Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ne Şam’ın, ne Beyrut’un

    Hürriyet Haber
    16 Şubat 2005 - 00:00Son Güncelleme : 16 Şubat 2005 - 00:01

    DIŞARIDAN bakıldığı takdirde Lübnan tá ezelden beri hem ahali, hem de mekán itibariyle Arap áleminin en ‘Avrupai’ ve ‘Batılı’ ülkesi olduğu izlenimini verir.Beşikten itibaren yabancı dil öğrenen, sonra da Cizvit kolejlerinin ve Amerikan üniversitelerinin ‘rahle-i tedrisi’nden geçen yüksek gradolu bir ‘intelligentsia’.Ecdád Fenikelilerin merkantil ticaret yolunu izleyip, Kara Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dört bir yana el atmış girişimci ve zengin bir yurtdışı diasporası.Yakamozla pırıldayan ‘El Hamra’ caddesi ve Feyruz leylisiyle şakıyan müzikholle iç savaş öncesine dek ‘Ortadoğu’nun Paris’i addedilen bir başkent.Cebel zirvesine çıkarken de İsviçre’yi andıran bayındır bir kar manzarası.Evet evet, epey gittim, zahiren bakıldığında Lübnan ‘Avrupai’ ve ‘Batılı’dır!* * *AMA hep ‘dışarıdan’ ve ‘zahiren’ diye vurguladım, çünkü bunlar aldatıcıdır. Cilá kazındığı an, bir dinler; altında mezhepler; daha altında da aşiret, klan ve tarikátlar yumağı olan Lübnan’ın aslında vahim feodal özellikler taşıdığı göz çıkartır.Falih Rıfkı’nın ‘Zeytindağı’ hatıratında ve Refik Halid’in ‘Sürgün’ kitabında da saptamış oldukları ağalık, ataerkillik ve pederşáhilik dokusu geçen Yüzyıl başlarına uzansa bile, esas itibariyle bugün de fazla bir şey değişmemiştir. Zaten eğer söz konusu ülkede illá bir ‘Batılılık’ (!) aranacaksa, bu, ancak, genelde Doğu toplumlarına yabancı olmasına rağmen Lübnan’da, muhtemelen Haçlı Seferleri ertesi kurulmuş Latin senyörlüklerin çağdışı ve anakronik bir kalıntısı olarak devam eden o feodalizm olabilir. İşte, eski başbakan Refik Hariri’nin önceki gün Beyrut’ta korkunç bir suikastle katledilmesini de yukarıdaki genel çerçeve içine oturtmak gerekiyor.* * *İLKİN, velev ki Şam derhal ‘másumiyet’ ilán ederek cinayeti lánetlesin.Velev ki, adı işitilmemiş ‘Şarki Zafer Ve Cihad’ örgütü suikastı üstlensin.Şüphe oklarının Suriye’ye yönlenmesi kadar normal bir şey düşünülemez. El insaf, becerikli profesyoneller Beyrut’un göbeğinde tonla dinamit patlatacak da, Lübnan’ı baba Esad döneminde işgal etmiş bir Şam bundan haberdar olmayacakBırakın ülke nabzını, çeşit çeşit ‘muhaberat’ servisleriyle uçan sineğin kanat sesini bile dinleyen Suriye’nin kulağı şimdiki patırtıyı duymayacak. Breh, breh, breh!Buna bir avanak çocuklar; iki, sivri küláhım; üç de, İslami hissiyatlı bir gazetemizde komplo teorileri uyduran ve her şeyin altında ‘ABD - İsrail parmağı’ keşfetmekle dış politika yorumu yazdığını sanan cinsten paranoyak fanatikler inanır. Kaldı ki, müteveffa başbakanın, Şam’ın ‘böl yönet’ politikasına cuk oturan feodal statükoyu iktidarı sırasındaki sosyal modernleşmeyle kısmen sarstığı; artı, yeni koalisyonla da gelecek seçimlerin muzaffer adayı olduğu düşünülürse, zaten sabıkalı Suriye’nin Hariri’yi ‘temizlemesi’ maddenin tabiatına sonsuz uygun bir gelişmedir. Öküz altında buzağı aramanın álemi yok, ‘kokusu’ çıkarsa ispatını göreceğiz. * * *FAKAT esas merámım şu ki, küçümser edáyla değil işte en ‘Avrupai’ Lübnan dahi böyle olduğundan, ülkemin Ortadoğu kábusundan kaçmasını istiyorum. AB ‘can simidi’ne babamın hayrına değil, araç bir yöntem olarak sarılıyorum. Hele hele, ‘Apo gitti, kavga bitti’ naifliğiyle bizim şimdi de, her melánete bulaşık Suriye’yle flörte geçtiğizi görünce, rizikoyu sezip, tam istim tüymek istiyorum.Aman aman, Şam’ın şekeri de, Beyrut’un ‘El Hamra’sı da kusur kalsın ve istikámetimiz dosdoğru, ‘el sukûnet’ ve ‘el sulh’ siyaset coğrafyaları olsun!
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı