Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ne konfederasyonu?

Oktay EKŞİ

Tanrı biliyor, ‘‘Acaba, dedik biz mi yanlış anımsıyoruz, pek heyecanlanmış görünen sevgili meslektaşlarımız mı?’’

Bize bu soruyu, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye Dışişleri Bakanı Cem'in, ‘‘Kıbrıs'taki Türk ve Rum devletlerinin artık ancak bir konfederasyon çerçevesinde bir araya gelebileceklerini’’ açıklamaları sordurdu.

Doğrusunu isterseniz biz bu ‘‘Konfederasyon’’ önerisini 1997 haziran ayında Rauf Denktaş'ın ağzından bir kere daha duyduğumuzu anımsıyoruz.

Hafızamız yanıltmıyorsa, o tarihlerde Denktaş ile Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın isteği üzerine bir araya gelmişlerdi.

İki tarafın Kıbrıs sorununa çözüm arayışları devam ederken Avrupa Birliği, ‘‘Biz Kıbrıs'ın birliğe girmesi ile ilgili olarak Rum Yönetimi'yle yapacağımız görüşmelerin takvimini aynen uygulayacağız’’ diye bir açıklama yapınca, Denktaş, ‘‘Madem Türkler'in eritilmesini amaçlayan bir plan uygulanacakmış, ben burada kiminle neyi konuşuyorum?’’ şeklinde özetlenebilecek bir tepki göstermiş ve özetle ‘‘Bundan sonra ancak bir konfederasyon formülünü görüşebilirim, başka hiçbir şeyi değil’’ demişti.

Anımsayacaksınız, daha sonra da ‘‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin öteki ülkeler tarafından da tanınması’’ koşuluna bağlı olarak bu konuda daha esnek bir tavır sergilenebileceği mesajları dünyaya verilmişti.

Şimdi ne oldu?

Sayın Denktaş ile Sayın Cem bu formülü dünya kamuoyuna tekrar sundular.

Böylece de ‘‘Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin barış ve diyalogdan yana olduğu’’ iddiasını tekrarlamış oldular.

Yıllardır yazıyoruz:

‘‘Kıbrıs Rumları ve Yunanistan bu sorunu kendi güçleriyle çözemeyeceklerini bildikleri için Avrupa Birliği sırtından (Türkiye ile Avrupa Birliği'ni karşı karşıya getirerek) çözmeyi umuyorlar. Onun için böyle ikili diyaloglara veya konfederasyon formüllerine yanaşmazlar.’’

Kaldı ki Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kıbrıs'ta çözüm bekleyen bir mesele varmış gibi davranmasının da hikmetini anlamak zor.

Türkiye niçin ‘‘Kıbrıs sorunu bizim açımızdan 1974 Barış Harekâtı'yla çözüme kavuşmuştur. Bir iddiası, konuşacak bir meselesi olan varsa, buyursun, konuşalım’’ demez de, elinde dilekçeyle onun bunun ardında dolaşır, siz söyleyebilir misiniz?

Öte yandan ‘‘konfederasyon’’ lafı güzel de, bunun gerçekleşmesi için önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınmış olması gerekiyor.

Siz onu sağladığınız zaman da mesele zaten nerdeyse bitmiş oluyor.

Demek istediğimiz basit: Kimse şov yapmasın, kimse başkasını enayi sanmasın. Türkiye yerini iyi tayin etsin, orada sağlam dursun yeter.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI