"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Ne kadar ekmek o kadar köfte

Bak şimdi, olacak iş mi? Sağlık Bakanlığı, bir genelgeyle, ekmek arası köfte, kokoreç vesaireyi yasakladı.

Tamam, vurmadan önce hak vereceğim.

Hijyen önemli bir şey.


Sokakta açık vaziyette satılan yiyecekler hakikaten sağlığa zararlı.


Hepimiz sağlığımıza dikkat etmeliyiz.


İyi şeyler yemeli, dengeli beslenmeliyiz.


Ama gel de bunu sabaha karşı Taksim Meydanı’nda benim mideme anlat.


Dinlemez, biliyorum. Çünkü ben kendimi tanıyorum.


O bünye, ne kadar zararlı olduğunu bilse de illa ki o mis gibi kokan kokoreçi, o köfte ekmeği yiyecek.


Şöyle düşünün.


Gece dışarı çıkılmış.


İstiklal Caddesi boyunca dizilen barlar tırmalanmış.


Bu arada zaten gece boyunca yarım paket filan sigara ile mebzul miktardaalkol içilmiş.


Dünyanın var olan halinden tamamen olmasa da kısmen kopulmuş.


Artık eve dönme zamanı.


Fakat birşeyler eksik.


Nedir o eksik olan.


Kızılkayalar’da hamburger de olabilir, Bambi’nin efsane olmuş dilli kaşarlı tostu da...


Eğer yancınız varsa, yani iki kişiyseniz, Taş Fırın’ın kavurmalı kaşarlı pidesine de girişilebilir. Çok da iyi olur.


İmam Adnan Sokak’tan aşağı inip, Bubble’ın oradan sağa saptı mı, köşede primitif bir dürümcü var.


İşte esas o beni öldürüyor.


Ne zaman yesem kesin gastronomik bir kriz yaşanıyor bünyede.


Ama kendimi tutamıyorum.


Tam o kebabın nar gibi olmasına yakın, pideyi ocağın üstüne atmıyor mu adam, kesinlikle aklımı kaybediyorum.


Karnım tok olsa da gözüm doymuyor.


Şampiyon Kokoreç sevenleri karşıma almak istemem, ama bence kokoreçin şahı hala sokakta yapılıyor.


Hele o Sainte-Pulcherie’nin (h harfinden sonraki e’nin üzerinde aksan da olacak ama beceremedim. Sainte-Pulcherie’lilerin bu konuda ne kadar hassas olduklarını bilirim de...) sokağındaki kokoreççi yok mu...


Akşam üstü tezgah açar.


Ve gece yarısından önce bütün kokoreçini bitirmiş olur.


Benim gibi fanatikleri çoktur.


Kokoreç yemek için o arkadaşın tezgah açmasını bekleyenler olduğunu biliyorum.


Sonra... Sonra maça gitmişsiniz.


Maçtan sonra azmış ve acıkmış ruhunuzu biraz yatıştırabilmek için stad önündeki köfte-ekmekçilerden yardım alırsınız.


Bilirsiniz ki tükürük köftesi iyi bir şey değildir. Bir kere adı iğrençtir. Ama bünye bunları dinler mi hiç?


İlla ki yiyecek o mis kokulu köfteyi.


Köftenin yanına biraz dilimlenmiş domates, biraz soğan, ekmek de biraz ızgaraya bastırılırsa...


Vallahi şimdi bile canım çekti.


Haydi bütün bunları geçtim.


Peynir mevzuu ne olacak.


Köy pazarındaki otlu peynirleri vesaireyi ne yapacaksınız.


Olmaz.


Bu işi böyle yürümez.


Zayıf bünyeli ve anti-hijyen yiyecek bağımlısı kitle birleşmeli ve bu genelgeyi protesto etmeli.


Sloganımız da hazır: Ne kadar ekmek o kadar köfte.


Yaşasın tam bağımsız zayıf bünyeler.


Yaşasın şanlı kokoreç mücadelemiz.

 

X