Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ne olacak Hatoyama’nın hali?

HABER dört dörtlük olana kadar temkinliyim, hemen kaleme sarılıp fikir açıklayamam. Doğrulatmadan, ne olup bittiğini iyice anlamadan yorum yapmak becerebildiğim bir şey değil.

En iyisi bugün Yukio Hatoyama’dan söz edeyim.

Çünkü dedim ya, Meclis Başkanı’na suikast girşiminde bulunacağı hükümet tarafından doğrulanan, genelkurmay açıklamasına göre aslında bir başka meslektaşını izlemekle görevlendirildikleri açıklanan subaylar olayı iyice karmaşık.  

En iyisi ben Hatoyama’dan söz edeyim. Japonya’da 50 yıllık muhafazakar yönetimi sarsarak iş başına gelen yeni Başbakan’ı sarsan yolsuzluk ile ilgili tavrını anlatayım.

Çünkü Erzincan ve Erzurum’da iki savcının birbirlerine açtığı davalar da çok karışık. Ne yazarsınız? MİT, polis ve jandarmanın arasındaki kapışmayı anlamak bu toz duman arasında mümkün değil. Devlet içindeki çatışmaların böylesine keskinleştiği dönemlerden ilk kez geçmiyor Türkiye ama bu farklı. Devlet çatırdıyor. 

Hatoyama
diyordum, seçim öncesi toplanan bağışlarla ilgili bir danışmanının sahtecilik yaptığı ortaya çıkınca halkın karşısına çıkıp özür diledi.

Dün sabah düzenlediği basın toplantısında Hatoyama, “Bu durumla ilgili kendimi çok ciddi biçimde sorumlu hissediyorum” dedi. Japonlara imrendim. Bir gün ben de bir yöneticinin, asker sivil fark etmez, “şu iş nedeniyle kendimi çok ciddi biçimde sorumlu hissediyorum” dediğini duyacak mıyım acaba?

* * *

TEKEL
işçileri 10 gündür eylemde. Hükümetin tepkisi ne kadar sertti. Gerekçe eylemlerinin yasal olmadığıydı.

Ama önceki gün Avrupa Birliği Baş Müzakerecimiz Egemen Bağış, gazetecilerle bir araya gelmiş (haberi gazetelerden okudum ben de) AB reformları için “takvim saptanmasını isteyeceğim” demiş.

2008 yılında yayınlanan ulusal programda takvim vardı.

Dün baktım, mesela Sosyal Politika ve Mevzuat Uyum Takvimi’ne göre işçilerin grev hakkının düzeltilmesi ile ilgili reformların 2009 içinde gerçekleşmesi öngörülmüştü. 

Kamu işçilerinin grev hakkı da dahil. Reformlar bu yıl içinde yapılsaydı, belki de bu sertlik yaşanmayacaktı. Kim bilir?

Nerede kalmıştım, Hatoyama’nın partisi için toplanan bağışların kimler tarafından geldiği tam olarak belli değil. Savcılık soruşturmasında bağış yapmış görünen bazı isimlerin yaşamadıkları ortaya çıktı, listede ismi olan bazıları ise böyle bir parayı vermediklerini söylediler.

Hatoyama
, savcıya göre suçlu değil, yardımcısı işleri karıştırmış. Ama Hatoyama, “Böyle bir soruna neden olduğum için herkesten çok özür diliyorum. Emin olun bu olayla ilgili hiç bir bilgim yoktu” diyor.

* * * 

DÜN
sabah Diyarbakır’da operasyon vardı. Belediye Başkanları gözaltına alındı. Kürt meselesinin çözümü ya da resmi adıyla Milli Birlik projesi’nin ilk somut adımları biraz tuhaf olmadı mı? Parti kapatma, belediye başkanlarının gözaltına alınması filan.

Neyse yazıyı Hatoyama’nın beni en çok etkileyen sözleri ile bitireyim.

“Evet özür diliyorum ama görevime devam etmek istiyorum. Çünkü istifam, hükümet değişikliği istediğini oylarıyla gösteren halka karşı sorumsuzluk olacak. Ama eğer halk bu yönde sesini yükseltirse, istifa ederim.”

Ne olacak bu Hatoyama’nın hali? 

X