Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Necati Zincirkıran ve anılar!

GENEL Yayın Müdürlüğü gazetecilikte zirvedir. Buraya ulaşmak elbette ki çok zordur.

Yalnız bizden önceki kuşağın değil, tüm zamanların en önemli genel yayın müdürlerinden biri olan Necati Zincirkıran 55 yıllık gazetecilik anılarını bir kitapta topladı:

"Olaylar, Anılar ve Gerçekler" (Epsilon Yayınevi- 0 212 295 45 95)

432 sayfalık bu değerli kitap, Babıáli’nin son yarım yüzyılını anlatıyor. Necati Zincirkıran, benim de genel yayın müdürümdü... Bana yolladığı kitabının birinci sayfasına:

"Sevgili Rahmi Turan’a, birlikte geçen heyecanlı günlerin anısına, takdirlerimle..." diye yazıp imzalamış... Gerçekten birlikte heyecanlı günler, aylar, hatta yıllar yaşadık.

Bir tarihte mafya bozuntusu bir saldırgan, Günaydın Gazetesi’ni basmış, kurşunlar yağdırmıştı. O kanlı olayda iki arkadaşımız Akgün Tekin ve Ahmet Vardar yaralanmış, kurşunlardan biri Necati Zincirkıran’ın kulağını, biri de benim karnımı sıyırarak geçmişti.

O tarihte genç ve atletiktim, karate dersleri alıyordum... Silahlı kabadayıyı uzun süre kovaladım ve sonunda üzerine atlayarak etkisiz hale getirdim. Adamı kulağından tutup, tabancasıyla birlikte Sultanahmet’teki Alemdar Karakolu’na teslim ettik.

Bir defasında Günaydın Gazetesi’nin Ankara baskısında bizden habersiz, biçimsiz bir haber yayınlandı. Haberin sorumlularını cezalandırdık elbette... Süleyman Demirel’in ilk başbakanlık dönemiydi. Bu habere kızmıştı. Dava etti. Mahkeme haberi yazan muhabir Necdet Onur’u tutukladı. O tarihte Sorumlu Müdür olduğum için ben de tutuklandım.

Necati Zincirkıran’ın Ankara’da, beni hapisten kurtarmak için gösterdiği çabayı unutamam. Bir süre sonra mahkeme bizi suçsuz buldu ve beraat ettik.

Günaydın Gazetesi’nin Başbakan Demirel ile kavgası böyle başladı ve bir buçuk yıl sonra 12 Mart Muhtırası ile bitti. Muhtıra, Demirel’i başbakanlıktan etmişti!

Daha ne anılar var Zincirkıran’ın kitabında...

Benim Günaydın’dan ayrılıp, kırk arkadaşımla birlikte Sabah Gazetesi’ni kuruşum...

Babıáli’de esen Asil Nadir fırtınası... "Türk basınını ıslah edeceğim" diyen Asil Nadir’in Günaydın Gazetesi’ni satın alışı ve kısa bir süre sonra batışı...

Erol Simavi’nin vefasızlığı... En zor günlerinde kendisini kurtaran Necati Zincirkıran’ın eriştiği gücü kıskanarak işine son vermesi...

Aydın Doğan’ın Milliyet’i satın aldıktan 15 yıl sonra 1994 yılında Hürriyet Gazetesi’ni de satın alışı... Babıáli’de gazeteci ayaklanmaları... İki büyük patron Haldun Simavi ile Erol Simavi kardeşlerin yol ayrımı... Bir başka büyük patron Dinç Bilgin’in dramı...

Erol Simavi, Hürriyet Gazetesi’ni neden sattığını Necati Zincirkıran’a şöyle açıklıyor:

"Oğlum çalışmadı, gazeteye sahip çıkmadı, beni büyük borçlara soktu. Ben, çocuktan yana mutsuzum, bedbahtım. Hürriyet’i bu yüzden Aydın Bey’e sattım."

Necati Zincirkıran, kitabında şu görüşlere de yer veriyor:

"Bana göre Aydın Doğan’ın yaptığı en akıllı iş, sağlam bir aile yapısı içinde yetiştirdiği kızlarının dördünün de çok iyi eğitim almasını sağlamış olması ve onları medya işinin içine sokmasıdır. Bildiğim kadarıyla kızları, dünyada, en iyi ekonomi, gazetecilik, iletişim ve bilişim eğitimi veren üniversitelerde okumuş ve yüksek lisans yaptıktan sonra Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ da, 80’li yılların sonundan itibaren Milliyet’te Genel Müdürlük yapan Kemal Kınacı’nın yanında yetişmiş ve bugün grupta en üst düzey medya yöneticisi konumuna gelmiştir."

Zincirkıran
"Gazetecilik kolay bir iş değildir. Bir kez daha vurgulamak istiyorum: Önce adam gibi adam olmayı gerektirir. Böyle adam gibi adam, bugün kaç tane var?" diyor. Gazetecilik okullarında ders kitabı olacak nitelikte önemli bir eser bu...

NOT: Necati Zincirkıran eserini, bu cuma günü saat 16.30’dan itibaren TÜYAP Kitap Fuarı’nda okurlarına imzalayacak.
X