"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Neden birine değer verdiğinde sonu hep hayal kırıklığı oluyor

Merhaba Güzin Ablacığım, ben 18 yaşında bir genç kızım ve size Fransa’dan yazıyorum.

Orada doğup büyüdüğüm için Türkçem’de biraz eksikliklerim olabilir, o yüzden sizden şimdiden özür diliyorum.

Yazılarınızı her gün internetten takip ediyorum. Güzin Ablacığım, bence hayat güzel ama dünya çirkin, gün geçtikçe daha da çirkinleşiyor ve yaşamak gittikçe zorlaşıyor. Ne yazık ki gittikçe insanlar da insanlıktan çıkıyor.

Neden birine değer verdiğin zaman sonu hep hayal kırıklığı oluyor? Halbuki bence günümüzde gerçek sevgi çok nadir ama bulanlar nedense hiç kıymetini bilmiyor. Neden başkaları için unutmak bu kadar kolay oluyor? Ben neden, beni unutanı unutamıyorum?

Ama... Unut demekle de olmuyor ki... Allah’ım hiç kimseyi sevenlerinden ve sevdiklerinden ayırmasın. Ben şimdiye kadar zoruma gideni hep içime attım Güzin Ablacığım...

Hani derler ya her insanın kendine göre bir derdi, sevinci, hüznü veya mutluluğu vardır diye... Benim de size yazmak ve bunları paylaşmak geldi içimden... Belki sorularıma cevap bulmak için, belki de sadece biraz içimdekileri dökmek için...

Cevap verseniz de vermeseniz de canınız sağ olsun. Kendinize iyi bakın Güzin Ablacığım...

Zamanınızı aldığım için sizden özür dilerim.

RUMUZ: ALEVİ KIZ

Güzel kızım, bir kere kendine haksızlık etme, Fransız ekolünden olman nedeniyle, her yere apostrof yerleştirmen dışında hiç de kötü değil Türkçen... Tam tersine, çok güzel yazmışsın, söylemek istediklerini çok iyi anlatmışsın. Sana katılıyorum ve okurlarım arasından da sana katılan pek çok genç olduğunu biliyorum.

Satır aralarından, bir de rumuz olarak yazdığın "Alevi kız" tanıtımından anladığım kadarıyla sıkıntın biraz da bu mezhep ayrılığından kaynaklanıyor olmalı. Evet haklısın, insan bazen isyan ediyor hálá bu çağda bu tür takıntılar olmasına, değil mi? Artık aşk ve sevgi anlayışı o kadar değişti ki eskiye oranla, nasıl tüm güzel değerlerimizi yavaş yavaş yitiriyorsak, her şeyi maddiyat seline kaptırmış gönderiyorsak, aşk ve sevgi de bir anlamda bu akıntının kurbanı olmak üzere... Yine de umudumuzu kesmeyelim güzel kızım, bazen o kadar güzel yürekli, o kadar tertemiz ruhlu, sevgi dolu insanlar var ki... Yüreğimize su serpiyorlar...

’Hiçbir kız ile çıkmayan erkeğe ben erkek demem’ diyorlar

Merhaba Feyza Abla, ben 15 yaşında bir delikanlıyım. Şu ana kadar hiç kız arkadaşım olmadı (şimdilik istemiyorum da) ama etrafıma bakıyorum da tüm kızlar sevgili bulma arayışındalar. Bir de bize diyorlar ki; "Şimdiye kadar hiçbir kız ile çıkmayan erkeğe ben erkek demem." Biz de soruyoruz, "Peki ya senin kaç arkadaşın oldu?" diye. 10’un üzerinde isim sayıyorlar bize. Bunları bu hale getiren şey nedir abla?

Biraz beklesinler büyüsünler, belirli bir yaşa gelsinler, sonra ne halt etmek isterlerse etsinler. Ben flört etmediğim için hiç eksiklik hissetmiyorum.

Toplumun ahlak koruyucusu tabii ki ben değilim ama içten içe üzülüyorum. Eğitimim ve geleceğim her şeyin üzerinde benim için. Nasıl olsa büyüyünce hepsi ayaklarımızın altında ezilecekler.

RUMUZ: NEFRET ETTİM ARTIK


Bak şimdi bir çuval inciri berbat ettin bir tek satırınla... Güzel ve mantıklı başladığın bir mektubu son satırına kadar ilgiyle izledim ama son satıra gelince bozuldum sana.

Bu nasıl şey böyle... Ne demek "Ayaklarımızın altında ezilecekler..." Kim ezilecek, kimi ezecek? Dur bakayım orada. Aklın sıra o zaman kızlardan intikam mı alacaksın, böyle mi düşünüyorsun...

Ne kadar saçma...

Aman oğlum, bugün artık erkeğin ayağının altında ezilecek tipte kız mı var... Kızlar da akıllandı, kendilerini elbette ezdirmiyorlar. Anladığım kadarıyla sen şu "Kızla çıkmayan erkeğe erkek demem" sözcüğüne takılmışsın. Buna kızmakta haklısın. Ben de kızdım... 15 yaşındaki küçücük kızların böyle bilmiş bilmiş konuşmalarından ben de hiç hoşlanmıyorum. Yaşlarından büyük işlere bulaştıklarında yine zararlı çıkan kendileri oluyor çünkü. Dediğim gibi sana hak verecektim ama ah şu son satırdaki saçmalaman olmasaydı...

Dayan Koca Adam

Lütfen bu maili okuyun ve elinizden geleni yapın. En azından köşenizde bu olayı belirtin. Sizden tek ricamız bu. Herkese, mail listenize duyurun bunu; hem de acil olarak. Aşağıdaki yazıyı olduğu gibi gönderin herkese...

Bir hayat kurtaracağız, ne olursunuz, bir kişi bir kişidir herkese gönderin bunu. Utanmaya sıkılmaya gerek yok bizim canımız, ciğerimiz Anıl Aydın kan kanseri evet bildiğiniz lösemi...

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatıyor şu anda.

Bu yazıyı gönderdiğimiz herkese güvenerek, inanarak gönderdik. Bu yazı sana ulaştıysa bil ki Anıl için ciğeri yanan biri sayesinde ulaştı.

Yollama bu maili 10.000 kişiye, 5 gün içerisinde dileğin gerçekleşmez, sadece kan ver yeter, belki de o ilik sende... Ve kan vermeye hazır arkadaşlarına, eşine, dostuna gönder bu yazıyı, bu maili... Bize silinmiş öğeler değil, kan lazım, ilik lazım...

Uygunsa, hemen ver iliğini, biz de sana canımızı verelim. Kemoterapi yapılamadı! Tek çözüm ilik nakli; elimizde kalan süre 60 gün. Anıl için, canımız için iliğinin uyup uymadığını öğrenmek için... Kan tahlili yaptırmak isteyenler, ki bu mail ulaştıysa vermeme gibi bir durumun olacağını düşünmüyoruz çünkü sen de "Dayan Koca Adam" diyorsun demek ki bizim gibi... Aşağıdaki adreslere gidip 10 dakika ayır yeter...

İstanbul: Çapa Tıp Fakültesi Temel Bilimler Binası

Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

Ankara: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

İzmir: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

"İnşallah benim iliğim uyar" demek için arayabileceğiniz telefon numaraları:

Annemiz Nazan Aydın: 0 506 533 82 33

Dayımız Gökhan Serttaş: 0 542 362 43 43

Ev arkadaşı, canı-ciğeri Yalın Doğu Yarkaya: 0 532 303 17 63
X