"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Neden çocuk cezaevinde değil

ALMAN genci Marco, 13 yaşındaki İngiliz kızı taciz iddiasıyla cezaevinde...<br><br>Almanya hatta Avrupa bu olayı tartışıyor.

Ve ben tartışmanın tam ortasında önce Münih’te sonra da Amsterdam’daydım.

Bild Gazetesi Hürriyet Gazetesi’nden yaptığı alıntıyı tam bir tarafsızlık içinde aktarıyor. Yani Alman genci için popülist bir habercilik yapabilecekken yapmıyor.

Konuşuyoruz...

Almanya’da bilgisayar uzmanı olarak çalışan bir Türk şöyle diyor:/images/100/0x0/55eaf8dbf018fbb8f8a29d9b

- Yine Türk düşmanlığına fırsat verdik. Yani o genci neden büyüklerin hapishanesine koyuyorlar. Çocuk cezaevi yok mu?

İşte, tam burada kim varsa Türkiye’yi suçluyor.

Neden o çocuk büyüklerle aynı cezaevine konuldu?

Bunun cevabı olabilir mi? Orada çocuk cezaevi olmadığı için deme hakkı var mı?

Bir başkası ekliyor:

- Eğer çocuk cezaevi yoksa, alırsın pasaportunu elinden, bir otele hapsedersin. Davaya kadar orada tutarsın. Böyle yapsan herkesin gözünde büyürsün.

- Yapmazsan da kendi kendine orada derdini anlatmaya çalışırsın. Kimse de dinlemez...

Evet, Adalet Bakanı ne derse desin...

Eğer Adalet Bakanlığı’nın çocuğu otelde tutacak parası yoksa, Turizm Bakanlığı devreye girmeliydi..

Çünkü Marco’nun Turizm Bakanlığı’na maliyeti çok yüksek...

Ya altında imza varsa

1 milyar dolar hibe karşılığında Türkiye Kuzey Irak’a girmeme sözü veriyor...

Hükümet ABD ile böyle bir anlaşma yapmış olabilir mi? Baykal elindeki belgeden okudu.../images/100/0x0/55eaf8dbf018fbb8f8a29d9d

Anlaşma yapılmış ancak daha sonra karşılıklı olarak iptal edilmiş... Baykal okuyor. Tarih 2002 Eylül 22. İmza Ali Babacan... İddia ağır. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan "Kulaktan dolma sözler" diyor. Baykal belge çıkartıyor.

2002 şartlarına bakınca Türkiye’nin ciddi miktarda döviz ihtiyacı olduğunu hatırlıyorum. O tarihlerde Türkiye 8.5 milyar dolar hibeyi tartışıyordu. Baykal’ın elinde de imzalı belge var. Belli ki imza atılmış. Ama parada anlaşılamayınca imzalar kaldırılmış. ABD bunu dünyanın değişik ülkelerinde yapmıştı. Hálá da yapıyor. Yani parayı verip diplomasiyi alıyor... Son örnek Kuzey Irak’tır... Barzani’ye önce silahlı koruma garantisi veriyor, sonra bölgeye parayı akıtıp imar faaliyeti başlatıyor. Ve bu yolla sınırları değiştirebiliyor, Kürt devletinin hazırlığını yapabiliyor. Dolayısıyla bu olayda ABD açısından şaşırılacak bir şey yok. Türkiye ise bu iddiaya mutlaka bir açıklama getirmek zorunda.

Ben Türk Dışişleri Bakanlığı’nın böyle bir anlaşmanın altına imza atmayacak kadar deneyimli olduğunu biliyorum. Ve dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün TBMM’nin üzerinde olan böyle bir sözün altına imza attırmayacağını da söyleyebilirim...

Peki, bu durumda Baykal’ın elindeki belge ne? İşte büyük soru burada... Acaba diyorum, Ali Babacan, döviz kıtlığının olduğu bir dönemde, yani hükümetin ilk günlerinde, dolaylı cümlelerden oluşan karışık bir sözün zararı olmayacağını düşünerek 8.5 milyar dolar kredi için imzayı atmış olabilir mi?

Eğer böyleyse vahim... Mutlak bir açıklama gerek...

AKP’nin gizli seçim taktiği

ARTIK saflar iyice netleşmeye başladı...

AKP, MHP tabanına, "O CHP’nin yavrusu oldu" diye yükleniyor.

MHP ise AKP tabanına, "O ABD’nin kuzusu oldu. Memleketi satıyor" diye vuruyor.

AKP’ye benzeri bir saldırıyı Saadet Partisi yapıyor:

"Milli Görüş’ten koptu. Batıcı oldu."

Bütün bu saldırılara karşı kendi içinde bir sıkıntı olmadığını vurgularcasına Tayyip Erdoğan bir yanına Gül’ü diğer yanına Arınç’ı alarak Kayseri’de meydana çıkıyor.

Oysa çok iyi biliniyor ki, Arınç’ın cumhurbaşkanlığı sürecindeki tarzı sıkıntı yaratmıştı.

AKP’nin bu tartışmanın dışında Anadolu’ya taşıdığı bir başka strateji var.

O da şu:

- 4.5 yılda bunları yaptık. İzin verin 5 mislini yapalım...

Örneğin Erzincan’da Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım polemik yerine yaptıklarını anlatmayı tercih ediyor. Etkili de oluyor.

Yani Tayyip Erdoğan diğer partilerle polemiği sürdürürken AKP Binali Yıldırım, M. Ali Şahin gibi isimler hizmet proje bazında çalışıyorlar.

Örneğin MHP’nin kuvvetli olduğu illerden Adana’da Mir Dengir Fırat, Ömer Çelik, ve Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı Necdet Ünüvar gibi isimlerle MHP polemiği yerine "hizmet ve proje" açılımlarına giriyor.

Mersin’de de öyle. Gaziantep’te Mehmet Şimşek gibi bir isimle lokal siyasetin ötesine geçiyor.

Yani diğer partilerle polemik yukarıda oluyor.

Ancak geri planda yani sahada isim isim proje çalışması var...

Bu noktada belediyeler büyük bir etki sahası oluşturuyorlar...

Artık gençler siyaset yapsın

MESUT Yılmaz’ın Rize bağımsız adaylığı ve sağı toparlama hazırlığı Çiller ismini gündeme taşıyor...
/images/100/0x0/55eaf8dbf018fbb8f8a29d9f
DP’de rahatsız olan bazı isimlerin Tansu Çiller’e gittikleri haberleri yayılıyor.

Kısa bir araştırma yaptım..

Acaba Çiller ne düşünüyor?

En yakın çevresine bu konuda söylediği sözler kulislere şöyle süzülüyor:

- Türkiye artık gençlerle önünü açabilmeli... Genç kadrolarla yürüyebilmeli. Biz doğru-yanlış bildiğimizi yapmaya çalıştık. Hizmet etmeye çalıştık. Artık Türkiye siyaseti gençlerle taze kan bulabilmeli. Böylesi uygundur...

Benim, kulislerden aldığım izlenim, Çiller Mesut Yılmaz’ın aksine kesinlikle siyaseti düşünmüyor.

ABD’nin eğittiği peşmergeleri sınıra yığıyor

SANIYORUM ilk kez Sedat Ergin yazmıştı. Körfez Savaşı’ndan önce ABD 7 bin civarında Barzani milisini Türkiye üzerinden Guam’a götürüp eğitmişti...
/images/100/0x0/55eaf8dbf018fbb8f8a29da1
O günlerde bu olay "güncel heyecan takvimi"nde parladı ve söndü...

Unutuldu... Şimdi acıyla hatırlayalım..

Ankara’ya ulaşan bilgilere göre ABD Barzani milislerini ordulaştırmak için verdiği bu eğitime daha sonra da devam etmiş. Ankara bunu Saddam’a karşı diye düşünmeye çalışmıştı.

Günün birinde gelip NATO müttefiki ve "dostumuzun" eğittiği peşmergelerle karşı karşıya kalacağımız bu kadar net ve acı bir şekilde görülebilir miydi?

Peşmergelerin kıyafetlerine bakın. Aynı ABD’nin deniz piyadeleri gibi giydirilmiş...

Şimdi gelen bilgiler, eğitimin 30 bin civarında peşmergeye verildiği yolunda.

Üstelik önünde de bir ABD kalkanı var. Barzani açıkça söylüyor:

- Girerseniz savaşırız...

- Peki, savaşacak askeri var mı?

- ABD’nin eğittiği peşmergeler var..

Belli ki peşmergeler ve PKK, Kuzey Irak’ta Türk askerlerine karşı vur kaç yapacaklar... Bundan ötesi ABD ile çatışmadır... Ne acı değil mi?
X