yakılıp yıkılması, hayatların altüst oluşunun ardından dönüp neyin değiştiğini anlamak için bakıyorum. Ne değişti?

Lübnan’da, Hizbullah ve ülkenin yüzde 40’ını oluşturan Şiilerle uzlaşma temelinde kurulmuş olan kırılgan bir hükümet;

Güneyde, silahlarını kullanmayacağını söyleyen ama onları teslim gibi bir niyetinin asla olmadığını açıklayan Hizbullah;

Güneyde kimi kime karşı koruduğu belli olmayan Lübnan Ordusu ile Birleşmiş Milletler Barış Gücü.

İsrail saldırısından önce de durum buydu, bugün de bu, yarın da böyle olacağa benziyor.

Savaş ve çatışma olasılığının barış intimalinden yüksek olduğu bir bölgeye Türk askerinin savaşmak için gidemez. Ama barış için gerekli lojistik ve insani yardım zaten boynumuzun borcu. Aslında tartışmalar boş, misyon netleşmeden kimsenin asker göndereceği yok.
X